Tuz; azı kara çoğu zarar...

Dr. Feza Şen 29 Mart 2017 Çarşamba, 10:05

Tuz; beyaz renkli, kristal yapıda olan, kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu madde... Sodyum Klorür ismi ile de bilinmekte. Kimyasal olarak asit ile bazın birleşimiyle suyun yanında oluşan bir artık madde...

Tarih boyunca tuz; hep değerli bir maddeydi. Ortaçağın en önemli ticaret konularından biridir. Bazı ülkelerde asker ve işçiler maaşlarını tuz olarak alıyordu. Çinliler, Romalılar, Fransızlar, Venedikliler ve diğer birçok yönetim, tuz vergisi koymuştu.

Dünyada üretilen tuzun %93-94'ü direkt olarak endüstriye tarafından kullanılıyor. Sanayi de kimyasal ayrıştırma işlemleri için gerekli temel madde sodyum klorür yani tuzdur. Sanayi için ayrıştırılan tuzun kalanı da bizlere sofralık olarak sunuluyor. Aslında rafine tuz öncelikle bizler için üretilmiyor.

BİREY OLARAK TUZA NEDEN İHTİYAÇ DUYARIZ:

Tuzun, vitamin ve besin değeri yoktur ve vücudumuz tuz üretmez. Ama suyun damarlarımızda ve hücrelerimizde durması da tuz olmadan olmuyor. Tuz, vücudumuzun asit baz dengesini koruyarak sıvı elektrolit dengesini sağlar ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Besinlerin emilmesi ve hücrelerin içine girmesi için tuz gereklidir. Suyun damar içinde tutulması, sinir iletileri ve kasların kasılması için de tuza ihtiyaç vardır. Ayrıca tuzu; gıdaları uzun süre koruma özelliğinden dolayı fazlaca kullanıyoruz.

TUZUN ELDE EDİLME YÖNTEMLERİ:

Tuzun elde edilmesi için üç yöntem kullanılıyor. Deniz Tuzu, Kaya Tuzu, Rafine Tuz... Deniz Tuzu;  Deniz suyunda fazlaca sodyum, klorür ve mineral bulunur. Deniz suyunun buharlaştırılması ile deniz tuzu elde edilir. Deniz suları; çevre kirliliği yüzünden çok fazla metal ve kirli maddeler içerdiğinden günümüzde deniz tuzları daha çok rafine edilerek kullanılıyor.

Kaya Tuzu; Denizde ki su kuruyunca geriye kalan kristal parçalar güneşin ışıkları ve ışınları altında kalarak tuz haline gelir ve yüksek bir basınç sonucunda ortaya çıkar.

Kaya Tuzu; daha uzun ve doğal işlemlerden geçerek oluştuğundan diğer tuzlara göre daha faydalıdır.  Ancak bu tuz grubu her yerde bulunmaz.

Rafine Tuz; sofralık tuz adı da verilen bu tuz çeşidi, deniz tuzu ve kaya tuzunun rafine edilmiş yani işlem görmüş halidir. Rafine tuz; kaya tuzu ya da deniz tuzunun içinde yer alan sodyum dışındaki diğer elementlerin alınması ile yapılır. Tuzun rafine edilmesi esnasında kayba uğrayan önemli bir element ise iyottur. İyot insan sağlığı ve gelişimi için gerekli olduğundan ve ülkemizdeki sularda sağlığımız için gerekli olan iyot miktarı yeterli olmadığından rafine tuzların bir kısmına iyot eklenir. Piyasada iyotlu rafine tuz diye de satılmaktadır.

DOĞAL TUZ İLE RAFİNE TUZUN FARKI:

Doğal tuzların; %84'ü sodyum klorür; geri kalan %16'lık bölümünü lityum, fosfor, selenyum, magnezyum, kalsiyum ve diğer doğal mineraller oluşturuyor.  Doğada bulunan 94 elementten soy gazlar hariç tüm elementler (84 element) doğal tuz kristalinde mevcut. İnsan bedeni de tuz gibi 84 elementten oluşmaktadır. Rafine tuzun %97,5'i sodyum klorür; geri kalan %2,5'inde iyot ve nem alıcı kimyasallar var. Görüldüğü üzere rafine tuzun sodyum klorür aranı daha fazla olduğundan vücuttun su tutması da daha fazla olmaktadır.

UNUTMAYIN ÇİN TUZU; TUZ DEĞİLDİR

Birde son zamanlarda adını çokça duyduğumuz Çin Tuzu var ama Çin Tuzu tuz değildir, cipsten tutunda yoğurda kadar birçok hazır yiyeceğin içinde bulunun gıda katkı maddesidir. MSG olarak ta bilinir, sağlıklı beslenme için önerilmeyen bir maddedir.

Sizlere tuzu ve hayatımızdaki yerini anlatmaya çalıştım... Bu bilgilerin ışığında;

Hangi tuzu kullanmalıyız, Kaya Tuzu mu, Rafine Tuz mu?

Tuz iyot ilişkisi nedir?

Rafine Tuz, iyotlu mu olmalı iyotsuz mu?

Sağlıkçılar hangi tuzu öneriyorlar gibi soruların cevabını da haftaya vereceğim.

Sağlıklı Günler...