Büyük bulmaca

Hüseyin Eren 01 Ocak 2019 Salı, 08:04

Taşlar zamanla oturuyor; zaman taşları oturtuyor. Kabiliyetler ne yönde ise inkişafda o yönde oluyor; Yaşın ilerlemesiyle bu hal kendini daha belirgin gösteriyor.

Düşünce taşları sağlamlaşıyor, duygular derinleşerek kıvamına eriyor; eriyen zamanla birlikte.

Adı üstünde "delikanlı"değinildir artık; uğratılan çok limandan bir çok tecrübe devşirilmiştir. Tecrübenin tarifi tecrübe edilenlerce değişiktir; acının, naifliğin renkleri adedincedir.

Yere, sarı yapraklara yakındır bakışlar; ufuk sarıdan kızıllığa doğru akmakta, eşya daha belirgin, hadiseler daha anlamlıdır artık.

Hüzünse hüzün, sevinçse sevinç; geçmiştir bir ömür. Değmemiştir öfkeye, değmememiştir kırmaya, kırılmaya... Ne çare anlamak için geç olmuştur; çare ki yine de olmuştur.

Hayat devam ediyor, dünya gizemi ile yolculuğunu sürdürüyor, zaman yeni serüvenlere taşıyor. Her devrin kendine göre güzelliği, kendine göre estetiği var; kopulur mu hayattan, okumaktan, yazmaktan, dinlemekten!

Bir yıl geçti diye üzülmeli mi hüzünlenmeli mi, olmadı oturup ağlamalı ya da vur patlasın çal oynasın havalarında uçmalı mı?

Nerede durup nereden baktığına bağlı bütün bunlar; yılın sonu, ayın sonu, günün sonu, anın sonu hüzün; hemen sonrası umut...

Üzülmeye sevinmeye değer mi? Hayat kendi kaderince akıyor; hayat sahibi her şey kaderin dışına taşamıyor.

Taşınması zor bir emanet var insanın omuzunda. O ise neyin peşinde; piyangoya, tesadüfe bel bağlamış çok kimse. Hırs nice kurbanlar aldı insan canlardan; yine de örnek olmuyor pek çoklarına.

Piyango ve eğlence; düşünce ve şuur. Zaman taşları oturdukça, akış düşünce ve şuura kayıyor. Her şeyin bir anlamı değil çok anlamı olduğu idrak ediliyor. Bin piyango kazancından daha büyük bir kazanç bu.

Hayalın da hakikatlisi olmalı değil mi? Ham hayal uğruna heder edilmeyecek kadar kıymetli zaman taşlarını boş yere savurmak; kendini boşlukta asmak olmalı.

Her anda saklı sonsuzlukpiyango biletini bulmak; insan olma ağırlığının büyük bulmacası vesselam.