Yargıtay kararı sonrası teletıp uygulamaları hakkında görüşler...

Dr. Feza Şen 24 Kasım 2021 Çarşamba, 06:30

SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) sayesinde; ifade alma ve sorgu işlemleri ile duruşmaların video kaydına alınması; Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan veya mahkemede hazır bulunamayan kişilerin (şüpheli, sanık, tanık, şikayetçi, katılan vs.) video konferans yoluyla dinlenilmesi ve ifadelerinin kayda alınması imkanı sağlanmıştır. Bu uygulama ile ilgili Yargıtay'ın verdiği karar ise ilginç.

  1. Yargıtay kararında  "Zorunluluk halinde uygulanması ile Yüzyüzelik" hususlarına dikkat çekti.

Bu kararı iseTeletıp uygulamaları ile karşılaştıran sağlık hukuku yazarı Arb. Avk. Ümit Erdem bir makalesinde değerlendirdi ve "Zorunluluk hallerinde uygulanması ile yüzyüzelik" ilkeleri açısından Teletıp uygulamaları ile karşılaştırılmasını da konunun uzmanlarına sordu. Bizde bu görüşleri sizlerle paylaşmak istedik.

  1. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AnaBilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz;

İki konu oldukça farklıdır. Teletıp uygulamalarında klinik değerlendirmeler, adli tıp ya da hukuki incelemelerden farklı olarak çarpışan menfaat ilişkilerine sahne olmuyor. Hastanın üstün menfaati; klinisyen ve hasta için tek odak noktası. Ancak yüz yüze olmamanın SEGBİS kararında belirtilen birçok dezavantajı teletıp uygulamasında da mevcut. Burada da standartlar ya da kurallar belirlenmeden ve zorunluluk hali olmadan yüz yüze muayeneden vazgeçilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Zorunluluk hali sadece Pandemi değil elbet, günümüzde sağlık çalışanı ve sistemi yetersizliği, karşılıklı zaman ve mekânsal yetersizlikler de hastanın üstün yararı açısından bir zorunluluk oluşturabiliyor. Kısaca, her iki seçenek için kar-zarar oranı bakılarak seçim yapılması da bir zorunluluk kararı oluşturabilir. Zira yüz yüze zorlanarak eksik bırakılan birçok konu olmakta. Standartlar konusu ise sanırım, hasta hekim ilişkisinin kurulabileceği olanakların mevcut olması şeklinde bir noktaya odaklanmalı. Bu konuda nihai karar ve sorumluluk Hekim'de olmalı. Bu olanakların teknik olarak belirlenmesi ve standardize edilmesi ise sağlık otoritesinin sorumluluğu olmalı ..."

  1. Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Çakmut Yenerer;

"Tele-tıp uygulaması bakımından ise durumu değerlendirdiğimizde, önce kavramın anlamını belirlemeliyiz kanımca. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2010 yılında yayımlanan Teletıp Raporu'ndaki tanım; "mesafenin kritik bir faktör olduğu durumlarda, hastalık ve yaralanmaların tanı ve tedavisi ve hastalıklardan ve yaralanmalardan korunulması; araştırma, değerlendirme ve sağlık çalışanlarının sürekli eğitimi ile bireylerin ve toplumlarının sağlığını geliştirmek ile ilgili bilgi alışverişi için, sağlık profesyonelleri tarafından, bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak sağlık hizmeti sunumu" şeklindedir.

Görüldüğü üzere Teletıp; kullanım alanı itibarıyla belli durumlara hasredilmiş, sınırları çizilmiş özel bir uygulamadır.Önemli olan, uygulamaya ilişkin sınırların yine kanuni düzenlemelerle yapılmasıdır. Hastanın üstün menfaatinin gerekli olduğu durumlarda; sınırı, koşulları, uygulama kuralları belirlenerek kanuni düzenlemeleri yapılmış bir uygulama olarak gerçekleştirilmesi, "önce zarar verme" ilkesinden hareketle faaliyet alanını belirleyen tıp uygulamaları bakımından etkin ve hasta için yararlıdır. Ancak kanımca bu uygulama bakımından da dikkatli olmak ve hekim-hasta ilişkisindeki güven ilişkisi ve hastanın, hekim tarafından görülerek muayene edilmesi esasının asıl olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Fakat tıp biliminin uzmanları tarafından uygulama alanı belirlenmelidir. Bu anlamda ise; SEGBİS bakımından ifade ettiğimiz katı dar sınırlar, teletıp bakımından daha esnek ve geniş tutulabilir.

  1. Tıp ve Hukuk Doktoru Dr. Yakup Gökhan Doğramacı;

"Teletıp uygulamalarının zaman, mekân ve özellikle mesafeye bağlı çeşitli zorlukları ortadan kaldırarak çeşitli faydalar sağladığı ortadadır. Ancak her ne kadar teknolojide ilerlemeler yaşansa da her durum için fiziki, bizzat veya yüz yüze kavramlarını tam olarak karşılayamayacağı da aşikardır. Bu sebeple teletıp uygulamaları için gerekli teknolojik alt yapı ve daha da önemlisi hangi hal ve koşullarda kullanılabileceği belirlenmeli, yani teletıp uygulamalarının çerçevesi düzenlenmelidir.

Teletıp uygulamalarının çerçevesinin belirlenmesinde öncelikle sağlık hizmetine ulaşmada yaşanan zorluk ve sınırlılıklar göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim ülkemizde ve dünyada teletıp uygulamaları, pandemi nedeniyle ortaya çıkan fiziksel sınırlılıklar sebebiyle ivme kazanmıştır. Covid 19 nedeniyle izole olan kişilere yönelik sağlık hizmetlerinde halen kullanılmaya da devam edilmektedir. Bunun gibi; hizmete erişimin zor, sınırlı veya riskli olduğu veya hızlı bir değerlendirmenin gerekli olduğu acil durumlar için teletıp kullanılabilir.

Diğer taraftan, tıbbi uygulamaların "Mahremiyet" çerçevesinde yürütülmesi gerekir. Ancak kullanılan teknolojiye bağlı olarak mahremiyetin korunamaması veya hastanın mahrem ortamı sağlayamaması gibi riskler bulunmaktadır. Ayrıca tıbbi uygulamaların temeli olan anamnez alma ve fizik muayene gibi yöntemler sınırlı kalabilmektedir. Bu nedenle; zorunlu ve acil haller dışında, teletıp uygulamalarındaki risk ve sınırlamaların bilincinde olarak tarafların karşılıklı rıza göstermesi gereklidir.

Bu rıza; hem tıbbi uygulamaların hukuka uygunluk sebebi olduğu gibi hem de hekim ile hasta arasındaki güven ilişkisi için gereklidir. Sonuç olarak; Yargıtay Kararı'nda da vurgulandığı üzere;teletıp uygulamaları için de öncelikle zorunlu bir hal olup olmadığı ve hasta ile hekimin teletıp uygulamasına rızasının olup olmadığı değerlendirilmelidir. Dolayısıyla; teletıp uygulamaları tıbbi uygulamalar açısından asıl seçenek değil, belirli koşullar altında uygulanabilecek bir yöntem olarak kabul edilmelidir."

Görüş bildiren uzmanlarımıza teşekkürlerimizi sunarız. Bu değerli görüşler ülkemizde şekillenmeye başlayan uzaktan sağlık hizmeti sunumu açısından çok önemli olduğundan bizde daha çok paydaşa ulaşmasını istedik ve paylaştık. Kendi görüşlerimizi de haftaya sizlerle paylaşacağız...

Unutmayın, sağlıkta önemli olan ilk kural: Önce zarar verme...