Medikal turizm; ülkenin önemli bir gelir kapısı...

Dr. Feza Şen 28 Ağustos 2019 Çarşamba, 07:00

Sağlık ve turizm sektörlerinin bileşkesi olan Medikal Turizm; ülke geleceğinin döviz kazandırıcı çok çok önemli bir gelir kapısıdır. Medikal Turizmin gelişimi sağlık sunucularının rekabetçi ortamına bırakılmayarak, öncelikle döviz kaynağı görülerek geliştirilmesi asimetrik bir büyümeye yol oluşturmamalıdır...

Öncelikle Turist Sağlığı, "Medikal Turizm" değildir.

Yaklaşık 15 yıl öncesinde ülkemiz sağlığı içinde "Medikal Turizm" diye bir kavram yoktu.

Turist Sağlığı; ülkemizi gezmeye gelen turistlerin hastalanmaları halinde sunulan hizmetlerdi.

O yılarda turistler; kaldıkları otelde, ihtiyacı halinde ve anında sağlık hizmetini alabilirlerdi.

Sağlık ve turizm bir araya gelince ve önemli bir ihtiyaç da karşılanınca da doğal olarak bir hizmet ve gelir oluştu. İşte bu durum ile özellikle Antalya yöresinde özel hastane sayılarında o yıllarda artış oldu. Ama şu da net bir sonuçtur; Turist Sağlığı hizmetleri, Medikal Turizm değildir.

Dünya üzerinde sağlık hizmetlerine olan ihtiyacın artması, tedavi için uzun randevu sürelerinin oluşması, farklı ülkelerde daha ekonomik ve kaliteli sağlık hizmetlerinin üretilir olması sağlık elde etmek için bireylerin farklı ülkeler de gidebileceği gerçeği üzerine doğdu Medikal Turizm...

Ülkemizde de 2005 yıllarında Sağlık Turizmi Derneği kuruldu ve bu dernek farkındalığın artmasında ülke genelinde önemli çalışmalara imza attı.

"Medikal Turizm" ile ilgili yapılan kamusal düzenlemeler;

Gelişmeler kamunun ve özellikle kanun yapıcı düzenleyici otoritenin gündeminde yer alınca, Medikal Turizm; kamu denetimine, gözetimine ve düzenlemelerine tabi oldu.

Denetlemeler ve düzenlemeler hizmetin kurumsallaşmasını sağlaması adına önemli ve değerlidir.

2010 yılında Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Sağlık Turizm Birimi kuruldu.

Aynı yıl Sağlık Turizmi Koordinatörlüğü adıyla Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğüne devredildi.

2011 yılı içinde 663 sayılı KHK gereği Sağlık Bakanlığı'ndaki yeniden yapılanma kapsamında, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesine Sağlık Turizmi Daire Başkanlığı olarak yapılandırıldı.

2015 yılında 2015/3 Genelge ile "Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu (SATURK)" kuruldu.

SATURK sonrasında Medikal Turizm; eylem planlarında, Kalkınma Planlarında yer aldı.

2017 yılının temmuz ayında Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı hakkında Yönetmelik yayınlanarak bu hususta çalışan aracı kuruluşlar ile uluslararası hastalara hizmet sunan kamu ve özel sağlık kuruluşlarının Sağlık Turizmi Yetki Belgesi ile çalışmasına izin verildi. Sunulan hizmetlerin kontrol edilebilir olması ülkemize gelen hastaların daha güvenerek gelmelerini ve hizmetin kalitesinin gelişmesini sağlar.

2018 yılında Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ) kuruldu.

USHAŞ; hisselerinin tamamı Maliye Bakanlığına ait olan ve pay sahipliğine bağlı oy, yönetim, temsil, denetim gibi hak ve yetkiler Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılan bir tüzel kişilik...

USHAŞ ile Medikal Turizmin tek otoriteden yönetilebilir olması Medikal Turizmin kurumsallaşması adına önemli olup bu hususta bir devlet politikası oluşması önemlidir. Yapılandüzenlemeler sağlık sunucuları arasında rekabeti azaltıp Medikal Turizm adına yapılan hizmet sunumunu kamusallaştırmamalıdır.

2023 yılı için 20 milyar dolarlık devasa ve ulaşılması birazda kolay olmayacak bir gelir hedeflendi. 2018 sonu itibarı ile yapılan açıklamalarda hedef ise 5 yılda 10 milyar $'a ulaşmak diye ifade ediliyor.

Hedefe ulaşmak için belki de Şehir Hastaneleri de Medikal Turizm yapmalı...

Bugüne kadar yapılanlara da bakarsak; 2018 yılını ilk altı ayına ait Medikal Turizm istatistikleri Klinik İletişim Dergisi tarafından yayınlandı. (https://www.klinikiletisim.com/istatistiklerle-saglik-turizmi-verileri-nasil/) Bu yayında veri kaynağı olarak Sağlık Bakanlığı gösterilmekte. Hastaların kurumlara göre dağılımı ise şöyle; başvuruların %67,14'ü özel hastanelere, %24,36'sı özel hastanelere ve %8,50'si ise üniversite hastanelerine yapılmış.

Bu verilere göre ülkemizde özel sağlık yatırımcılarının bu hususta çok önemli ve değerli katkıları olduğu aşikârdır. Medikal Turizm alanında fark yaratmış dünya örneği olan Hindistan, Tayland modellerine baktığımız da özel sağlık sektörünün teşviki ve geliştirilmesi öncelikli politikalar olarak kabul edilmiş.

Öncelik ülkemiz geleceği adına Medikal Turizminin teşvik edilerek geliştirilmesi ve hasta portföyünün genişletilmesi düzenleyici otorite ile birlikte tüm sağlık yatırımcılarının görevi olup bu vazifede kısa vadeli kazanımlar için alınan aksiyonlar, uzun vadede doğabilecek sıkıntıların sebebi olmamalıdır.