Normalleşirken, kıymetlilerimize özen gösterelim...

Dr. Feza Şen 03 Haziran 2020 Çarşamba, 07:30

Normalleşiyoruz ama yaşadıklarımızı unutuyoruz...

31 Mayıs 20020 itibarı ile dünyada 6,5 milyon kişi hastalığa yakalandı.

Yaklaşık 370 bin kişi vefat etti, 2,56 milyon kişi iyileşti, yani hala 3,5 milyon kişi hasta, USA Başkanı Trump, Dünya Sağlık Örgütünü tanımadığını ilan etti.

Dünya, ikinci dalga olur mu sorusuna cevap arıyor.

Evet, Kovid-19 mücadelesinde Türkiye başarısını yaşadık.

Ama Kovid-19 belirsizliğini de sürdürmekte...

Onun için gelin yaşadıklarınızı unutmayın...

  • Öncelikle tedbirlere devam edin...
  • Yarın ihtiyacınız olacak insanları ve kurumları da koruyun...

"65 yaş ve üstü olan kıymetlilerimiz" normalleşme sürecinde tedbirleri kontrol eden "Fahri Sosyal Müfettiş" olmalı...

65 yaş ve üstü olanlar, bizlerin kıymetlileri... Kıymetlilerimiz; bunalıyor...

Sürekli evde kalmak zorunda olmaktan, hareket edememekten sıkılmaya başladılar.

Normalleşme ile sadece 18 yaş altı ve kendilerine kısıtlama olmasından rahatsızlar.

Aslında onların sağlığını tehlikeye atmamak için sokağa çıkma yasağı tedbir olsa da, bir de şu açıdan bakmak lazım...

18 yaş ve altında olanlar, gençtir, aklına eseni yapabilir, söz dinlemeyebilir, Ama;

65 yaş ve üstü bireyler, yaşanmışlıktan dolayı en donanımlı, en bilgili tecrübe kaynaklarımızdır.

Ülke ve vatan sevgisi en yüksek, en bilinçli toplum kesimidir onlar, sokağa bıraksak tedbirlere hem en çok onlar uyarlar, hem de sokakta tedbirlere uymayanları da uyarırlar, hatta dışarı da korunma tedbirlerinin uygulanması adına fahri müfettişlik bile yaparlar...

Gelin, normalleşme döneminde 65 yaş ve üstü olan, kıymetlilerimizin bu kabiliyetlerinden yararlanalım.

Bakın, toplumda sosyalleşme kuralları nasıl takip ediliyor, görün o zaman..

Sokak ta bir kişi maskesiz gezemez valla...

Yarın ihtiyacınız olabilecek, "özel sağlık kuruluşları" sahip çıkalım...

Kovid-19 ile mücadelede Türkiye başarısına imza attık, gurur duyuyoruz, sayın Sağlık Bakanımızla, hekimlerimizle, sağlık çalışanlarımızla ve sağlık kuruluşlarımızla...

Sağlık kuruluşları arasında "özel sağlık kuruluşları" da var...

Bugün binası kira bile olsa milyon dolarlık sermayeler harcanarak yatırımcılarının gücü ile kurulan, ülke genelinde üç yüz bin kişiyi istihdam eden, aylık işletme giderlerini cepten ödeyerek ayakta kalan,

ülke ortalamasının üzerinde SGK primi ve stopaj ödeyen, hatta bu dönemde pandemi nedeniyle hasta başvuruları beş hatta altı kat azaldığı halde, her an ülke ihtiyacına cevap verebilmek için tam tekmil hazır bekleyen, personeli kah evde kah hastane de bekleterek kutsal sağlık nöbetini tutmaya devam eden sağlık kuruluşlarıdır bunlar...

Devletimiz, pandemi ile birlikte tüm sektörlere sahip çıktı, çeşitli mali destekler açıklandı...

İşte bu özel sağlık kuruluşları da her sektörün yararlandığı kadar kamunun yasalar ile belirlediği ve onayladığı desteklerden faydalandı...

Özel sağlık kuruluşlarına, özel, spesifik farklı bir destek de olmadı...

Her sektör gibi onlarda kısa çalışma ödeneğinden ve diğer desteklerden yararlanmak için başvurdular.

Amaçlar ise şuydu; hasta başvuruları azaldığı için tüm personeli hastanede bulaş risklerini de yükseltememek,  özel kurumlarda çalışan sağlık çalışanlarını da korona virüsten korumak içindi.

Görünen o ki, bu ödenekten yararlanması için onay verildiği tarihten altmış gün geçtikten ve ilgili sağlık çalışanlarına ödemeleri yapıldıktan sonra bir sağlık çalışanını veya sağlık kuruluşunu arayarak tüh, bu iş yanlışlık oldu diyerek motivasyonlarını kırmanın ise sehven yapıldığını düşünmek istiyorum...

Özel sağlık kuruluşları ile özel sağlık çalışanları ülkemizin bir değeri aslında...

Onlara sahip çıkmalıyız.

Tüm dünyada hekimlere ve sağlık çalışanlarına daha çok ihtiyaç olduğu dönemlere giriyoruz.

Yarın Kovid-19'un ne olacağını da tam olarak bilmiyoruz...