Dönen Dünya

Hüseyin Eren 23 Mayıs 2017 Salı, 09:44

Günler döner, mevsimler değişir, anlar akar. Sabit olan ne ki? Dünya ne diye durmadan döner; hem döner hem gider!


Zaman kimim elinde sabit? Kim sevinçte daim kalmış, kim kederde devamlı durmuş? Aziz olanlar hep aziz, zelil olanlar hep zelil mi olmuş?


Nice insanlar, nice devletler, nice medeniyetler gelmiş geçmiş; şimdinin akışı dünün akışından farklı değil. Su aynı olmasa da nehir aynı nehir ve akıyor...


Niye sevinir, niye üzülür insan? Boyutların bittiği, renklerin rengini yitirdiği yere varıncaya kadar ağlar ve güler!


Doğuma sevinir, ölüme üzülür doğal olarak. Doğasında vardır ebediyet aşkı; o derin boşluğu hiçbir dünya kazancı dolduramaz.


Tuttuğu takım kazanınca sevinir, sevdiğini yitirince üzülür, gördüğü rüyadan umut devşirir. Sebebi yokken sevinç yumağına döner, sebepsiz kasavet kapanına kapılır! Yine de bir sebep uydurur bütün bunlara!


Havadan der, hadiselerden der, hiçbir şey bulamazsa siyasetçilere çatar, hükümete verir veriştirir, devlete laf söyler! Neyi nerede kaybetmiş, nerede arar bilmez.


Bilgi yüklüdür fakat hikmet yoksunudur; günlerin değiştiğini düşünmez, ardındaki anlamı da aramaz. Arabanın konforlusunu, evin lüksünü, akıllı telefonun yeni versiyonunu düşünmeden de edemez. Bu kadar bağlarla bağlanmış, hür düşüncenin derinliklerinde kendini araya bilir mi? 


Tüketim tapınaklarında gün sabittir; karanlık ve suni ışıklar zamanı unutturur, mekândan koparır, kendini taksitlere kıydırır! Ay yoktur, güneş yoktur, yıldız yoktur, toprak yoktur orada; markalar vardır, elektronik ayartı vardır, sanal ayrıntı vardır. Çiçekler plastik, tebessümler suni, bakışlar bayağıdır!


Kapitalizm dünyayı küçük bir köy, büyük bir AVM'ye dönüştürdü; gerçekliği sanallaştırdı, sanal gerçeklik oluşturdu. Hız ve ayrıntı ayartısında boğdu akılları, kalpleri. 


Gönüllü esaret esaretlerin en büyüğü. Kendini hapiste görmeyen hürriyet arar mı? 


İyi ki dünya dönüyor, iyi ki dönen dünyada iyilikleri çoğaltmaya çalışan insanlar var. Ne diyordu Sezai Karakoç: " Kötülükleri yok edemeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz."