Evimizle baş başayız

Hüseyin Eren 14 Nisan 2020 Salı, 07:30

Hastalık süreci alışkanlık derecemizi, iç yapımızı ele verdi; ilk sokağa çıkma yasağı akşamı yaşananlar durumumuzun açık hali değil mi? Hoş bu manzaralar ülke genelini yansıtmıyor, yansıtamaz da; fotoğraflar da bizim fotoğraflarımız!

Abartılı, yalan yanlış haberler yorumların azımsanmayacak derecede olması da diğer bir üzücü durum. Yalana alışmış, sahteye meftun olmuşa doğru rahatsız eder, gerçek çarpar! Kola alışkanlığı, içki alışkanlığı gibi bir şey; belki ötesi!

Yalan söylemek ve yalanın kısa zamanda dünya turuna çıkması aynı yere doğru gibi gelmesi; dijital çağ çılgınlığı değil de ne!

Sanal teröristler sahiciliği bombalıyor; zihinleri karartıyor, kalpleri ifsat ediyor. Gerçekle suret yer değiştirmiş, hakikat aranmaz hikmet sorulmaz olmuş!

Baklavacı kuyruğunda ne arar hakikat? Güneş var, ay var, yıldız var, bahar geldi kuşlar cıvıldıyor; bunlar ne demek istiyor, oyuncak olsun diye yaratılmadı, biz de oyun olsun diye gelmedik buraya.

Görünmez bir virüsle eve kapandık, aman bağışıklık sistemimiz sağlam olsun; evet elbet sağlam olsun, sağlıklı olalım, sağlıklı düşünelim, sağlıklı hissedelim, sağlıklı yaşayalım; sonra; bu kadar mı?

Bu hayat kadar şey için mi?

Mideden öte bir şeyler fısıldar durur kalbimiz, arabanın arıza sesine hassas olduğumuz kadar buna hassas olmayız. Kalp evi harap; evlerimizin mefruşatı şık ve gösterişli!

Çek paylaş sendromu!

Kim hasta kim değil? Sahte suret üzerinden saldırganlık, sahte alışkanlık açlığında çılgınlık; ürkütüyor, korkutuyor doğrusu!

Virüs okumalarında yetersiz kaldık; hâlbuki her gün bilgi obezi oluyoruz ekranlarca! Nafile bakıyoruz sanal saltanata!

Virüsten sonra dünyada çok şey değişecek deniyor. Bizim hakikat dünyamıza ne katacak bu değişim; ne kötü halden kurtaracak da ne iyi hale getirecek?

Hepimiz ve her birimizin gerçeklik dünyasına ne imar edecek bu değişim; nihayetinde aklımız kalbimiz ve evimizle baş başayız; mahalle şehir ülke dünya sonra gelir.