Kız mısın sen beceriksiz?

Dr. Hatice Kösecik 29 Nisan 2021 Perşembe, 06:30

Kurduğum arkadaşlık aniden ve sebepsiz sona ermişti. Bu arkadaşlıkların bitmesinde kendimi suçladım. Kendi kişiliğimden kaynaklanan yetersizliklerin erkek çocuklarla olan kırılgan bir genç olmuştum. Diğer erkek çocuklarıyla ara ara arkadaşlığımı sürdüremeyeceğini düşünerek kendimi çektim. Çoğu zaman akranım olan erkek çocukların dünyasını, demir parmaklıkların ergenliğe ulaştığımda çok kitap okuyan, çok duygulu, yalnız ve ardından bakan bir mahkum gibi izledim. Korkuyordum. Kendi kendimin mahkumu olmuştum ve dışarı çıkabilmek için aslında ölüyordum... F. Ç

Şimdi büyümüş olan ve küçükken cinsiyeti konusunda kafası karışan bir yazar da şöyle söylüyor; sanatçı ruhlu hassas çocuklardan biriydim. Erkeklerin dünyasında kendimi kaybolmuş hissediyordum. Onlara ulaşamadığımı düşünürdüm hep. Ve onların beni dışladığını da düşündüm sanırım. Daha esrarengiz bir çevrede, sanal ortamda, beni görmediklerinde kendimi daha rahat ve güçlü hissediyordum...

Benim odama gelen, kendini ifade etmeye çalışan, yardım isteyen ya da isteyemeyen o kadar çok çocuk var ki. Başka bir sebepten ötürü gelip altından cinsiyet kavram karışıklığı çıkınca ister istemez baba ile olan ilişkilerini daha çok sorgular

oluyoruz. Ve gördüğümüz o ki, iyi niyetli sevecen babalar var fakat oğullarının hayatlarında rol model olamamışlar. Çünkü çok çalışıyorlar, çünkü geçim derdi var, çünkü öyle görmediler. Çok eğitimli bir doktor hastamın da dediği gibi;'' biz babamızdan böyle mi gördük ki, bak bize bir şey olmadı. Onlar da erkek olmayı bilecekler, erkek gibi davranacaklar. Ne yapayım daha onun için yediği önünde yemediği ardında...

İşte bu kadarı yetmiyor doktor bey dediğimde biliyorum hissediyorum ama çok yorgunum dedi. Annesi ilgilensin...

Erkek çocuklar babalarıyla iyi ilişkiler kurabildiklerinde, kendileriyle ilgili neyin heyecan verici neyin harekete geçirici ve eğlenceli olduğunu anlamaya başlarlar. Yani kısaca iyi bir baba oğul ilişkisi oğlunun erkeksi doğasını uyaracaktır. Öyle ki çocuk babası aracılığıyla anneden bağımsız olmanın verdiği özgürlüğü ve gücü hissedecektir. Böylelikle annesini aşarak erkek dünyasına adım atacaktır. Ve sonunda da heteroseksüel bir erkek olarak olgunlaşacaktır.

Bu konuda yardım almak isteyenlerin gittiği bir psikiyatrist kaleme aldığı kitabında istisnasız bütün danışanlarının yetersizlik hisleri içinde olduklarını hatırlıyor. Ve bu hissin onlara diğer erkek çocukları gibi değilsin mesajını yıkıcı bir biçimde verdiğini söylüyordu...

Tıpkı okula başlayan ve o ilk heyecanla musmutlu giden küçük O.Y nin yaşadığı hislerini daha dün gibi hatırlamasına sebep olan çocukların sözleri gibi. Çivilenmişti sanki kafasına. Şöyle düşünün; bir çocuk var, babası ondan uzak. Ve aynı cinsten akranları tarafından alaya alınıyor. Beceriksiz, nonoş, bebeksin sen, hanım evladı gibi kelimeler. Her biri birbirinden ağır ve çocukların anlamlarını bilmeden kullandığı kelimeler. Ağır ve ezici, aynı zamanda da acı verici...

Ailelerimize yeterince önem verelim. Ağzımızdan çıkana dikkat edelim ki biz ne konuşursak bizden alan çocuklarımız da gidip okulda arkadaşlarını incitmesin...

Anne ve babaların bir takım halinde olmaları çok önemlidir. Ama en zorlayıcı sorun burada evin babasını devamlı surette sürece dahil etmek oluyor. Kısacası başarılı bir terapinin önündeki engel babanın terapiye günlük ve aktif olarak katılımını canlı tutmakla ilgilidir.

Hani dünyayı kim kurtarır diye sorsalar belki cevap veremem ama aileyi diye sorsanız babalar diyeceğim geliyor. Güçlü, etkili, işlevsel, anneyi seven, çocuğuna kıymet veren babalar.

Babalık dağ gibidir. Devrilmez. Ve çocuk kalbinde babanın onayını almak belki de dünyanın en harika işidir çocuk gözünde.

Sevgiyle...