"Diyabet" değil "şeker hastalığı" diyelim ki farkındalık oluşsun...

Dr. Feza Şen 15 Kasım 2017 Çarşamba, 07:11

resel bir hastalık olan Diyabet Hastalığının tedavisinde kullanılan  "insülinin" keşfini gerçekleştiren Dr. Frederick G. Banting'in doğum günü olan 14 Kasım; Dünya Diyabet Günü olarak ilan edilmiştir.

Her 14 Kasım Şeker Hastalığı farkındalığı için kutlanmaktadır.

14 Kasım Dünya Diyabet Gününde "Diyabet" denilen hastalığın adının değişmesini ve bundan böyle "Şeker Hastalığı" diye anılmasını öneriyoruz...  Diyabet diyerek hastalığı sevimli göstermeyelim.

Her "Şeker" dediğimizde aşırı "Şeker" tüketmenin bizde hastalık yaptığını fark edelim diye bundan böyle "Şeker Hastalığı" diyelim."Diyabet" bir hekimlik terimidir.

"Diyabet" derken bu hastalığa sebebin "Şeker" olduğunun farkında değiliz aslında...

"Şeker Hastalığı" bir küresel bir halk sağlığı sorunudur.Halk arasındaki adı; "Şeker Hastalığıdır..."

Dünyada 415 milyon kişide var olan Şeker Hastalığından mustarip olan bireyler bir ülkede yaşasalar, bu ülke dünyanın 3. büyük ülkesi oluyor.İsmi de "Şeker Hastalığı" ülkesi...

Şimdi birde bu açıdan baktığınızda bu illetin pençesinde ne kadar çok insan yaşıyor görüyor muyuz?

Ülkemizde de 7 milyon kişide var "Şeker Hastalığı".

"Şeker Hastalığı" ortalama insan ömrünü kısaltan, hızla ilerleyen, bütün organlarda bozukluk yapabilen, hayat konforumuzu bozan çağımızın en önemli hastalıklarından bir tanesidir"

Peki, bu hastalığa sebep nedir???...  "Şeker"...

"Şeker" ağzımızın tadı değil midir?

Tatlı tatlı yiyip tatlı tatlı konuşmaz mıyız???
"Şekerin" azı karar çoğu zarar mıdır?

Yoksa "Şeker" hayatımıza girdikten bir süre sonra hayatımızın acısı mı olmaktadır?

"Şeker" adli makamlarca kesinleşmemiş bir uyuşturucu madde midir?

"Şeker" bizleri yavaş yavaş öldürmekte midir? Evet...

"Şeker" ve aşırı karbonhidrat tüketimimiz sayesinde kalp damar hastalıkları, kanserler kapımızda beklemekteler.

Dünyada bu kadar insan bu illetten mağdursa ve mağdur olmaya devam ediyorsa ve "Şeker" her geçen gün bize konforsuz bir hayatın kapıları aralıyorsa, işte o zaman "Şeker";

Tatlı değil acıdır, bizleri kendine bağımlı yapan bir uyuşturucudur, zarardır, hastalıktır.

İşte bu amaçla farkındalığı artırmak adına önerim şudur ki;

Bundan böyle "Diyabet" demeyelim "Şeker Hastalığı" diyelim.

Diyelim ki daha çok kişide farkındalık oluşsun,

Reklamlar ve medyanın şekerli gıdaları teşvik edici gücünün yanında sosyalleşme çabalarımızda birlikte içilen kahveler, yenilen tatlılar bizleri şekerin esiri yapmaktadır.

Her zaman "Şeker Hastalığı" diyelim ki şeker aklımıza düştüğünde beynimizin diğer lobu da hasta olmaktan rahatsız olsun, "Şekerin" pençesine düşmemize engel olsun...

En çok yaptığımız hataların başında çocuklarımızı şekerle ödüllendirmek gelmektedir ki bu en büyük toplumsal yanlışımızdır. "Şeker" çocuklarımız için ödül değil zehirdir aslında...  Çünkü "Şeker" çocukların bağışıklık sistemini yıkar, bağırsak florasını bozar, zamanla çocukları hiperaktif yapar, dikkat dağınıklığına sebebiyet verir. Şeker çocuklarda metabolize olurken alkol etkisi yapmakta ve karaciğerde yağlanmaya sebep olmaktadır.

"Şeker Hastalığının" en önemli nedenler arasında aşırı şekerli ve karbonhidratlı gıda tüketimi, sık aralıklarla yemek yeme, fast-food ve şekerli içecek tüketiminin artması, kilo alma, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme yer alıyor.

Sebebiyet veren faktörlerden uzak olmak elimizde olduğundan irademizi kullanalım ve hastalık yaratacak sebeplerden uzak duralım. Hastalık sebeplerinden uzak durmak içinse "Diyabet" demeyelim de "Şeker Hastalığı" diyelim. Diyabet diyerek hastalığı sevimli göstermeyelim.

Ağız kuruluğu, gece sık idrara kalkma, bacaklarda kramplar, uyuklama, kaşıntı, genital mantar enfeksiyonları, kilo kaybı gibi belirtileriniz varsa öncelikle hekiminize başvurun, kontrollerinizi yaptırın...

"Şeker Hastalığı" ile mücadele toplumsal bir sorumluluk olup çeşitli sosyal sorumluluk projeleri ile desteklenmelidir. Bu amaçla başta belediyeler olmak üzere, sivil toplum kuruluşları, özellikle kadın kulüp ve dernekleri, okul aile birlikleri, büyük ölçekli sanayi kuruluşları, siyasi partilerin kadın kolları farkındalık organizasyonlarına destek olmalılardır.Toplumsal eğitimlere fon ayıran kurumların "Şeker Hastalığı" bilinçlendirilmesi amacıyla yapılan eğitimlere daha fazla fon ayırması önemlidir.