Hipotalamusun da hücrelerin öldü...

Dr. Hatice Kösecik 15 Ekim 2020 Perşembe, 07:30

Tıp okuyanlar,  sağlıkçılar ve belki de anatomiyle ilgilenen bazı kişiler bu HİPOTALAMUS u bilir sanırım. Ama ben bu başlığı niye attım sormanızı isterim.

Çok naif bir üniversite öğrencisi kendisi. Biyoloji okuyor, son senesi. Hayatının bazı dönemlerinde acıyı en derinden deneyimlemiş. Çok şükür ki, yaralarını sarmaya çalışmış, aklı oldukça başında, dikkatli bir genç hanım. Öyle her yere giden tiplerden değil, hani senin bilinçaltını temizleyim diyenlere de karnı tok. Bilimi, ilmi, inancı karıştırmıyor birbirine, aklıselim yani.

İnsan zaman zaman acıları deneyimlemek durumunda kalabilir. İnsansındır çünkü düşer kalkar, bazen moral bozukluğu, yorgunluk sendromu, iyi hissetmeme hali, değersizlik hissi yaşayabilir. Fakat tüm bunlardan çıkabilir, hayatına devam da edebilir. Zira hayat bize verilmiş en güzel hediyedir, bunu bilir. Bilmek durumundadır. Ve tedavi olabilmek için de çareler arar. Bu en doğal

Hakkıdır. Kabul ediyorum. Benim kabul edemediğim, hipotalamusun beyin filmi çekmeden sadece yüzüne bakarak görülebildiği fikrini savunan, doktorculuk oynamaya kalkan kara cahiller...

Nedir hipotalamus? Homeostazı düzenlemekte görevli minicik bir yapıdır. Beynin çok küçümen bir alanını kaplayan fakat önemli de görevler yapan bir organdır. Beynin merkezi bölgesinde yer alır ve bir sürü beyin bölgesiyle de bağlantı halindedir.

Doğru çalışmamasında bir sürü hastalıklar meydana gelir. Doğrudur.

Şimdi sorarım size, kendine el almış olduğunu kabul ettiren, din ilimleriyle uğraşan bir vatandaş düşünün. Şöyleee karşıdan bakarken senin hipotalamusun daki hücreler öldü diyebiliyor. Bu kadar da fen ilmine, görüntüleme kapasitesine sahip olduğunu iddia ediyor. Ve diyor ki sana; al şu vitamin takviyelerini kullan. Ben sana Allah rızası için bakıyorum, senden kendim için para istemiyorum, bu vitaminlerin parasını ver yeterlidir. Ah be hanım kardeş, sen bunları söylerken ne dediğinin farkında mısın? Sen diyorsun ki; ben görüntüleme cihazı gibiyim, MR çektirmene gerek yok, kan tahliline gerek yok, yüzüne bakar anlarım. Senin yakın arkadaş çevrende bir şey yaşadığını şıp diye anlarım. Çakarım sana selenyumu, potasyumu, omega üçü, çinkoyu. İç iç ki şifa bul. Ben el aldım. Kimden? Marifetname yazarından el almış olan büyük büyüklerden! Bakın ne gibi bir gizem katıyor işin içine. Alime kadın bu, hem de ne alime. Elinin çizgilerine bakıyor, yüzünün ifadesini çekiyor, sen hayata karşı niyetini tazele diyebilecek kadar da ileri gidiyor. Bu profesör değil ordinaryüs profesör olmuş artık. Aşmış hatun kendini. Hayata karşı niyet tazelemek nedir diye sorar hastam o kişiye. Gizem oluşturacak bir tarzda sözler söyler bu kadın. İlahiyat okudum der, el aldım der, elinin çizgilerini okuyup sana söylerim der. Ve fal bakmayı normalleştirir. Hem de bunu dini kılıf altında.

Ne yapmaya çalışıyor bu kişi? Elindeki bilmem ne güçlü firmasının ilaçlarını, gıda takviyelerini satacak, parayı cebe indirip o zincirin en tepesine çıkacak. Etik mi?

Şimdi bu hak mı? Lütfen susmayın artık.  Şu kadarcık yazılardan sonra bile kötü mesajlar alıyorsam eğer, bas bas bağırarak dini alet edinen kişilere kanmayın diyorsam eğer, korkutma psikolojisine insanı alet eden sisteme karşı durun diyorsam eğer, bir hekim olduğum içindir. İnsanın bu tarz tacirler sonrası düştüğü durumaları gördüğüm içindir. Ve maalesef bazılarını ne kadar çok uğraşsam da o düştükleri hipnotik kuyudan zorla çekmeye çalışmakla geçiyor seanslarım.

Neyse ki hastam gayet aklı başında olduğu için, genç yaşına rağmen bu tacire hanıma inanmamış. Ve en sonunda da, kadının eğitim vermeye başlaması ve ona ilaç satması için teklifte bulunması niyetinin insan mı, TL mi olduğunu göstermiş.

Sözün özü efendim, türedi bu kişiler. Yeni meslek grupları icat ettiler. Sima ilmi diye" ilmi sima" dediler. Kişilik analizi, el analizi, yüz analizi ve daha neler neler. Bunun kısa adı falcılık uzun adı umut tacirliğidir.

Herkes işini yapsın lütfen. Ehil olanlara itimat edin. Sizi elinde tesbihi başında örtüsü samimi dini inancı varmış gibi gösterip de kandırmaya çalışanlara karşı donanımlı olun. Okuyun. Hadisle sizi

vuranlara cevabınız olsun, uydurma hadisleri kullanıp da vicdan yapanlara karşı dikkatli olun.

Kaynak belli. Okuyun.  Ve tekrar söylüyorum ki; dini kullananlardan iki kere daha şüphe edin.

Danışın, elbette bir güvenilir insan bulursunuz. İnanın iyiler kötülerden daha çok.

Sevgiyle kalın, ümidiniz daim olsun efendim...