Bir yerlerden hatırlamak 

Hüseyin Eren 28 Ağustos 2018 Salı, 06:54

Bakışlar yabancı gelmemektedir, bir yerlerden göz aşinalığı vardır... Tanışırlar daha doğrusu tanışıklıklarını pekiştirirler... Teleferik istasyonu onların yeniden buluşma yeri olur. Yaşlı olanı tanışma ile ilgili unutamadığı bir hatırasını anlatır...

Sıkıyönetimle idare edilen seksenli yılların sıkıntılı günlerinde üniversite öğrencisidir... Korku sokaklardan silinmemiştir... Dışarı çıkması gerekmektedir fakat içindeki korkuyu bir türlü atamamaktadır... Buna rağmen kendini sokağa atar... Koşarak gitmektedir... Korkunun başa geleceğe bir faydası yoktur.

İri yarı bir adam yolunu keser... İyice görmesi için kafasını kaldırıp yukarı bakması gerekmektedir... Para ister... Yetmiş lira parası olduğunu elli lirası ile memleketine gideceğini isterse yirmi lirasını verebileceğini söyler... Biraz daha zorlasa hepsini de verecektir ya! Neyse...

Adam üstelemez yirmi lirayı alır gider. O da korku ile koşa koşa terminale gider. Bir anı olarak hafızanın arşiv defterine kaldırır bu ilginç hadiseyi...

On yıl gibi bir zaman sonra yine İstanbul'dadır... Sabahın erken saatlerinde minibüse binmiş gidiyor... Şoförle bozuk para yüzünden kavgalıdır... Dur öyleyse ineyim derken arkadan kuvvetli bir el omzuna vurur; "Otur yerine..." Şoföre de "Al şu parayı" der...

Bakışlar yabancı değildir, biraz sonra birbirlerine daha iyi tanıyacaklardır... İri yarı olan daha önce davranır, "Beni tanıdın mı?" Kısa süre sonra diğeri cevap verir "evet"

Bırakmaz iş yerine götürür onu... Toptan üzerine büyük bir çorap dükkânı vardır... Dükkânın anahtarlarını uzatır, elemanları da çağırır hadin gidiyoruz burası bizim değil... Şaşırır genç olan... Nasıl olur?

"Senden aldığım yirmi lira yüzünden o akşam uyku uyuyamadım... O yirmi lirayla bu işe başladım, geldiğim seviye bu, burası senin."

Söylediği kuru bir laf değildir, ısrar eder... Gencin reddi ağır basar dükkân yine onda kalır ama O yine de karşılıksız bırakmaz; çok pahalı elbiseler ve ayakkabılar alır... Bir nebze olsun mahcubiyetini telafi etmek istemektedir...

Hayata olmazlar olabiliyor...

Biriyle bir şekilde tanışmanız veya karşılaşmanızın bir anlam değeri var...

Kaybettiğiniz küçük bir şey yarınlarda karşınıza bir hazine olarak çıkabilir...

Hayatta hiçbir şey unutulmaz ve anlam değerini yitirmez...

Anlamsızlık perdesini yırtabilen hayatın ne kadar canlı olduğunu görebilir...

Hazine hayatta, hayatın kendisi hazine...

Korkutan hayat, size bir gün sürpriz bir gülücük atabilir...

İster uzak zannedin ister yakın, hayat her şeye yakın...

Doğan her gün yeni bir hayat, yeni sürprizler denizi...

Hadiseleri ne kadar te'vil edersek edelim bilebildiğimiz çok azı... Anlam denizi sandığımızdan çok daha derin, hikmeti dağlardan çok daha yüce... Biz bu yolun karınca misali yolcuları bulabildiğimizle yetinmeyip durmadan didinmeye devam... Gönlümüzdeki hazineyi, hayat hazinesiyle buluşturuncaya kadar devam...    

Bu satırları okuyanlar sizi bir yerlerden tanıyorum, biraz düşünseniz siz de beni hatırlayacaksınız... Zaman dalgaları hangi mekâna atar bilemem fakat gönül dalgalarının hışırtısı geliyor kulağıma... Görüşmek ve hikmet hazineleriyle buluşmak dileği ile efendim...