SAĞLIK MESLEĞİNİ İCRA EDEN HERKES ETİK SINIRLARI BİLMEK ZORUNDA...

Dr. Feza Şen 14 Haziran 2017 Çarşamba, 10:06

Sağlık; denilince aklımıza doktor ve hasta ilişkisi geliyor ama sağlık hizmetleri;  sadece hekimlerden ibaret değildir. 
Sağlık profesyoneli dediğimiz Hekim, Diş Hekimi, Eczacı, Psikolog, Diyetisyen, Biyolog, Fizyoterapist, Hemşire Ve Sağlık Memurları usul ve esaslara uygun olmak koşulu ile hasta kabul eden işyerleri açarak bireylere hizmet sunmaktadır. 
Sağlığı hakkında bilgi almak isteyen herkes; bu meslek gruplarındaki değişik kişilere danışmakta, bilgi almakta ve bu bilgiyi günlük hayatında kullanmakta... 
Unutmamalıyız ki eksik ve yarım bilgi, kişinin sağlığına zarar verebilir. Hiçbir kötü niyetimiz yokken, kişiye yardımcı olalım derken zarar da vermeyelim. Eskilerin dediği gibi " Yarım kasap maldan, yarım hekim candan eder..." Unutmayın; sağlık hizmetlerindeki asıl unsur hastadır, size danışandır... 
Sağlık alanında meslek icra edenlerin, kendilerine danışan herkese; güncel tıbbi bilgiler ışığında, meslek etiği çerçevesinde hareket etmesi zorunluluktur. Çünkü "Hasta Hakları" denilince karşımıza ilk çıkan kavram "hak"tır.  
Sağlık alanında meslek icra ediyorsanız işiniz zor demektir. Mesleğinizi icra ederken öncelikle sizden sağlığı için yardım bekleyen hastalarınıza; tedavi olma hakkını doğru ve ivedilikle teslim etmeniz gerekir.
Sizden yardım bekleyen kişilerin "Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmaması" için özellikle yaptığımız işi; 
En son tıbbi bilgilerin ışığında uygulamalı,
Uyguladığımız bilgilerin tıbbi literatürde yeri olmalı ve 
Uygulanmasını istediğimiz önerilerin mutlaka hastalar üzerinde denenmiş olmasına dikkat ederek mesleki etik çerçevesinde işimizi yapmalıyız.
Etik; bir ahlaki yaklaşımdır. "Mesleği icra eden kişilerin, mesleki bilgilerini sundukları kişilere karşı doğru davranış biçimlerini açıklayan ilkeleri, değerleri ve standartları ortaya koyan sistemdir." 
Mesleki etik dediğinizde temel ilkeleri çiğnememek ve bu ilkelere uymak zorunludur. "Önce zarar verme" diyen tıbbın babası Hipokrat; sağlık hizmetini uygulayanlara çok net sınırlar çizmiştir. Sınır bellidir: "zarar verme"
Özellikle iş yaşamındaki yoğun rekabet ortamı; temel mesleki etik ilkelerine bağlı çalışmaktan bizleri uzaklaştırmamalıdır. Aşırı hırs, servet düşkünlüğü, plansızlık, yasa ve kurallara aykırı davranma, maddi-manevi tatminsizlik gibi duygular; bizlere sağlık mesleğini icra eden kişiler olduğumuzu unutturmamalıdır.
Bu açıdan bakıldığında sağlık mesleğini icra ederken uyulması gereken temel ilkeler bellidir.
Doğruluk: Mesleki ilmi doğruların dışına çıkmamak,
Yasallık: Mesleki uygulamalarda yasalara bağlı kalmak,
Yeterlik: Mesleğinde yetkin, nitelikli olmak, gelişmeleri takip ediyor olmak,
Sorumluluk: Mesleği ile ilgili konularda sorumluluklarının bilincinde olmak, mesleğin gelişimine zarar verecek yaklaşımlardan kaçınmak,
Hasta haklarına saygı: Hasta hakları dediğimizde karşımıza ilk çıkan kavram "haktır."
Unutulmamalıdır ki; tıp mesleği bir bütündür, içinde yer alan her bir sağlık disiplini birbirini tamamlayıcı olarak çalışmalıdır. Tıp ilmine göre bireyin hastalığı varsa teşhis edilmesi öncelikle esastır. Hastalığın teşhisi hukuken yetkili merci ise hekimlerdir.
Hastalığı olan bireyin hastalığını teşhis etmeden tamamlayıcı tıbbi işlemler uygulamak hukuken sizleri zor durumda bırakabilir. Hastanın zarar gördüğü her noktada hukuk dünyasının ilk sorusu "bu işlemi yapmaya yetkiniz var mı?" Konu sağlık olunca "yetkilerimiz dışında kalmamakta fayda var" diye düşünerek sağlık mesleği icra edilmelidir.