Darbelerin devrini bitirmek

Hüseyin Eren 30 Ağustos 2016 Salı, 09:57

İlk darbe başbakan astı, son darbe millete kurşun sıktı; fark ne?

Hem ilk darbe olmasaydı son darbe olmayacaktı; bütün ihtilallerde 27 Mayıs'ın hissesi var.

Bugün bir darbe Anayasasıyla yönetildiğimizi de unutmayalım; darbeciler bu denli devlete ele geçirmiş ve derinlemesine sinsice işlemişler.

Darbe üreten sistemi bütünüyle bozmadan yeni darbe olmayacağını kim söyleyebilir?

60 ihtilalini yapanlar nasıl bir eğitim sisteminden geçtiler, neye dayandılar, hangi ideolojiye abandılar da milletin seçtiğini indirdiler, yetmedi astılar?

27 Mayıs'a millet 15 Temmuzda cevap verdi.

Yeni dönem, Yenikapı'ya açıldı, açılıyor, açılacak...

Yenikapı ruhunun vatan sathına yayılması, ruhlara işlemesi; tarihiyle, medeniyet kuran geçmişiyle, medeniyet kuracak geleceği ile buluşması...

Bir temenni, bir istekten öteye geçmesi için;

Eğitim sistemimiz hurafelerden, ideolojilerden, safsatadanlar arındırılıp yenidünyaya, yenidünyamıza, yeni ruhumuzu, hatırladığımız hafızamıza, yakaladığımız kimliğimize, eriştiğimiz kökümüze göre yapılmalı değil mi?

Acil önlem olarak kurumların, kuralların değişmesi bugün için yerinde; fakat gelecek için yetersiz. Acilen ana bir yasa ile devleti baba gibi yönetecek ve bizi medeniyet kuruculuğuna taşıyacak bir eğitim sistemi geliştirmeli, kurmalı ve uygulamalıyız.

Yoksa başka bir zaman başka bir sinsi adamlar grubu çıkar darbeyi başka şekilde yapar.

Darbe üreten sistemin kökünü kesmek, beslendiği zemini kurutmak, zihni alt yapısını çökertmekle darbeler devrini tamamen kapatabiliriz?

Bize Sinan lazım, Itri lazım, Baki lazım; bugünün Sinan'ı, bugünün Itri'si, bugünün Baki'si.

Bunları yetiştirecek zemin, bunları besleyecek toprak, bunları büyütecek su, bunları yeşertecek güneş lazım.

Medeniyet toprağı, ilim suyu, irfan güneşiyle yetişir saydığımız zevat ve bunların üzerine kurulu yönetim erki.

Daha yolun başındayız, bu başa zor geldik; zor günlerden de geçiyoruz, terörle canımızı kastediyorlar. Farkında değiller ama Yenikapı ruhunu körüklüyorlar; kendileri küçüldükçe küçülüyor, küçüldükçe canileşiyor, canileştikçe küçülüyorlar.

Ölüm onları çoktan öldürdü, hem de kaç defa; her nefes aldıkça ölüyorlar.

Kaçacak yerleri, sığınacak zamanları yok.

Ne tarihte, ne vicdanlarda...