16. Bursa Edebiyat Günleri

Hüseyin Eren 02 Mayıs 2017 Salı, 09:55

Bursa Edebiyat Günleri 16. Kez Bursalılarla buluştu. Bugünler dışında da edebiyat var, edebiyatsız gün yok elbet; Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.nin böylesi bir organizasyonu yapalı 16 yıl olmuş.

   Geçen yılın, geçen yılların, geçen devirlerin en önemli kırılması, en keskin virajı, en önemli değişimi, dönüşümü 15 Temmuz gecesi ve ardın gelen onun aydınlığı. Bunun edebiyata yansıması kaçınılmaz olacağı aşikâr.

   Çanakkale Savaşı olmasa Akif o muhteşem şiirini yazabilir miydi? Keza istiklal savaşı edebiyata "istiklal Marşı" kazandırmıştır.

   15 Temmuz şahlanışının Akif'i, Akif'leri var mı? 28 Şubatın olmadığını biliyoruz; hayatla, sanat arasındaki tercih veya tercihsizlik mi, ya da savrulmuşluk mu bu yok kılışı var kılan?

   12 Eylülün dört başı mamur kaç filmi yapıldı? Roman bize ait değil diye mi bir roman yazılmadı henüz? Nobel ödüllü romancımızın varlığı ne çare; Pamuk tankların üzerinde görülseydi o akşam sanatını kâğıda yansıtır, başka birileri de kâğıttan sahnelere taşırdı! Olmayışı kendi gök kubbemizin kurulmadığını gösteriyor!

   "Diriliş Ertuğrul" ve "Abdülhamit" dizileri gelecek için ümit veriyor şimdilik. Sezai Karakoç şiir burcunda yalnız oturuyor. Roman, sinema, öykü; jakobenlerin sultasında!

   Kültür, edebiyatta "Geziciler" kadar üretken değiliz; yenidünyada var olmadığımızı göstermiyor mu bu? Yoksa mahallenin çocukları başka şeylerle mi meşgul?

Yaşanmışlık çok taze; "Edebiyat Günlerinde" edebiyattan çok siyaset ve düşünce hâkimdi. Hayat ve sanat; gerçeklik ve imge arasındaki mesafe midir bunu böyle kılan bilinmez.

"Bir daha darbe olmaz demek zor. Edebiyat jakobenlerin elinde. Unutulmuş Akif'in yeniden dirilişi 15 Temmuz."  Katıldığım oturumlarda zihnimde kalan birkaç cümle. Bazen bir harf için bile azdır iki gün.

   Evet, 15 Temmuz akşamı korku ile irkildik, sabahında ümit ile dirildik. Hayat da bunda ibaret değil mi?

   Bakalım 17. Edebiyat Günleri hangi konuyu, kimleri ağırlayacak?

 16.nın yeterince duyurulmadığı salondaki az dolu koltuklar söylüyor! Bunu kim okur?