'Okul Gıdası Logosu' uygulaması ertelenmemelidir

Dr. Feza Şen 18 Eylül 2019 Çarşamba, 07:30

"Okul Gıdası Logosu" uygulamasına öncülüğü Türk Böbrek Vakfı yapmış ve özellikle çocuklarda artan obezite ile obezite nedeniyle ileride oluşacak hastalıklara dikkat çekmişti.

Çocuklarda obezite artış oranlarının % 10'lara yaklaştığı da bilinen bir gerçek...

Uygulama gelecekte çocuklarımızın sağlığı açısından önemli bir koruyucu sağlık çalışması idi.

Bugünlerde ise ertelenmesi gündemde,

Unutulan gerçek ise sağlığın ertelenmeyeceğidir.

Ne oldu da bu uygulama bir sene sonraya ertelendi?

DHA Haber Ajansı vasıtasıyla basına yansıyan habere göre:

Türkiye Kantinciler Odaları Güç Birliği Platformu Sözcüsü ve Ankara Kantinciler Odası Başkanı Bayram Şahin; bu hususta önemli noktalara dikkat çekiyor.

"Biz logo uygulamasıyla ilgili tebliğin yeniden masaya yatırılmasını, ürün yelpazesini genişletecek ve uygulanabilir bir hale dönüştürülerek yeniden düzenlenmesini istiyoruz" diyor.

Haberin satır aralarına baktığımızda sağlığımız adına önemli bu uygulama da çok detaylı çalışma yapılmadığı kanaatine varıyoruz.

Uygulama biraz aceleye getirilmiş olmalı ki, konuyu ilk duyduğumuzda bizlerin bile aklına gelen önemli noktaları soruyor Kantinciler Odası Başkanı... Diyor ki:

"Okullarda tedarikçi firmaların ürettiği logolu ürün sayısı çok kısıtlı.

Ürünlerin yeni logo yönetmeliğine göre son tüketim tarihi 2 aya düşüyor.

Ürünlerin fabrikadan çıkıp kantinlerimizdeki raflara gelinceye kadar zaten ömrü sona eriyor.

Firmalar bu logoyu taşıyan ürünleri üretmeye yanaşmıyorlar çünkü ürün içinde raf ömrünü uzatacak katkı maddesi olmazsa ürünün far ömrü kısalıyor.

Okul kantinleri uygulamaya kesinlikle hazır değil.

Katkı maddesi olmayan ürünün ise kantinlerde imal edilmesi gerekiyor ki bu da pratik değil.

Kısıtlı sayıda ürün ile bizim kantinleri açmamız, kiralarımızı karşılamamız, vergilerimizi ödememiz mümkün değil. Logolu ürün yok elimizde..."

Anlaşılan odur ki konu çözüm bekliyor.

Sağlığımız açısından kanaatimiz; uygulamanın ertelenmesi değildir. Mevzuat düzenlemesinde tanımlı olan 'Bilim Kurulunun' yeniden ve ivedilikle düzenleme yapması önemlidir. Çünkü:

Halk Sağlığı çalışmalarının duayeni Prof. Dr. Nusret Fişek hocanın dediği gibi "bireyin ana rahmine düştüğü andan ölümüne kadar sağlığından sorumluyuz."

Sağlık hizmetlerinde entegrasyon esastır: Koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetleri birbirlerinden kesin olarak ayrılamazlar.

Sağlık hizmetleri çok sektörlüdür: Sağlık hizmetleri yalnızca "Sağlık Bakanlığı" tarafından verilemeyecek kadar geniş boyutludur. Sağlık hizmetlerinin sunulmasında Sağlık, Eğitim, Tarım, İçişleri, Diyanet İşleri, Yerel Yönetimler, Finans Kuruluşları, Ulaştırma, Sanayi alanlarında kural koyucuların eşgüdüm içinde hareket etmeleri kaçınılmazdır.

Unutmayalım; Yaşamın Gerçeği Sağlıktır,  Diğerleri İse Teferruattır...

Hayatın tek gerçeği; sağlıktır.

Kanser olmak ya da kalp krizi nedeniyle ölmekte gerçektir.

Sağlıklı olmak veya hastalıklar nedeniyle ölüme yolculuk gerçektir.

Yaşadığımız diğer zamanlar ise kaprisler ve hayatın içindeki çeşitli olaylardan oluşmakta...

Aracınızın yüz kilometre hıza beş saniye önce çıkması veya yaşadığınız evin üç oda yerine dört oda olması ya da özel bir düğüne giderken yeni bir elbise almak kaprislerimizdir aslında...

Bu sınıfta olanlar "Olmazlarsa da sırmalarımızın düşmeyeceği" türden olaylardır.

Evimizin yanması, işyerimize hırsız girmesi ya da yolda düşüp kolumuzu kırmamız veya işyerinde terfi ederek sorumlu, direktör, müdür olmamız ise hayatta yaşadığımız olaylardır...

Yaşamın içinde bizleri olumlu ya da olumsuz etkilemelerine rağmen "ucunda ölüm olmayan" işlerdir...

Ama hayatın tek gerçeği sağlıktır ve sağlıklı kalabilmektir...