Kırmızı pancar ve salata

Dr. Hatice Kösecik 19 Kasım 2020 Perşembe, 06:30

Hayatımız minicik bir canlı hücre ile başladı.

Hücreler bölündü, büyüdü, çoğaldı. Muhteşem yapıda olan insan yavrusu meydana geldi. O da taptaze ve capcanlıydı.

Ve yaşamın devamı için de hep canlı olan, tazeliğini koruyan, fonksiyonel gıdalara ihtiyaç duydu. Neden mi? Çünkü, ölü olan gıdalarla karnımızı doyurabiliriz doğrudur lakin canlılığımızı, dinçliğimizi ve sağlığımızı da zamanla yitirebiliriz.

Ne demek istiyorsun derseniz? Ölü gıdalarla dans etmeyin derim.

Canlı gıdaları tercih edin. Tanıdığım en canlı gıdalar nedir mi? Ülkemiz bu konuda cennet zaten derim. Yok yok...

Sebzeler, meyveler, yeşillikler, kuru yemişler...

Bugün özellikle salatadan söz etmek istiyorum.

Mor rengin hakim olduğu, muhteşem renklerle göz kamaştıran bir salata.

Öyle bir salata ki hastalıklara karşı savaşacak, vücudumuzda oluşmuş olan kötü serbest radikalleri temizleme gücüne sahip, hücresel yaşlanmaya, kansere ve diğer hastalıklara karşı koruma kapasitesi en yüksek olan sebzelerden oluşmuş bir salata.

İsterseniz onu tek bir öğün olarak bile yiyip doyabilirsiniz. Ona alışınca, bazen akşamları canım sadece salata yemek istiyor diyecek konuma bile gelebilirsiniz...

Kırmızı pancar; şu günlerin vazgeçilmezi olsun lütfen.

Onu bir kere mutlaka alıp evde bulundurmaya alışınca hayatınızın gereksinimi olduğunu göreceksiniz. İster turşu yapın ister haşlayın yiyin, ister de canlı canlı rendeleyip leziz bir salatanın baş artisti yapın, damak tadınıza göre artık, onu siz bulun.

Ne dedik, kırmızı pancar, havuç, eğer mor havuç da olursa süperlik durumu ikiye katlanır. Kırmızı lahana, marul, nar, nar ekşisi, limon, azıcık sarımsak, ceviz, badem ya da fındık, bir de zeytinyağı tabi ki...

Önce sadece ana malzemeyi söyleyim sonra da isteyen ekleyip zenginleştirsin bu muhteşem lezzeti. Belki ıspanak yapraklarını ve turpun kendine özgü tadını da sırayla ve zamanla koymak istersiniz içine, dedik ya damak tadı ve o da olmazsa olmazımız. Hem yediklerimiz ilacımız olsun istiyoruz hem de ilaçlarımız yediklerimiz olsun diyoruz. O halde mevsime, sağlık durumumuza, kan tablomuza göre de salatamızı zenginleştirmek elimizde diyebiliriz. Harika öyle değil mi?

Kırmızı pancarı güzelce yıkayıp rendeledik.

Havucu da aynı şekilde yaptık.

Mor lahana yıkadık, ince doğradık, tuzla ovduk, bir kaba koyup üzerine sirke ekledik, orada beklesin, yeterli miktarda salatama ekleme yapacağım, gerisini de bir kavanoza doldurup iki üç gün içinde diğer salatalarım için kullanmak üzere, dolaba kaldırdım diyelim.

Tercihe göre yine bir ekşi elma olabilir.

Nar varsa elimde onu da bir miktar taneliyorum.

Marul, yıkayıp doğradım. Ben hiçbir yeşilliği çok ince kıyamıyorum aslında, içindeki C vitamini parçalanmasın diye, oldukça kalın benim marullarım yani.

Bunları derin bir salata kabına alıp, üzerine mor lahanayı da ekliyorum. Limonu en son sıkacağım, onu da hazırlıyorum ve salatamın üzerine ceviz parçaları, badem, ya da fındık da olabilir. Parçalar halinde serpiyorum. Nar ekşisi, bir tatlı kaşığı sumak, bir miktar tuz (aslında ihtiyaç bile olmuyor ama konulabilir), zeytinyağı ve limon.

İnanın harika bir lezzet ve bir alışınca farklı türevlerini yapıp ortaya çıkaracağınıza eminim.

Bize ne mi sağlar böylesi salata? Şöyle düşünün, et yemeği yediniz onun üç ile beş katı kadar salata ile desteklerseniz sofranız hem fonksiyonel olacak hem de yedikleriniz asitleşmeye fırsat bulamayacaklar. Hayatımıza minik detaylarla öyle bir dokunalım ki hem leziz yemekler yiyelim hem de yediklerimiz bir işe yarasın ve çöp üretmesin. Üretilen çöpler vücuttan çabucak atılsın.

Bu salata da işte bu işe yarıyor.

Unutmadan eklemeliyim. Sebzeler ve tüm yeşillikler aslında dalından koptuğu gibi kullanılsa çok daha etkili olacak ama, bunu en az vakte indirmek de elimizde diye düşünüyorum. Suyu çekilmiş bir yeşillik bize fayda vermez unutmayın, sararan solan yeşillik de onu toprağa geri verin.

Beslenmede yapılan ufak hatalar aslında çok sıkıntılı sonuçlara neden olabilir.

Dikkat etmek, elimize aldığımızı ağzımıza götürüp götürmemek bizim insiyatifimize kalmış. Severek yiyeceğim bir gıda ve tabi ki yanında yüksek moral de varsa vücuduma sıhhat olarak geri dönecektir, biliyorum.

O halde afiyet olsun diyelim.

Hayatınıza değer verin...