Doktorculuk oynamak

Dr. Hatice Kösecik 22 Ekim 2020 Perşembe, 07:30

Bu hafta elime bazı dökümanlar geçti. Sevgili hastamın gittiği bir yerle alakalı. Korona dünyayı sarmadan önce gelen bir hastamdan söz edeceğim. Kendisi hemşire. Uzun yıllardır panik atak ve kaygı bozukluğu yaşıyor. Tansiyonu sık sık düşüyor, başında çok da anlayamadığı tuhaf bir his oluşuyordu. Karıncalanma, uyuşma, dönme hissi, çabuk yorulma, kansızlık, endişe ve hastalık hastası olma yoluna doğru hızla ilerleyen bir süreç yaşamıştı. Hikâyesinde denemediği yer kalmamıştı. İçmediği ot, ilaç, su, bitki çayı, mantar kahvesi ve diğerleri. Hatta karakter analizi yapanlar, okuyan hocalar da vardı.

Bize bu halde gelmişti. Ve antidepresanı da hiç bırakamam sanıyordu. Aslında ona ihtiyacının olmadığını düşünüyor ama kurduğu dostluktan da vazgeçemiyordu. Korkuyordu aslında.

Şimdi bu yazıyı okuyor olduğunu bildiğim için, itiraf da etmeliyim ki, çok da iç açıcı değildi durumu.

İlk olarak akupunktur tedavisine başladık. Hastam, gözle görülür bir iyileşme gösterdi. Ve uzaktan geldiği için,6 hafta sonra 15 gün ara vermeye başlamıştık. Gözle görülür bir iyileşme göstermişti. Halinden de çok memnundu ve artık doktor doktor da dolaşmıyordu. Kaygısını bir kenara bırakıp, düşüncelerinin onu hasta edemeyeceğini öğrenmişti. Terapi ve akupunktur harikaydı.

Sonra korona geldi. Yine iyiydi aslında. Belki de meraktan belki de uzak kalmamızdan ötürü, Şiddetli tavsiye üzerine İstanbul'da açlık yapan bir yere gitmişti. (bunu durumu sıkıntıya girip tekrar gelme ihtiyacı hissedince, iki hafta önce bize gelince anlattı.)

Gerisini ondan dinleyelim;

Gittiğim yerin girişinde baharat ve doğal gıdalar satılan bir yer var. Doktor hanımın yanına gitmeden önce( hastam hemşiredir ve ben ısrarla o kişinin doktor olmadığını söylediğim halde hala doktor muayenesi demeye devam etti. İmaj o şekilde demek ki) ilk masada bir sözleşme imzalanıyor ve  nakit olarak 450 Tl veriyor. (Tabi ki Bu sadece nakit geçerli meselesi de sözleşmede yazılı.) dikkatinizi çekmek isterim. Henüz içeri girmediniz ve burada yapılanlardan içerideki şahsiyetin sorumlu tutulamayacağını belirten bir kağıt imzaladınız. Akıllıca. Ve yıllardır hekimlik yaparım, hocalarımız var ve ben bu tarz bir imza yapıldığını muayene amaçlı gidilince görmedim. Ya ben cahilim ya o hanımefendi doktorculuk oynuyor, takdiri size bırakıyorum. Neyse parayı veren düdüğü çalar efendim. Ünlü açlık orucu yaptıran kişinin odasına giriyor hastam. Eee ne yaptın diye soruyorum. Çok konuşamadım diyor, çünkü gitmeden önce öyle planlı programlı bir takip yapıyorlar ki, hastalık hikayesini bir kağıda yazıyor ve onu gösteriyor. Kişi sözüm ona muayene ediyor. Ağzına, dişine, gözüne, yüzüne  bakıyor. Bir iki soru sorup, namaz kılıyor musun diyor. Ahhhh...

Bu içimden gelen çığlığı duyun istiyorum artık. Ya ben tahmin ediyorum da neler olacağını hastamın bir sağlıkçı olarak ona inanıp güvenmesine hala sitem ediyorum. Gerçi onu şiddetle tavsiye edenlerin de vebali olduğunu söylemeliyim.

Sonra diyorum. Ne oluyor. Ne kadar kaldın içeride, tahminen otuz dakika olmamıştır diyor.

Aklımdakileri zaten soramadım, çünkü gizemli ve sert bir havası vardı. Çok konuşmuyordu. Çünkü doktor değildi. Çünkü insan vücudunu anatomiye varıncaya kadar dibine kadar fizyolojisine psikolojisine kadar bilmiyordu. Çünkü oyun oynuyordu, insan hayatıyla oynuyordu. Sahte meslek uydurmuş, kitap yazmış, karalamış, muayene edecek boyuta gelmiş. Ne hakla ve hangi cüretle? Aldığı paranın helal olduğunu düşünüyor demek ki.

Ve işlem bitiyor. Hastam şaşkın, çıkıyor dışarı. Eee dişine tırnağına bakıldı nasılsa. Yeterli.

Sonra sana yapacakların yollanacak watsapdan deniyor dışarıdaki asistanlar!!! Ve hatırlatma. Doğal ama çok doğalı ve sadece burada bulacağın baharatlar, gıdalar var. Alda evine öyle git, bunlar sana lazım. Bir alışveriş de orada oluyor, anladınız siz işi.

Eve aklı karışmış, şüphe düşmüş olarak da giden hastam, madem aldım kullanayım bunları der ve telefonuna gelen, sağlıklı yaşam önerilerini yapmaya başlar. Tabi ki önce açlık, yapar da. Neyse ki çok kötü olduğunu fark edip, açlığın, uzun süreli olan açlığın, zihnini bulandırdığını fark eder, durur. Zira hipoglisemi atakları geçirir. Neyse ki karaciğer detoksu diye yazdıklarını yapmaya kalkmaz, ondan hepten tedirgin olur. Zira yanlış bir şeyler olduğunu fark etmiştir. Kusabilirsin, miden bulanır, lavmanı tarife göre yapmalısın, üç gün süren kusmalar olabilir endişelenme? İbaresi olan kağıda bakar  ve iyi hissetmez kendini.

Şimdi mi nasıl, her şeye altı aydır günah gözüyle bakan bir kişi olmuştur. Ve ailemle beraberken bile sanki onlarla değilmiş gibi hissediyorum. Sanki su üzerinde yürüyormuş gibi. Dengemi kaybedecekmiş gibi, hayal aleminde gibi, garip bir his, mutsuz, belki üzgün, kafası karışık. Ama kesinlikle iyileşmemiş. Denge halini kaybetmiş bir haldeydi.

Ne mi yaptık. Sitem sonrası tedaviye başladık. İyi olacak, kendisi de biliyor.

Hep ne diyoruz efendim; " Önce zarar verme."

Lütfen doktorculuk oynayanlara duuur diyebilenlerden olun...