Sağlık ve sağlık bilgileri; reytinglere kurban edilmemeli...

Dr. Feza Şen 22 Ocak 2020 Çarşamba, 07:30

Reyting; izlenme takip edilme demek...

Bir dizinin, bir kuruluşun, bir fikrin, bir öğretinin toplumda bireyler arasında kabul bulup izlenmesi manasında kullanıyoruz "reyting" kelimesini...

İyi olan, doğru olan tabi ki çok izlenmeli, çok reyting almalı...

Ama kesinleşmemiş bilgilerin, doğruluğu çok sayıda ve uzun süre içinde yapılmış bilimsel çalışmalarla kanıtlanması mümkün olmayan tabu yıkan, ezber bozan, şoke eden bilgiler üzerinden "reyting" elde edilmesini de doğru bulmamaktayım.

İşte bu alanlardan en önemlisi ise sağlık ve sağlık üzerine yapıldığında reyting alan bilgilendirmeler...

Çünkü tam kesinleşmemiş bilgiler üzerinden yapılan reytingler, toplum içinde kabul bulduğunda ve sıkça kullanıldığında yıllar sonrası için telafisi mümkün olmayan sonuçlar da doğurabilmekte...

Sağlık ve sağlıklı yaşam üzerine üstelikte birbirine tezat olan önermeler ile yapılan bilgilendirmelerin gelecekte sağlığımızı nasıl etkileyeceğini de bilmiyoruz...

Özellikle de sağlıklı yaşam üzerine gün geçmiyor ki yeni ve tezat bir bilgi ortaya atılmasın...

Sanayi üretimi tavuk mu, gezen tavuk mu tartışması bilimsel veriler ile tam açıklanamadan...

Az ve sık yenilmeli, mutlaka ara öğün olsun diyenlere,

Hekimler diyor ki 3 ana öğün olarak beslenin.

Köy sütü içeriği işlenmediği için besinsel değeri fazladır diyenlere,

Gıda mühendisleri diyor ki, süt işlenirse mikroplarından arınır.

Kahvaltı, olmazsa olmaz diyenlere karşılık deniliyor ki kahvaltı yasaklanmalı.

Geçmişe baktığınızda; USA'da ticari pazarını artırmak isteyen bir mısır gevreği firması; bol yumurtalı, dana pastırmalı kahvaltılara tercih olarak ürünlerini reklam ederken "kahvaltı günün en önemli öğünüdür" sloganını kullanıyor.

Tam da bu noktada artık bir dur denilmesi gerekiyor arkadaşlar... Sağlık işi, şakaya gelmez...

Bireyleri yanıltabiliriz, yıllar sonrası için hastalıklı bir toplum yaratabiliriz...

Sağlık bilgileri, reklam amaçlı kullanıldığında, medya mecralarında yayınlandığında çok kitleye ulaşıyor ve sonucu netleşmemiş bir önerme, bir anda kesinleşmiş bir sağlık sonucu olarak kabul görüyor...

İşte sağlıksızlık tam bu noktada başlıyor.

Geçtiğimiz günlerde Türk Tabipler Birliği ile İstanbul Tabip Odası bir toplantı düzenledi.

Bu toplantı da; Dr. Ali Çerkezoğlu, "İnsanların daha iyi, daha mutlu, daha sağlıklı yaşama, ömür süresini uzatma beklentisini anlaşılabilir buluyoruz. Ancak toplumdaki bu beklentileri kullanarak hurafeler üreten anlayışlarla, modern tıbbı ticari bir şekilde manipüle etmeye varan şarlatanlıklarla da karşı karşıya kalıyoruz. Bu alanın denetlenmesini toplum sağlığı açısından olmazsa olmaz bir durum olarak görüyoruz. Sağlık ortamının, hekimlik uygulamalarının denetlenmesi her zaman önemliydi ancak bu dönemde çok daha fazla önem kazanmış durumda" demekte... Ve bu toplantı da sağlık üzerine yapılan söylemler için "etik kriterler" kabul edilebilecek gerçeklerinde altı çizilmekte...

Sağlık ile ilgili bir bilgiye inanmadan, medya üzerinden duyduğumuz bir sağlık tavsiyesini kullanmadan önce bazı gerçekleri hatırlamanız ve düşünmeniz önemlidir.

  1. Sağlık bilgisi asimetriktir, kullanıcı gerçekleri tavsiye eden hekimler kadar bilmez. Hekime güvendiği için söylediklerini doğru kabul eder.
  2. "Doktor" unvanı ve akademik kariyere sahip olup ta modern tıbbın yerden yere vurulması tezat değil mi?
  3. Yanlışlar ile tıbbi doğruların harmanlanarak sunulması gerçeklerin gizlenmesine yol açmaz mı?
  4. Bilimsel ispatları olmayan bilgilerin ezber bozması, tabu yıkması neye göre yapılmakta?
  5. Tıbbın bulduğu tedavilere alternatif olarak herhangi bir bitki, meyve, sebze veya diyet kürünü önermek yanıltıcı değil mi?
  6. Sağlık; medya üzerinden reyting amaçlı bir alan değildir, ama
  7. Sağlık; modern tıp adı altında aşırı tıbbi tahlil, tetkik ve ilaç kullanılması da değildir, bu gerçek bilinmeli ve gözden kaçmamalıdır.
  8. Aşılardan halkı soğutmak ileri de salgınlara kapı aralamaktır, komplo teorileri ile sağlık hizmetleri yönetilemez.

Unutmayın, sağlık ekonomisi; dünyanın en büyük ilk üç ekonomisinden biridir.

Sistemsel politikaların sadece hekimlere fatura edilmesi hekimler ile bireyler arasındaki uçurumu derinleştirmeden, hekimlerle hastaları ötekileştirmeden ileri gitmez.

Sağlıkta akademik kaos yaratılmamalı, bireylerin anneannelerinden öğrendikleri yeni bir gerçekmiş gibi sunulmamalı.