Bir babanın pişmanlığı

Dr. Hatice Kösecik 17 Haziran 2021 Perşembe, 07:30

Oğlum S.K cinselliği ile ilgili tercihini bana iki hafta önce açıkladı. Annesiyle hemen konuştuk. O gün eşimle tartışmıştık oysa. Fakat oğlumun bu itirafı benim için hayatımın en acı olayıydı. Dargınlığımı unutup eşimi aradım. Ve o günden bugüne her nefes alışımda göğsüm sıkışıyor, içim bir tuhaf. Üzgünüm. Kelimelerle ifade edemeyecek kadar üzgün.

    Nerede hata yapmıştık? Oğlum bana durumunu kendi içinde çözümlediğini, değişmek için herhangi bir isteği olmadığını desteğe de ihtiyaç duymadığını açık bir dille anlattı. Oğlum S.K; 21 yaşında ve kendini 13 yaşından beri bu şekilde hissettiğini söyledi. Ve ben ve annesi hiçbir şekilde onu anlamamıştık...

  Hayatım sanki paramparça oldu. Çocuğum, ilk göz ağrım, avcumun içinden kayıp gidiyormuş gibiydi. Ne duyduklarıma inanabiliyordum ne de çocuğumun ruh halini anlayabiliyordum. Sakallı haliyle, kulağında küpesi, elinde kitabıyla bu oğlan benim oğlumdu. Oysa o kendini bir erkek gibi hissetmediğini söylüyordu bana. Hem de uzun zamandan beri...

 Çok şükür ki kendimi kaybedip de oğlumu reddetmedim.  Bu duyduklarımı duymazdan önce bu durumla ilgili hiçbir fikrim olmadığı gibi endişem zaten yoktu. Oysa şimdi tam bir şok yaşıyordum.  Annesi de durumdan hiç şüphelenmemişti.

   Hemen harekete geçtim. Homoseksüellikle ilgili kitaplar aldım. İnternette araştırdım. Sitelere girdim. Anlamaya çalıştım. İşte şimdi de buradayım. Sizinleyim.

   Oğlumun büyümesi gözümün önüne geldi. Oğlum şu anda  21 yaşında ve 14 yaşında bir erkek kardeşi var. Okulda hep nazik bir çocuk olarak dikkati çekti. Çok atletik değildi. Futbol oynamazdı. Daha çok arkadaşları kızlardı. Her zaman annesine daha yakın olmuştu. Benden çekinirdi ya da ben öyle sanırdım. Bana çok da yakın değildi. Dikkatliydi, sanata yetenekli, müzik seven resim yapan bir çocuktu. İyi bir öğrenciydi. Her zaman yardımseverdi. Sanırım herkes onu ideal çocuk olarak görürdü. Şimdi de mimarlıkta okuyor.

    Fakat iki haftadır geriye dönüp baktığımda onun ergenlik ve çocukluk yıllarını düşününce kocaman bir boşluk görüyorum. Ve bu boşluğun içinde bir baba olarak ben hiç yoktum. Yokmuşum. Aslında vardım ama onun hayatında yoktum. Bu tercihinde biraz da benim suçum var, öyle hissediyorum.

    Oğlumun ilgi alanları benimkiyle aynı değildi. 10 yaşından sonra da onu kendi ilgi alanlarıma yönlendirmekten vazgeçmiştim. Uğraşmak zor gelmişti. Bunun nasıl da büyük bir hata olduğunu ancak şimdi anlıyorum. Aslında o zamanlar tam da onunla ilişkimi geliştirebilmek için elimden geleni yapmam gereken zamanlardı. Oysa ben ne yapmıştım. Onun yetiştirilmesini tamamen annesine bırakıp küçük erkek kardeşiyle daha çok vakit geçirmeye başladım.

    Ailem baktığımda aslında sıcak bir ortamımız var. Bazen eşimle tartışsam da genelde iyi geçinmeye çalışırız. Oğlumun beni sevdiğini ve imrenerek baktığını biliyorum. Ama onun yanında ergenlikle beraber olmadığımı da biliyorum şimdi. Onun büyümesine son on yıldır tanıklık etmediğimi gördüm.

Homoseksüellikle ilgili materyalleri okuduğumdan beri onunla daha çok vakit geçirmeye çalışıyorum. Onun kendini yetersiz hissettiğini görebiliyorum.

    Geçen hafta onunla baş başa konuştum. Ondan özür diledim. Ve onunla şimdi geç bile olsa onun izin verdiği ölçüde beraber vakit geçirmek istediğimi söyledim. Af etmesini istedim. Ve beni dinledi, sadece yüzüme baktı ve gülümsedi. O benim oğlumdu...

   Şimdi hayatımda tek bir hedefim var. Onda oluşturduğum boşluğu doldurabilmek....

    Bu vakada babanın anlattıklarından sonra ki tek tesellim en azından oğlunun babadan nefretle söz etmemesiydi.

    Evet; S.K çok üzgündü. Çünkü tam da babanın dediği gibiydi. Büyürken babaya çok hayran olmasına karşın babasının hiç yanında olmaması ve sadece erkek kardeşiyle ilgilenip onunla erkekçe faaliyetler yapması kendisi tarafından üzüntüyle izlenmişti. "Geceleri hep ağlardım ama kimse beni görmesin diye de yorganı kafama çeker, ağzıma da annemin tülbentini tıkardım" dedi. Ah çocuklar...Ah S.K

Erkek çocuğunun zamanı gelince anneyle özdeşimini koparıp babasıyla özdeşebilmesi için babasını taklit edilmeye değer bir kişi olarak görmelidir. Mizaç olarak kırılgan ve hassas yapıda olan bir erkek çocuk etkili görmediği, müşfik ve güçlü hissetmediği babasının yerini annesiyle doldurmaya çalışır. Aslında baba oğluyla ilgili bazı tuhaflıklar hisseder ama müdahale etmez, annesiyle aşırı özdeşlemesine göz yumar.

  İşte tam bu zamanda  cinsiyet karmaşası yaşayan bir çok çocuğun babası mücadele etmekten vazgeçip oğullarını annelerinin eline teslim ederler. Bu hayatlarının en büyük ve telafisi zor olan bir hatasıdır.

   Hep söylüyorum. Bu devir artık babaların sözünün daha çok geçmesi gereken bir devir. Babalara çok görev düşüyor gibi hissediyorum. Evet dışarıda çok çalışıyorlar kabul ama evde de onların rol model olmasına ihtiyacı olan erkek çocukları da varsa eğer lütfen biraz daha dikkatli olsunlar.

    Ve lütfen babalar; çocuğunuzun sizi reddedip sizden uzaklaşmasına izin vermeyin....

  Size düşen görev onun savunmacı ve kopma halini tutarlı ve devamlı çabalarla zorlayıp onun hayatında ÖNEMLİ BİR İNSAN olmaktır.

  ŞU VEYA BU ZAMANDA BİLMEDEN YA DA ANLAYAMADAN OĞLUNUZDA YOL AÇTIĞINIZ İNCİNMİŞLİĞİ İYİLEŞTİRMEYİ KENDİNİZE HEDEF EDİNİN... 

Tüm babaları saygıyla selamlıyorum...