Şarbon deyip geçme, "önemse..."

Dr. Feza Şen 05 Eylül 2018 Çarşamba, 06:19

Son günlerde unuttuğumuz bir hastalık olan şarbon diğer adıyla Antrax vakaları tekrar ülkemizde görülmeye başlandı.

Dünya üzerinde ortadan tamamen kalkmasa da nadir görülen bu hastalık Akdeniz ülkelerinde daha fazla görülmekte...

Şarbon hastalığının son zamanlarda et fiyatlarının artmaması için ithal edilen besi hayvanlarından ülkemize geldiği sonucu ise ağırlık kazanmakta...

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre Türkiye; en çok şarbonlu vakaların görüldüğü ülkelerin başında geliyor ve 1992-2004 yılları arasında da ülkemizde 503 şarbon vakası tespit edilmiştir.

Şarbon nedir...

Hastalık mikrobu Bacillus Antracis denilen sporlu, gram pozitif bir bakteridir.

Sporları; kuruluğa, güneş ışığına, yüksek PH'lı asidik ortamlara ve dezenfektanlara karşı dirençlidir.

Ağustos, eylül ve ekim aylarını kapsayan toprağın kuru olduğu dönemlerde Şarbon mevsimi olarak adlandırılmakta...

Ot yiyen özellikle deve, koyun, keçi ve sığırlarda görülen, bulaşıcı ve kimi zamanda ölümle sonuçlanan, bulaştığı yerde çıban oluşturan tehlikeli hastalıktır. Halk arasında 'çoban çıbanı' ya da 'karakabarcık' diye de bilinir. Solunum yolu ile bulaşan formu oldukça tehlikeli olan bu hastalıkta aşının % 90 koruyucu olduğu ise yayınlarda yer almakta...

Şarbon nasıl bulaşır...

Şarbon; deri, mukoza ve solunum yolu ile geçen bir hastalık olduğundan şarbonlu hayvanlar ile doğrudan temas ya da kesim esnasında dolaylı olarak temas etmek, şarbonlu hayvanların etinin yenilmesi, herhangi bir üretim için kullanılan hasta hayvan yünleri, derileri ve kılları ile bulaşır. laboratuvar çalışmaları esnasında da şarbon bulaşabilir. Hastalık riski olan bölge ve şehirlerden alınan hayvan ve hayvan ürünleri ise risklidir.

Şarbonun tipleri nelerdir...

İnsanlarda bulaşma yollarına göre 3 tip şarbon hastalığı görülmekte... Akciğer, deri ve sindirim sistemi şarbonu olmak üzere 3 tip şarbon hastalığı vardır ve insanlar ve hayvanlardaki belirtiler benzerdir.

En çok görülen tipi deri şarbonudur. Deri şarbonu; deride bir yara varsa bakterilerin deriyle temas etmesi sonucu ortaya çıkar ve deride yaralar meydana getirir. Kaşıntılı başlayan papül kısa vakitte vezikül ve ülser olur. Oluşan bu yaranın ortasında 1 ila 3 cm çapında, ağrısız, tahta gibi sert ve şiş bir siyahlık oluşur. Ateş, bulantı ve kusma olur. Acilen hekime başvurulmalıdır yoksa hastalık ilerler ve ölümle sonuçlanabilir.

Diğer bir tipi olan akciğer şarbonu mikrobun akciğerlere yerleşmesi ile yaklaşık bir hafta içerisinde yara oluşturur. Nezle, ÜSYE, soğuk algınlığı gibi başlayan tabloda ateş yükselmesi, lenf bezlerinde büyüme ve nefes almada zorluklar görülür. Şarbon vakaları ülkemizde görüldüğü zamanlarda bu tip şikâyeti olan hastalarda şarbon ihtimali düşünülmelidir yoksa erken tedavi edilmediği takdirde ölüm kaçınılmazdır. % 5 gibi olasılıkla görülür.

Sindirim sistemi şarbonu ise şarbonlu hayvan etlerinin pişmemiş yada çiğ tüketilmesi sonucu ortaya çıkan ve en ölümcül olan tipidir. Kanlı kusma, kanlı dışkı, karın ağrısı şikâyeti olan bireylerin erken tedavisinin başlaması bile ölümcül sonucu değiştirmeyebilir. Çok nadirdir.

Şarbon tanı ve tedavisi...

Şarbon teşhisi koyacak kişi hekimler, doktorlar olup öncelikle her hangi bir şüphenizde en yakın sağlık kuruluşuna ve hekiminize başvurunuz. Tedavisinde penicillin ve doksasillin kullanılır.

Şarbonlu hayvan veya et nasıl anlaşılır...

Şarbonlu hayvanlar, kesilmeden önce yapılacak veteriner kontrolü ile tespit edilerek kesilmesi önlenir ve yapılması gerekenler kuralına uygun yapılır.

Veteriner kontrolü yapılmadan kesilen hayvanların Şarbonlu olup olmadığı ise veteriner hekimlerce yapılan histopatolojik incelemeler neticesinde tespit edilir.

Şarbondan korunmak için ne yapılmalı...

Kasap ya da marketten et alan bizlerin kesilmiş et alımı esnasında bu tespiti yapmamız ise mümkün değildir. Şarbon taşıyan etler tüketilmemelidir. Kullanacağınız etler denetimli kesilmiş etler olmalıdır. Şarbon taşıyan hayvanın süt ve süt ürünleri de iyi pişmediği sürece tehlikeli ve risklidir. Bacillus Anthracis sporları 140 derecede 30 dakikada, 180 derecede 2 dakikada etkisiz hale gelmektedir.

Net sonuç şudur ki; Şarbon hastalığının salgına dönüşmemesi için çevre ve sağlığın korunmasında görevli bilcümle kamu otoritesinin duyarlılığına ihtiyaç vardır.

Hastalık şüphesiyle yetkili birimler tarafından Şarbon tanısı konulan hayvanlar müşahede ve karantina süresi sona ermeden kesilmemeli ve etleri tüketilmemelidir. Riskli bölgelerde ise hayvanlar şarbona karşı mutlaka aşılanmalıdır.

Şarbon biyolojik silah olarak kullanılabileceği de unutulmamalıdır...

Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Dr. Özlem İnan Elçin "Potansiyel Tehlike Şarbon" başlıklı makalesinde ilginç sonuçlar vermektedir.

Bu sonuçlara göre

  1. "1970 yılında Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı bir uzman grubu teorik olarak 50 kilogram şarbon sporunun bir uçakla 5 milyon nüfuslu bir şehrin üzerine bırakılması durumunda 250.000 kişinin hastalığa yakalanacağını ve bunlardan 100.000'inin tedavi edilemeden öleceğini hesaplamıştır.
  2. 1993 yılında ABD Kongresinde bir komisyon 100 kilogram şarbon sporunun Washington üzerine bırakılması durumunda130.000 ile 3.000.000 arasında ölüme yol açacağını ve bunun hidrojen bombasının öldürücülüğüne eşdeğer olduğunu ifade etmiştir.

Öncelikle yapmanız gereken; sizler yine de tanıdık, bildik ve ahlakına güvendiğiniz bir kasaptan alışveriş edin ve aldığınız etin kökeninin nereden geldiğini de mutlaka sorun...