Evliliğin tekerini patlatan sebepler

Dr. Feza Şen 26 Temmuz 2016 Salı, 12:37

"Sen küsersen ben de küserim...
Sen konuşursan ben de konuşurum tabi...
Sen bağırırsan ben niye bağırmayayım ki...
Senin hakların varsa benim de haklarım var...
Sen çok bilirsen ben de çok bilirim elbette..." şeklinde eşlerin birbirlerine karşı kullandıkları ifadelerin her biri, eşleri her gün biraz daha birbirlerinden uzaklaştıran sözlerdir.
Hatta öyle ki işi aracısız, hakemsiz çözülemeyecek kadar karışık hale getirirler.
Buna benzer düşüncelerin altında ne yazık ki bazı "geleneksel" telkinler yatmaktadır. Ki onlar bazen annelerden babalardan... Arkadaş ortamlarından... Hısım akraba tarafından gençlere yapılan nasihat hükmünde güya "masum" ve koruyucu yönlendirmelerdir.
Örneğin söz konusu adreslerden gençler için şöyle ifadeler kullanılmış olabiliyor:
"Ezdirme kız kendini...
Alttan alayım deme sakın...
Oğlum, eşine dişlerini göstermezsen çok çekersin, bilmiş ol...
Koçum benim, elin kızına teslim olayım deme sakın...
Daha ilk günlerde ipleri elinde tutmaya bak...
Kız var ya... Hele de kaynanana pabuç bırakırsan yandığın gündür.
Bak demedi deme sakın, evlilik "dişe diş" mücadeledir, unutmayasın.
Kendi evinde yıllardır annene babana hep alttan aldın... Evlenince bari altta kalma..." vs.
Böylesi öneri ve telkinler, yuva kuran gençleri ilk baştaki sözlerle birbirleriyle mücadeleye sevk eder. Bu nedenle sadece annelere babalara değil, tüm yetişkinlere sesleniyoruz:
Ne kendi evlatlarınıza,
Ne hısım akrabalarınızın çocuklarına,
Ne komşularınızın gençlerine,
Ne de mahiyetinizde istihdam ettiğiniz kız ya da erkek delikanlılara evlilik konusunda benzer ifadelerle akıl vermeye çalışın. Hatta öyle ki bu sözleri, yaşı küçük de olsa hiçbir çocuğun yanında bir başkası için de olsa kullanmamalısınız.
Zira onlar o an bilinç altlarına kaydettiklerini zamanı gelince uygulayabilirler. Siz de böylece farkında olmadan muhatabınız dahi olmayan bir yuvaya zarar vermiş olursunuz.