Bu yangını kim söndürecek?

Hüseyin Eren 30 Ekim 2018 Salı, 07:50

Andımız adına fırtına koptu; yeri mi idi, zamanı mı idi, gerekli mi idi ve faydası olacak mı?

Ekonomik krizi, sosyal çalkantıları, siyasi gerginlikleri, dünya ölçeğindeki problemlerimizi çözecek mi bu tartışma?

Yoksa andımız üzerinden güç gösterisi mi yapılıyor?

Çok güçlüyüz ya gücümüzü dahilde kullanıyoruz! Her şeyi hallettik sıra andımıza geldi!

Aslında ve gerçekte ekonomik krizden çok daha derin kriz, krizler içindeyiz; kriz demek bile hafif gelir; yaşanılan yıkıma!

Gürültüye kurban gidiyor ya da görmezlikten geliyoruz; sonralara atıyoruz bu varoluşsal sorunu...

Gençler, gençlerimiz, bugünlerimiz, yarınlarımız; evvelinde çocuklarımız... Nasıl bir ahlaksızlık erozyonuna sürüklendiğini göremeyecek kadar meşgulüz!

Kolay iş slogan atmak; düzelecekse her sabah, her akşam andımızı okuyalım.

Tertemiz beyinler, tertemiz zihinler, tertemiz kalpler sefahate kurban giderken; ekonomik kriz kadar önemsemiyor ve tartışmıyoruz bu meseleyi.

Büyüyen yangın topyekûn mücadele gerektiren bir yangın; aile reisinden cumhur reisine herkese, her birimize görevler ve sorumluluklar düşüyor.

Gençlerimiz manen üşüyor; zemheriri yangınlara tutulmuşlar ağlamayı gülmek zannediyorlar.

Sefahat seli öyle azgın akıyor ki karşı koymak büyük manevi güç gerektiriyor.

Aile Bakanlığı var, evet var. Gençlik Bakanlığı'nın gençlik merkezleri var, evet var. Diyanet var, evet var. Vakıflar, dernekler, gönüllü kuruluşlar var, evet var. Her birini onla çarpın bilemiyorum bu yangını söndüre bilir mi?

Birilerine, bir gruba, belli kesime ihale edilmeyecek büyük ahlaki, fikri yıkım, devam ettiğinde etkileri herkesi kaplayacak.

Lüks ev, lüks araba, makam, mevki, konforlu yaşantı peşinde koşarken çocukların, gençlerin kalp ve ruhları ne halinde, nasıl bir harabat içinde olduğunu düşünemeyecek kadar zaman fukarasıyız!

Midelerini ve cüzdanlarını düşünmek ve gereğini yapmakla vicdanlarımızı rahatlatmağa çalışıyoruz.

Onları oyuncaklarla avutuyor, kendimiz başka oyuncaklara dalıyoruz! Dünya sanki oyun ve eğlence yeri!

Kültür köklerinden kopmuşluk, medeniyet dinamiklerini yitirmişlik böyle ahlakierozyonla sonuçlanır; dünden belliydi bugün; yarının ne olacağı da bugünden belli.

Yeni nesil yeni eğitim; slogan atmak ve sadece polisiye tedbirle çözülecek bir kriz değil; yıllar alacak geniş bir mücadele zeminde hep birlikte karşı koymakla çözülecek bir buhranla karşı karşıyız.

Önce herkes hepimiz, kendi kalp aynamızı bakıp akıl ile beraber temizliye başlayacağız, sonra evimizin önü sonra sokak... Sokak mı kaldı, mahalle mi kaldı; mekân kavramı değişti denirse zaman neyi gerektiriyorsa onu kullanarak mücadele edilecek.

Sanal dünya, sosyal medya sadece bir ayağı. Devlete de millete de bireye de çok görev düşüyor.

Dünya büyük bir ahlaki ve fikri buhran geçiriyor; ister istemez o dünyadan etkileniyoruz ve buhrandan en çok çocuklar ve gençler etkileniyor; biz ise acı gerçeğe nasıl çözüm üretirimin uzağındayız.

Peki yangını kim söndürecek?