Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kendimi herkesten saklamalıydım

Yazının Giriş Tarihi: 03.08.2022 17:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.08.2022 17:33

 —Kendimi hep saklamalıyım diye düşündüm.

Çünkü ben hep ayıp olan bir şeyler yapmak istiyordum.

Taaa küçükken, beş yaşındayken de olabilir bilmiyorum, teyzemin kızı bana evcilik oynuyoruz diye cinsel bir şeyler yaptığından beri bir değişiktim. Tuhaf hissediyordum hep.

Sonra ben nerede bir kız görsem onunla kapalı kapılar arkasında evcilik oynadım. Tam da teyzemin kızının bana yaptığı gibi yapardım onlara. Sonra 12 yaşlarına geldim ve hep kendimle ilgili düşündüm. Sanki aklım sadece cinsellikteydi ve ben onu yapmalıydım.

Sürekli olarak bu şekilde yaşadım. Ve herkes beni içine kapanık, söz dinleyen, tamam diyen, hiç ergenlikteki sıkıntıları yaşamayan bir kız olarak gördü. Oysa içim çok değişikti ve ben çok farklıydım. Belki de çok hastaydım. Diğer ablalarım gibi değildim. Bir şey vardı ama bilmiyordum…

 —Peki, annenle aran nasıldı o zamanlar? Hatırlıyor musun?

—Sadece eleştiren bir annem vardı benim, bağıran çağıran korkutan ve eleştiren bir anne…

27 yaşlarında, Din bilgisi öğretmeni olan hastam beni çok uzaklardan bulup gelmişti.

Öfkem var demişti hayata çok öfkem var.  Herkesten nefret ediyorum ve ben yeni evliyim. Temizlik takıntım yıllardır var ama annem de ablam da abim de öyle zaten, bu yeni bir şey değil bendeki.

Bir yıl önce evlendim. Annemin zoruyla, artık evlenmen gerekiyor dedi bana. Eşim iyi biri, bana iyi davranıyor, istemeye geldiler tanıştık kabul ettik birbirimizi. Ama ben iyi değilim, bir tuhaflıklar var ve bu da beni çok üzüyor. Eşimi aldatıyorum çünkü ben. Ona ilgim yok ki benim.

Hayata karşı öfkem çok, içim içimi yiyor ve uyuyamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum artık. Psikiyatriste gittim ilaç verdi ama kendimi tam olarak anlatamadım, utandım.  Neden utandın, neyi anlatmakta güçlük çekiyorsun bunu sordun mu kendine? Evet, yaşadıklarımı, okul hayatımda yaptığım yanlışları, düştüğüm durumları. Bunları konuşmama imkan yoktu doktor hanım.

Neydi seni bu kadar zorlayan tüm hayatın boyunca sence? Utandı, farkındaydım. Önüne düştü başı. Ellerini ovuşturup, tırnaklarının kenarını hızlı hızlı koparıyordu. Belli ki çok zordaydı. “Eşin“ dedim, “eşin bunları biliyor mu? Sendeki değişikliğin farkında mı? “Baktı bana, anladım ki adam hiçbir şey bilmiyor.

—Senin dedim, senin cinsel tercihinin zamanında farklı olduğunu ve bu durumundan hoşnut olmadığını sanırım ona söylemedin. Evet bu söylenebilecek bir şey de değil. Şu anda ne hissediyorsun peki, eşini seviyor musun? Hala kendi cinsine ilgin olduğunu mu düşünüyorsun yoksa?

Çok düşünceliydi. Onu tüm kalbimle anlamaya çalışıyordum ki aklım bu konuda susuyordu. Nerede bir aksaklık olmuştu? Büyürken, çocukken, genç kızken annesinin öfkeli söylemleri, eleştirileri, sürekli olarak azarlamaları mıydı onu bu kadar zora iten. Kendi cinsinden nefret ettiren, kendini değersiz hissettiren miydi onu bu yola iten. Yoksa o çok küçük yaşında henüz cinselliğini yeni keşif edecek olduğu yaşta, kız mı erkek mi kavramını anlamaya başladığı ve anne babasına bu konuyla ilgili sorular sormaya başladığı zaman da tam da teyzesinin kızının ona yaptığı şeylerden hoşlanıp da çocukluk mastürbasyonuyla tanışıp,  haz aldığını fark ettiği zaman mı yolundan çıkmıştı bazı şeyler. Hepsi de olabilirdi. Ama bana göre en etkin olarak işi çıkmaza sokan kısım kuzenin yaptığı bir takım şeylerdi. Ve olanlar olmuştu. Bu çocuk her yerde ve her zaman bir kız ya da erkek gördüğünde özellikle kızlara aynı şeyi tekrarlamıştı. Neden ki? Sapık olduğu için miydi? Oysa Çocuktu o.  Öğretilmişti, cinselliğe erken zamanda uyandırılmış olan bir beş yaş kız çocuğu olarak kalmıştı o.

Ve her zaman da hangi öğretmeni onunla ilgilense ve bu bir kadınsa ona aşık olduğunu zannetmişti.  Büyümüştü, evlenmişti. Şimdi belki de bir çocuk bekliyordu. Ama onun kafasının karışıklığının ve kavram kargaşasının üzerine gitmesi gerekiyordu artık. Kendi de çok rahatsız olmuş ve derdine derman arıyordu.

Fark etmesi ve huzursuzluğunun kaynağını bulabilmesi için ona ayna tutma görevi de bize verilmişti demek ki, kalkıp taaa ötelerden buralara gelmişti.  Tüm çocuklara tüm büyümüş ama çocuk kalmış yetişkinlere, tüm af edebilenlere, şefkatli olan tüm insanlığa ve hepimize selam olsun…