Gerisi kime düşer

Hasan Karabulut 29 Haziran 2020 Pazartesi, 07:30

İstanbul fethedilmeden önce Ayasofya mahzun bir haldeydi.

O yıllarda yaşanan depremde epey yara almıştı.

 **

Yüzyıllarca kuşatılan ama fethedilemeyen İstanbul, Osmanlı padişahları için hep bir 'kızıl elma' özelliği taşımıştı.

Bu nedenle Müslümanlar, peygamber efendimizin de müjdelemesiyle bir gün elbette İslam toprağı olacak yerleşim merkezini önemsiyordular.

 **

Edirne valisi iken 2. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) Osmanlı'nın en tecrübeli mimarlarından olan Bursa Ulucami'nin de mimarı Ali Neccar'ı, Ayasofya'yı onarması için görevlendirdi.

1450 yıllarında Ali Neccar ekibiyle birlikte Bizans'a gitti. Ayasofya'nın depremde zarar gören kubbesini onarmaya başladı. Alttan kubbeye destek olacak biçimde dört köşesine temel kazdırıp yerden yükseltti.

 **

Bizans için önemli olan Ayasofya'nın tamirini ülkesinde onarım yapılmasını kabul eden kral da yakından takip ediyordu.

Dört köşeye dökülen beton kralın dikkatinden kaçmamıştı.

Bu betonların ne işe yarayacağını soran krala Ali Neccar'ın cevabı çoktan hazırdı.

'Bu betonlar Bizans kralı zatlarınızın denizi seyretmesi için düşünüldü.'

Ne demişler, 'minareyi yapan kılıfını hazırlar,' yılların tecrübesi Ali Neccar, tam da böyle yapmış.

Ayasofya'nın tamir işini bitiren Ali Neccar kendisini gönderen Edirne valisi 2. Mehmet ve O'nun babası 2. Murat'a söyledikleri ise daha da manidardı.

Ali Neccar, Edirne de sultan meclisinde 'Ben mimar olarak minarelerin temelini attım, gerisi size düşer sultanım.'

Sadece demir taş ve betonla haşır neşir olup mimarlık yapanların, kendisine Ali Neccar'ı örnek almalarını öneririm.

Her meslek grubunda Ali Neccar gibi davrananların alınlarından öpülmesi gerekir.

Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde aktardığı hadise bu minvalde cereyan etmiş.

 **

Çok geçmeden üç yıl sonra sultan olarak 2. Mehmet de üzerine düşeni yaptı zaten.

Eyüp Sultan hazretleri ile başlayan ilk kuşatma fetih serüveni, Osmanlının dağılma safhasına geldiği sıralarda Ahmet Yesevi'nin, Hacı bayram Veli'yi Ankara'ya otağını kurmakla görevlendirdiği, sonrasında bu otağda Akşemseddin'in yetişmesi ve fetih ile sonuçlanan bir süreç yaşandı.

Her birinden Allah razı olsun!

Ali Neccar üzerine düşeni yaptı. Bahsi geçen büyüklerimiz de öyle.

 **

Ardından istanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han, fethin sembolü ilan ettiği ve kendi imkanlarıyla satın aldığı Ayasofya binası ve arazisini vakfetti.

Kıyamete kadar da cami olarak kalması için bir vakfiye yayınladı.

Yaşanan bazı istenmeyen gelişmeler neticesinde Ayasofya şu an vakfiyesinden uzak bir konuma gelmiş/getirilmiş oldu.

Kısaca aktardıktan sonra konuya geleyim.

2 Temmuz da danıştay konuyla ilgili bir karar verecek.

Hukuk çerçevesinde verilecek karar bakalım ne olacak?

Resmi Gazete de yayını yapılmadan (!) hukuksuzca uygulanmaya başlayan mevcut durum değişecek mi? Yoksa danıştay yetkisizlik verip konuyu meclise mi gönderecek?

Bu durumda gerisi kime düşecek merakla bekliyoruz.

Gönlümüz, 'kim var diye sorulduğunda sağa sola bakmadan ben varım' diyebilen bir anlayış olması arzusunda bilesiniz.