Sağlığınız için 'endişelenmeyin...'

Dr. Feza Şen 15 Ağustos 2019 Perşembe, 08:21

Amerika'lı yazar Neale Donald Walsch diyor ki  "Endişe, nefretten sonra insanın kendisine ölümcül zarar verdiği en kötü zihin aktivitesidir... Endişe, nefret, korku, anksiyete, acı çekme, sabırsızlık, hırs, tamah, anlayışsızlık, yargılama ve suçlama; bedene, hücresel boyutta saldırır. Bu koşullarda sağlıklı bedene sahip olmak imkânsızdır. Endişe, ziyan edilmiş mental enerjidir. Endişe, bedene müthiş zarar veren biyokimyasal reaksiyon yaratır. Hazımsızlıktan, kalp krizine kadar her türlü hastalığa neden olur.

Endişe bittiğinde sağlık bir anda düzelir..."

Endişe, nefret, anksiyete, sabırsızlık, hırs, tamah ve anlayışsızlıktan uzaklaşabilmenin önemli yollarından biri otonom sinir sisteminizi yönetebilmektir. Tıp dünyasının son gelişmelerinden olan bağırsaklarımızın 2. beyin olmasının ardında da otonom sinir sistemi var.

Otonom sinir sistemi; kalp kası, düz kaslar ve iç salgı bezlerimiz dâhil neredeyse vücutta her organın çalışmasına ait bilgileri organ ile beyin arasında taşıyan bir iletişim ağıdır. Birbirine zıt çalışan sempatik ve parasempatik sistemlerden oluşur, organizmanın denge içinde iç ve dış değişikliklere adapte olmasını sağlar.Stresli, telaşlı zamanlarda vücudumuzu aktiviteye hazırlanmasını sağlayan sempatik sinir sistemi iken vücudumuzda istirahat halinde aktif olan sistem ise parasempatik sistemdir.

Özetle vücudumuz; sempatik aktivite olduğunda "savaş veya kaç"

Parasempatik aktivite olduğunda "Dinlen, beslen ve sindir " komutlarına göre kendini düzenler. Parasempatik aktivite arttığında; enerji tasarrufu yapar, vücudumuzu yenileriz...

Heyecan ve stres yapmayanlar; parasempatik sistemi daha baskın olan soğukkanlı kişilerdir. Ve bu kişiler daha uzun yaşar, daha sağlıklı olurlar, ayrıca bu kişilerde kalp krizleri ve ani ölümlere daha az rastlanır...

Otonom sinir sistemini denetlemenin bir diğer şartı ise irade gücü oluşturmaktan geçiyor. İrade gücü ise zihin ile kontrol edilir. Zihniniz ne kadar dağınıklıysa iradede o kadar güçsüz durumdadır.

Zihin isteklerimizin limanıdır, yuvasıdır. Bitmeyen taleplerimizin sayesinde zihnimiz sürekli bir başlangıç ya da son arar... Ama hayat da ne başlangıçlar biter ne de sonlar...

İsteklerimiz; beklentilerimizi besler, biri biterken bir diğeri kendini gösterir, düşünceler onlara eşlik eder ve bu böyle devam eder gider... Eğer farkındalık içinde değilseniz, zihniniz sürekli isteklerin peşinde koşar, kendi ile barışık olmadığınız sürece zihninizdeki istekleri büyütürsünüz... Zihninizdeki dinmek bilmeyen istekler şelalesi beraberinde olumsuz duygularımızı besler. Korku, endişe, huzursuzluk, kaybetmek, kaçırmak, telaş etmek,  tatminsizlik defalarca yaşanır, durur.

Zihninizdeki dırdırları durdurarak iç huzura kavuşmak ve parasempatik aktivelerinizi artırmak için yapmanız gereken "şimdide olmak, anı yaşamaktır." Zihin tek bir noktaya toplanmışsa istemleri güçlenir ve böylece istem gücünün yardımıyla otonom sinir sistemiz isteğimize uygun çalışır.

"An'da olmak, şimdide kalmak"; fiziken neredeyseniz düşüncelerinizin yani zihninizin de orada olması demektir ki; mutluluk duygusu anda yaşanır ve geçicidir.

Beslenme ve sindirim sistemimiz açısından parasempatik sinir sistemi sayesinde; besinler ağızda yumuşatılır, midede parçalanır,  midenin iç yüzeyini asitten koruyacak mukus salgısı yapılır ve besinlerin bağırsakta en ufak parçalara bölünmesi ile kana geçmesi sağlanır, sindirim enzimleri ve insülin salgısı yönetilir. Kısaca doğru ve sağlıklı sindirim; parasempatik aktivite ile olur. Siz siz olun yemek yerken anı yaşayın, sadece yemek masasındaki sohbetlerde kalın...

Yaşamın her anında endişelerinizden arınarak hayata sağduyulu bakarak kalırsanız, ortamdaki kişilere odaklanırsanız özetle "an'da kalırsanız" parasempatik aktiviteniz artar, sağlıklı kalırsınız... Ama yemek esnasında dün yaptıklarınıza tasalanır, yarına endişelenirseniz sempatik aktiviteniz artar... Artan sempatik aktivite ile gastrointestinal sisteminiz yavaşlar, sonrasında gelsin hazımsızlık, gaz, şişkinlik, reflü ve kabızlık...  Unutmayın, bitmeyen sempatik aktiviteler kronik vücut enflamasyonuna, tansiyona, kalp hastalıklarına, kansere davetiye çıkarmak demektir...