Dünyanın en kalabalık 3. ülkesi; şeker hastalığı...

Dr. Feza Şen 13 Eylül 2017 Çarşamba, 08:23

Dünyanın en kalabalık 1. ülkesi Çin, nüfusu 1 milyon 350 bin kişi...
Hindistan; ikinci kalabalık ülke ve nüfusu 1 milyon 236 bin kişi..
Üçüncü kalabalık ülke ise Amerika, nüfusu ise 324 milyon kişi.
Oysa 415 milyon kişi ile daha büyük bir insanlar topluluğu yani bir başka ülke daha var... 
Ve bu ülke aslında dünyadaki 3. büyük ülke... 
Ve bu ülke ABD'den bile daha büyük bir ülke...

Ve bu yeni ülkede yaşayanların dinleri, dilleri, ırkları, örfleri, ananeleri, eğitim seviyeleri, ekonomik durumları ve daha birçok ölçülebilir kriterleri birbirlerinden çok farklı... 
Dünyada yer alan tüm ülkeleri yöneten kamu otoriteleri de bu 3. büyük ülkenin insanları ile savaşıyor.
Dünyadaki tüm ülkeler; bu 3. büyük ülkenin insanlarına yardım etmek için milyarlarca paralar harcıyor. 

Ama nafile bu 3. büyük ülkenin ilerlemesi durdurulamıyor.
Bu toplulukta yer alan insanların tek ortak özellikleri aynı hastalıktan muzdarip olmaları.
İşte size 415 milyon kişide var olan hastalık, işte size dünyanın 3. büyük ülkesi; DİYABET... Namı diğer Şeker Hastalığı...

Şeker Hastalığı ülkesinde yaşayanlar; eskiden olduğu gibi sadece şehirde yaşayanlar, varlıklı olanlar değil tüm toplumun, tüm kesimlerinde yaşayanlardır.  

Yaklaşık bir asır önce Lancet Dergisinde yayınlanan makalede "Diyabet bir halk sağlığı sorunu mudur?" diye sorulmuş ve o yıllarda pek çok bilim insanı bile bu soruya "Evet" yanıtı vermiştir.  Bu yanıtın gerekçesi ise nettir; diyabet bireyin sorunu olmaktan çok ötede toplumu her yönü ile etkileyen bir hastalıktır

Sağlık istatistiklerine göre Şeker Hastalığı ülkesinde yaşayanlarda Şeker Hastalığı;
Körlük ve görme kayıplarının en önemli nedenlerinden biridir.
Şeker Hastalığı olanların yaklaşık % 10 ila 12'si böbrek yetmezliği ile hayatını kaybetmektedir. 
Ayak ve bacaklarını ampüte edilerek yani cerrahi yolla kesilerek kaybedenler en çok Şeker Hastalarıdır.
6 saniyede bir erişkin Şeker Hastalığına bağlı hayatını kaybetmektedir.

Özetle, Şeker Hastalığı; 21. Yüzyılın sağlık krizidir.
Günümüzde dünya devletleri; Şeker Hastalığı Ülkesinin büyümesine engel olamıyor. 

Günümüzden 50 yıl öncesine kadar devletlerimiz bizleri hastalıklardan koruyordu. 
Çünkü o zaman insanlar en çok enfeksiyonlardan etkileniyordu ve enfeksiyonları önlemek ise devlet otoritesinin görevi idi. Yani kamu otoritesi hastalığın kaynağını kurutuyordu.

Oysa Şeker Hastalığının kaynağını kurutmaya kamu otoritesinin gücü yetmiyor. Çünkü bu ölümcül hastalığın kaynağı bizleriz... 
Bizler yaşam tarzlarımıza dikkat etmezsek Şeker Hastalığı Ülkesine gitmek için vize almış oluruz. Nasıl mı?...
Sağlıklı beslenmeyi bilmezsek,
İhtiyacımız olmayanı stresimizi atmak için yersek, 
Duygusal açlıktan kurtulmazsak,
Az hareket edersek, yürümezsek, hayatımızda spor olmazsa,
Beyaz uyuşturucu madde olan şekerden uzak olup da "şekersiz yaşayamazsak",
Besin değeri olmayan paketlenmiş gıdaları hayatımızdan çıkarmazsak... 
İşte o zaman olanlar olur. Tatlı tatlı yerken acıların eşiğinde oturmaya başlarız.

Şeker Hastalığı Ülkesine gidenlerin ortak özelliklerinden biri de "obez" yani şişman olmalarıdır. 
Kilo aldığınızı hissettiğiniz anda profesyonel destek almaya başlayın ve hekiminize başvurun.
Şişman olmanın sizlerdeki kanser risklerini de artırdığını unutmayın.

Şeker Hastalığı'na "Diyabet" diyerek bu hastalığı sevimli göstermeyelim.
Hepimiz ısrarla bu hastalığa, "ŞEKER HASTALIĞI" diyerek bilinçaltımıza doğru mesajı yazalım.
"Şekerin" tadı tatlı ama yaptıkları acıdır gerçeğini etrafımızı duyuralım.
Hep birlikte Şeker Hastalığı Ülkesinin daha da kalabalık olmasına izin vermeyelim...