İnsülin direnci geliyorum der

Dr. Hatice Kösecik 07 Ocak 2021 Perşembe, 07:30

Aslında çok az yiyorum, arkadaşlarımla beraberken bakıyorum onlardan daha az yiyorum ve dikkatli oluyorum, spor merkezlerinden çıkmıyorum, plates yapıyorum, yürümeye de çalışıyorum,

kendimi bildim bileli diyetle geziyorum, her şeyden vazgeçerim ama tatlı olmazsa olmazımdır,

sürekli aç hissediyorum, şekerli ve hamurlu yiyecekleri de çok seviyorum, hatta bazen öyle oluyor ki gece uyanıp bir şeyler yemek istiyorum...

Tanıdık mı, bazen bu tarz yaşadığınız oluyor mu?

Eğer öyleyse ve buna benzer söylemleriniz hep dilinizdeyse bir iç hastalıkları doktoruna gitmeniz yerinde olacaktır.

Uzaklardan size sinyal veren beden, artık sinyallarini çok açık etmeye başlamıştır çünkü. Bu şikayetler insülin direnci dediğimiz durumun ön habercileri olabilir. Hani hep diyoruz ya, beden kayıt tutar, beden haber verir diye. Hastalanmadan önce aslında bana dikkat et diye bu şeklide haber yolluyordur. Zira hastalıklar insanı tetikte tutar, haber verir, kendine çeki düzen ver der.

Dünyadaki şeker hastalarının çoğu maalesef ki kiloludur. Ve insanların çoğu şeker hastalığı ile tanışmadan önce, o gizli dönemi yaşar. Yani gizli şeker hastalığı dönemini.

Ve gizli şekerden önceki dönemde, şeker düşüklüğü dönemidir. Buna reaktif hipoglisemi dönemi denir. Kişi işte bu noktada kendisini fark ederse toparlaması daha etkili olacaktır.

Bu durumdaki insanlarda insülin salgılanmasında bir sıkıntı vardır. Normalde kan şekerini 70 ile 110mg/dl arasında tutmaya çalışan vücut bu ayarlamayı yapamaz. Ve özellikle şeker yüklü yiyecekler yedikten bir müddet sonra kan şekeri 70 lerin altına düşer. Kişi bunu aşırı acıkma, el ayak titremesi tarzında hisseder ve tekrar hızlıca yemek ihtiyacı hisseder. Saldırıyorum yiyeceklere diye de tabir eder, ne varsa yiyorum, gözüm hiçbir şey görmüyor gibi...

Şeker düşüklüğü oluşan bu kişiler tatlılara, gofret, çikolataya aşırı bir eğilim hisseder, açlığa dayanamaz, bayılacak gibi olur, kendini sürekli aç hisseder ve sonunda sürekli yer yer, kiloları üst üste koyduğunu görür.

Ve eğer, toplumdaki en büyük şişmanlık nedenlerinden biri olan bu gizli dönemdeki şeker düşüklüğü tanısı konulmadan kişi gittiği merkezleri veya kendi kendine düşük kalorili bir diyetle zayıflamaya çalışırsa olan olur. Bu onun için çok büyük bir hatadır. Çünkü zaten açlık var, ve bu açlığı açlıkla tedavi etmeye çalışmak da yanlışı doğurur.

Bu durumu kendinde fark edenler, imkan dahilinde bir doktora, kan tahlilleriyle beraber durumunu aydınlatabilecek yetide bir işin ehline baş vurmalıdır. Öyle piyasadaki şu diyet, çok kısa sürede mucize diyet gibi safsatalara kanmaması gerektiğini sanırım söylememe bile gerek yok.

Açlık açlıkla tedavi olmaz...

Kan şekeri yemekten 3 saat sonra düşmeye başlar. İşte bu nedenle özellikle sabah yapacağınız etkin bir kahvaltı sizi en güzel 4 saat tutsun diyoruz, yani en güzel sabah yiyin...

Kan şekerinin aniden yükselip sonra da birden düşmesine neden olabilecek basit tür şekerlerden, sofra şekeri, bal, pekmez, çikolata, şerbetli tatlılardan özellikle bu dönemde kaçının.

Kan şekerim düştü, elim ayağım titredi dediğin anda lütfen tatlıya saldırmayın. Peynir ekmek daha iyi bir tercihtir, bunu aklınıza yazın. Bu durumlarda sadece şeker hastası olup da insülin kullanan kişiler tatlı yiyebilir.

Şekerin hızlı yükselmesini önlemek için kepekli ekmek, kepekli pirinç, bulgur gibi ürünler tercih edilebilir. Beyaz undan uzak durmak mantıklı seçimdir.

Ve unutmadan en güzel insülin dengeleyenin egzersiz olduğunu hatırlatmalıyım. Egzersize kesinlikle aç başlamayın. Yemekten 1,5 saat sonra başlayabilirsiniz.

Hazır meyve suları, katkılı içecekler sizin yaklaşmayı tercih etmediğiniz bölüm olsun.

Tekrar tekrar söylediğim bir konu var ki, zayıflamak demek açlık çekmek demek değildir.

Değişik ve mucize diyetler hiç değildir.

Bu konuya karar vermek ve başlamak öncelikle yeterli. Siz sağlıklı seçimler yaparak beslenmenizi ve yaşam stilinizi değiştirebilirsiniz. Önce kendinize fırsat verin ve inanın. Gerisi gelecektir.

Sağlığınız size emanettir...