Acıkmadan yeme, açlığına kulak ver, ayakta atıştırma

Dr. Hatice Kösecik 10 Eylül 2020 Perşembe, 07:30

Ağzına ne zaman bir şey atacaksan önce saate bak...

Acıktım sandıysan ve aslında yediğinin üzerinden en az 4 saat geçmediyse susuz olup olmadığına bak. Önce bir bardak su, ardından bir bardak daha iç. Ve bekle...

Tabi ki öğüne daha varsa bunu yapmalısın, önce suyunu unutma. Ardından bak bir durumuna, eğer kahve seviyorsan bir fincan şekersiz türk kahvesi içebilirsin, o da iki öğün arasını rahat geçirmeni sağlar.

Unutma iki öğün arası en az 4 ile 6 saat olmalı ki iç organların dinlensin. Onların da dinlenmeye ihtiyacı olduğunu hatırla. Nasıl ki tek bir kıyafet için her seferinde mecbur kalmadıkça çamaşır makineni çalıştırmıyorsun, vücuduna da izin vermeyi öğrenmelisin.

Vücudunu dinlemeyi öğrenmezsen eğer sağlıklı beslenme, sağlıklı zayıflama, dengeli yaşam gibi ifadeleri unutmalısın...

Vücuduna bir sor.

Ağzına bir lokma atacakken tam olarak sor kendine; ne yapıyorsun diye?

Yemeği gerçekten acıktığın için mi yiyorsun? Yoksa birisinin ikramı diye mi yiyorsun? Yoksa görüp de canın mı çekti? Yoksa canını sıkan bir şey oldu da mı yiyorsun?

Sorulara verdiğin cevaba göre, eğer öğün vakti değilse "sonra yerim" de ve bırak onu elinden.

Bu sonra yerim demen, seni üzmez, pişman etmez, psikolojini bozmaz. Yemekten mahrum kalma hissini yaşamadığın için, sonra yerim diye düşündüğün için, zorla bir şey yapıyorum hissine kapılmazsın, sana yasak olduğunu düşünmediğin için de daha rahat davranırsın.

Ve boş yere ne zaman kaybedersin ne de enerjini ve de paranı. Gidip gidip de yaptığın zorlama diyetlerin sonucunu zaten biliyorsun, bunlar yo yo diyetidir ve seni yorar. Gerek yok.

Vücudunun açlık sinyaline kulak vermeni istiyorum. Açlık elbette ki fizyolojik bir olay. Ve güzel sonuçları olur, tabi ki yiyebileceğin yemeğin içebileceğin suyun olduğunu biliyorsan. Ve onları yeme ve içme vaktini de kendine, bedensel ihtiyacına göre ayarlayabiliyorsan. Dünyanın belki de en haz veren işlerinden biri; yemek ve içmek. Kabul ediyorum.

Sadece sana önerdiğim şu. Fizyolojik olarak açlık sinyali hissetmeden yeme.

Her lokma, fazladan aldığın her lokma, vücudunun banka hücresine gider. Ve onu kullanmazsan, hareket etmezsen, kendini korur, yağ olarak, beline, basenine, göbeğine ve diğer yerlerine oturur, seni rahatsız eder. Oysa amacı bedenini aç kalma tehlikesine göre korumaktır, tabi kendince...

Tekrar hatırlatıyorum; Acıkmadan yeme,

Ayakta löp löp, hızlı hızlı yeme,

Açlığını erteleme. Eğer vakti değilse bile, suyunu iç, kahveni iç, yoğurtlu bir şeyler ye, leblebi, fındık, ceviz bir küçük kâse ye. Yok, yapamam dersen, bu üç ayakta yemen, atıştırman ve acıkmadan yemen sana kilo olarak geri döner...

Şimdi, anladığını düşünüyorum. Hızlı yemekten, peşinden atlı koşuyormuşçasına yemekleri azına tepiştirmenden vaz geçiyorsun, bu biiir.

İki; kendini iyi tanı, neden yediğini bul ve zamanı değilse sonra yemek üzere kaldır onu, bu iki.

Seninle burada yaptığımız şey çok çok basit. DİYET yok.  Davranış değişikliği var. Yaşam tarzını değiştirmeni ve fonksiyonel gıdaları yemeni istiyorum. Her geldiğinde anlatacağım.

İster bana gel ister gelme. Yalnız çok rica ederim, sıkı diyet, anormal açlık, anormal diyet, uzun süreli ilaçlar sakın sakın içme. Ehil olduğunu düşünmediğin hiçbir diyetisyen, koç, NLP uzmanına gitme.

Sağlığın senin elinde, akıllı olup, durumuna bak. Haftada tıbbi olarak en fazla vereceğin kilo; 500 ile 700 gramdır. Bu da ayda 2 kilo eder ki on ayda 20 kilo. Sen bu kiloları iki üç ayda almadın, hızlı kilo verdiriyorum diyene aldanma. Ölürsün. Kalp krizi geçirip veda edersin hayatına.

Benimle devam edeceksen buradayım. Diyet yok, yaşam tarzını değiştirme var...

Bu sözler benimle akupunktur ile zayıflama için gelenlerle konuştuklarım. Ve onlardan bir tanesi. Aynen defterime bu şekilde yazmışım. Tarih 11 Mart, korona, pandemi demişim bir de.

6 ayda verdiği kilolarla sağlıklı bir şekilde karşımda. Tabi ki önce insülin direnci ve metabolik sendromu ele alındı. Sonuç, harika. Şimdiye kadar verdiği en sağlıklı ve  kalıcı kilosunu verdi. Kronik kabızlığı tedavi oldu. Astım şikayetleri kayboldu, mide şikayetleri ve ruhsal durumu toparladı.

Bizimle beraber, toplam 8 kilo verdi, vermeye devam ediyor. Aylık olarak geliyor ve kontrol tedavisini alıyor. Ve aç değil, mahrum  değil, yasak değil, o  mutlu...

Ne diyelim, sağlık olsun.

Diyet yok, davranış biçimini değiştirme var.

Yedikleriniz sağlığınızın aynasıdır efendim...