Alanı genişletmek

Hüseyin Eren 30 Haziran 2020 Salı, 06:30

Bir zamanlar kitaplar sessizce çıkar okuyucusu ile buluşurdu; kitap endüstriyel meta değildi o devirlerde. Ne çok satanlar vardı, ne en çok okunanlar listesi, ne de çok kazanan yazarlar zümresi; yazar ve okuyucu vardı sadece!

Sessizlikte buluşur ve konuşurdu ikisi de. Şimdi kitaptan çok gürültüsü, yazardan çok görüntüsü öne çıkıyor; fikir kayıp, düşünce sönük, anlam suskun!

İlk on bin, ilk yüz bin, 10. baskı, 50. baskı! Kitap fuarları, imza günleri, TV'lerde boy göstermeler, şimdi sosyal medya!

Gazete yazarları için çok tıklanan, çok yorum yapılan, anlı şanlı yazar duruşları! Kişisel gelişim kitapları furyası, duygusal romanlar serüveni, olmadı yabancı vampir romanları! Serüven devam edip gidiyor...

Şimdi teknoloji; kitap bile kesmiyor artık! Bir şeyler konuşun, bir görüntüler paylaşın; çok paylaşım olur, gündem olursa gelsin kazançlar!

Kazancın devam etmesi için ne yapmak lazım; ne yapmak gerekiyorsa onu yapmak lazım! Dünyayı ören sistem içine çekiyor farkında olmadan; salgının başka şekli.

Ne değer tanıyor, ne yüksek fikir!

Kaç kişi seyretmiş, kaç kişi beğenmiş, kaç kişi paylaşmış; Kim ne kadar direnebilir?

Kitap kayıp, okuyucu kayıp olsa da yine de sessizce çıkan ve sessizce okuyucunu bulan kitaplar var; o nehir ayrı akmaya devam ediyor. Az akan nehir kurursa işte o zaman kuraklık başlar!

Vakıa böyle. Günü inkâr etmek ve değiştirmek mümkün mü? Sahih olan ile sahte olanı fark edebilmek mesele; yapılmadığında nehrin nereye götürdüğü çok sonra görülür, dönüş olur mu o saatten sonra?

Tuzaklarla dolu, mayınlar yerleştirilmiş yolda yürüyoruz; dünya fitne alanı, yeryüzü fesat meydanı; öncesinde kendi dünyamızı sonrasında dış dünyayı değiştirmek gibi irade ve eylem alanımız da var. Alanı genişletmek için; sessizce durmak değil düşünmek konuşmak, yazmak, paylaşmak durumundayız vesselam.