Hava Durumu

Canım kızıma

Yazının Giriş Tarihi: 13.01.2022 09:30

“Evden gideli bugün tam tamına 35 gün oldu.

Özgürüm dedin, bırakın beni dedin ve öylece gidiverdin.

Ne kavgamız vardı ne de dargınlık. Oysa sen içinden içinden hesap yapmışsın gibi geldi bana.

Daha 17 yaşındasın yavrum benim.

Benim düştüğüm hatalara düşme diye sıktım seni biliyorum, çok söyledim çok uyardım belki de.

Dışarısı tehlikeli dedim, kimseye kanma inanma dedim. Ben seni korumaya çalıştım canım yavrum.

Bence tek suçum buydu canım kızım.

Senin gözünden belki de çok suçluydum. Ve tabi seni götürdüğüm ünlü psikolog beyin gözünden de suçluydum.

Bırak dedi kızını bana, birey olsun, kendi tercihini yaşasın, kanatlarını kırma kızının dedi.

Aynı gün sana da istediğin gibi yaşa annen ve baban özellikle de annen seni bu hale getirmiş dedi. Öyle söyledin ve ağladın ağladın ağladın. İçin geçene kadar ağladın o gün.

Sonra da ben arkadaşımda kalacağım dedin de inanmadım sana.

Şimdi neredesin, kiminlesin bilmiyorum canım kızım. Geceleri uyumuyorum. Gündüz ne yaptığımı bilmiyorum ki her yerde seni arıyorum.

Güzel olmak istiyorum dedin.

Rahat davranmak istiyorum, hesap vermek istemiyorum dedin bana.

Güzel giyinmek istedin, iyi yaşamak dedin buna sen.

Ben de sana; sen üzerindeki etiketini çıkardığında, banka hesapları kapandığında, baba evinden ayrıldığında  odanda yalnız tek başına kaldığında olduğun kişisin dedim. Okuduğun kitapsın dedim. Senden bir tane, sen de tüm çocuklar da özeldir dedim. Çok mu yüklendim sana.

Beni anlamak istemedin. Benden hep kaçtın. Tepki verdin ve beni yanlış anladın.

Evden vakitsiz bir gece, sessizce ayrılacağını hiç düşünmemiştim.

Şimdi neredesin kızım…”

Bu bir annenin kızına yazdığı mektup.

Anne perişandı. Anne doğrucuydu. Öyle yetiştirdi kızını. Her şeyini kontrol etti. Kaygılıydı. Sordu, araştırdı, eleştirdi, sık boğaz etti. Ama hep sevdiğindendi yaptıkları. Fark etmedi kızının rahatsız olduğunu. Korumak istediğindendi. Kızı onu anlayamadı. Zira bakış açıları farklıydı hayata.

Şimdi nerede, ne yapar, kimse bilmiyor.

Bir arkadaşında olduğunu söyledi ve sırra kadem bastı.

Annenin korkusu önüne çıktı. Aşırı endişeli hali vardı hep kızına bir şey olursa ne olur gibi.

Şimdi kızı kayıplara karıştı işte, korktuğu oldu.

İnsan ne ile karşılaşacak bilemez tabi ki. Hayat bize ne sunar, ne verir, ne alır bizden. Biz nasıl karşılarız onu. Sınavımız var diyip Haktan geldi der kabul mu ederiz yoksa isyan bayraklarını mı açarız yere göğe…

İnsan sevgiyle var olmuştur.

İnsan içindeki sevgi ile yaşar. İnsan özeldir.

Her insan görülmek ister, duyulmak ister, anlaşılmak ve değer verilmek ister aslında.

Bazen sevginin dozu kaçsa da birbirimizi anlayamayacağız diye gereğinden fazla konuşsak da tüm yaptıklarımızı aslında sevgi adına yapıyoruz.

Çocuğuna kızıyor ama aslında onu aynı zamanda çok da seviyor. Doğru olsun diye kızıyor ve eleştiriyor. Çünkü zamanında o da öyle gördü. Ona da öyle davranıldı.

Şimdi farkında olma vaktiydi bu annenin ve henüz evden çocukları kaçmamış annelerin.

Susmayı, susarken de çocuklarını dinleyebilmeyi öğrenme vaktidir.

Dinleyin onları, yoksa sizden başka bir dinleyeni bulurlar.

Yoksa sığınacak bir liman bulurlar.

İşin ehli anne baba olmayı öğrenebilmek adına yolculuk yapmalıyız.

Dünyanın bir eğlence yeri olmadığını biliyoruz. Rahat edilecek bir mekan değil ki Dünya. Bir göz gülerken diğer göz ağlayabilir. Bazen için susarken konuşmak durumunda kalırsın.

Olanı kabul edip, görüp şimdi ne yapabiliriz diye bakmalıyız hayata.

Şimdi bu anne ne yapacak dersiniz. Sadece bekliyoruz, kızının ona haber vermesini bekliyoruz.

Elbette bir yol vardır…

Ümidiniz daim olsun…

YAZARIN DİĞER YAZILARI