Bir portre

Hüseyin Eren 07 Ocak 2020 Salı, 07:30

50 yıllık ömrüne çok şeyler sığdırmış Tevfik Bey 31 Aralık'ta 61 vefat eder. Rize'de başlayan Ankara'da sonlanan hayatı siyaset, bürokrat ve hepimiz için bir ibret levhası; yakın tarihin acı bir sahnesi, ihtilal cellatlığının açık yüzü olarak tarihin sayfalarında yazılı duruyor.

İstanbul'a dedelerinin yanına sığınırlar, fakirlik sıkıntı; çalışır işportacılık yapar. Fatih 'teki Gelenbevi mektebini bitirir, sonrasında Yüksek Mühendis Mektebini.

Üniversite yıllarında milliyetçilik faaliyetlerini sürdürür, Mili Türk Talebe Birliğinin başkanıdır. Türkçeyi güzel konuşur, hitabeti etkileyicidir Vasfiye Hanımla Sultan Ahmet Çeşmesinde tanışır; " Biz önce vatanımızı sonra birbirimizi seveceğiz" derler, evlenirler.

İlk memurluğu Erzurum, ikinci yeri Çanakkale, sonrası Samsun. Gittiği yerlerde büyük sıkıntılar içinde fedakarane çalışır; ayrıldığı illerden kilometrelerce uğurlama konvoyu uzanır.

1950'de Samsun Milletvekili olarak Demokrat Parti saflarına katılır. Seçimden önce duası vardır;

"Allah'ım bunda kendimiziçin menfaat düşünüyorsak nasip etme, memleket yararına olacaksa yolumuzu açıl et"

Bakan olduğu açıklanınca "Allah'ım beni şaşırtma, yanıltma. Makamın cazibesine kapılıp kendimden geçirtme, milletime memleketime hizmet etmeyi nasip eyle."

Bayındırlık, Milli Eğitim bakanlığı, Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı yapar. Atatürk ve Ortadoğu Teknik Üniversitesininkurulmasında, İmam Hatipleri yeniden açılmasında öncülük eder.

Gazetelerde tenkit edilmezse galiba bugün iyi iş yapmadık dermiş.

Kızı Cahide'nin ifadesi ile akşam eve geldiğinde namazına kılar, sonra kitap okur, dedikoduyu sevmez, konuyu değiştirirmiş.

Pek çok hayırlı işler yapan İleri 3 oda bir salon evde oturur.

27 Mayısa kadar çocuklar kendilerini gizler, sade kıyafet ve yaşantı içinde bulunurlarmış.

Ve ihtilal!

İleri ilk meydan okuyanlardandır. Namaz kılmaktadır; bir ihtilal albayı kıyamda rükuda secdede tekmeler, selam verince yakasına yapışır " ben senin belalınım" cevabını alır  "asıl bela, bela vereni bilmemektir"

Sormalı bu albay hangi milletin, hangi devletin albayı? Tevarüs edip günümüzde devam eden zihniyet?

Yassıada'da idamla yargılanır, müebbetteçevrilir, Kayseri hapishanesine sevk edilir. 90 kilo girdiği hapishaneden bir yılda 40 kiloya düşer.

Hapishanede hastadır, üşüyordur, kapı açıktır, bir battaniye verilir. Kapıyı kapatın denir asker emir böyle der.

Battaniye veren hemşireye çıkışan askeri görevliye yumruk gibi cevap gelir

"Ben size mesaimle bağlıyım, vicdanımla değil"

31 Aralık 61 yılında Ankara Hastanesinde vefat eder. Naaşının Hacı Bayram'dan kaldırılacağını duyanlar, akın akın koşarlar, gizledikleri bayrakları bir bir tabutun üzerine koyarlar.

Eller üzerinden önce Sıhhıye'deki kiralık evine, -evet kiralık evine- sonra yine eller üzerinden Cebecideki Asri Mezarlığa götürülür.

Tevfik Beyin babası Hafız Celal Efendidir. Derin köklerden nereden beslendiği çok açıl değil mi?

Ankara'daki "Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi" ile ölmemişlikte yaşıyor O.

Aziz kahraman ruhun şad olsun, mekanın cennet olsun inşaallah.

Bu örnek portreyi daha iyi tanımak isteyenler, Sadık Yalsızuçanlar'ın "Vefa Apartımanı" kitabını okuya bilirler.