Depresyonda beslenmenin önemi...

Dr. Feza Şen 12 Nisan 2017 Çarşamba, 10:03

Depresyon; dünya ülkelerinde çığ misali büyüyen bir hastalık...

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de, 2015 yılında 43 milyon 563 bin 596 kutu, 2016 yılının ilk 9 ayında ise 33 milyon 638 bin 916 kutu antidepresan tüketildiğini gösteriyor... Kadınlarımız, erkeklere göre 2 katı ilaç kullanmakta...

(OECD)' nün "Health at Glance 2013″ raporunda "Avrupa'da her 7 kişiden biri hayatı boyunca bir duygulanım bozukluğu yaşamakta ve her yıl nüfusun %7′ si ağır Depresyona yakalanmaktadır. İş göremezlik raporlarında %50 Depresyon tanısı bulunmaktadır. Depresif hastaların %50′ den fazlası tedavi edilmemektedir." diyor.

Yeni çıkan ilaçlar bile depresyon artışlarını durdurmuyor.

Ayrıca psikiyatri otoriteleri diyor ki; "antidepresan ilaç tüketimindeki artışı depresyon hastalıkların sayısındaki artışla açıklamak tam doğru olmaz." Bu gerçeklerin düşündürdüğü ise;

DEPRESYON; RUHSAL BİR HASTALIK MI YOKSA KİMYASAL BİR HASTALIK MI?

Sağlıklı her birey; istemediği durumlar karşısında karamsarlık, sıkıntı, üzüntü, keder gibi verdiği duygusal tepkilere, depresif duygular denir. Depresif duygular hayatın normal bir parçasıdır, çoğu durumda kendiliğinden kaybolur. Majör Depresyon ise beyni etkileyen ciddi bir hastalıktır. Beynin belirli alanlarında ortaya çıkan kimyasal dengesizliğin hastalığın ortaya çıkışından sorumlu olduğu düşünülmektedir. 

Serotonin, dopamin, noradrenalin gibi nörotransmitterler (taşıyıcı ajanlar) beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimden sorumlu maddelerdir. Bu maddelerin dengesindeki bozulmanın, özellikle de serotonin azalmasının depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir. Serotonin de; uyku kalitenizi belirleyen melatonin hormonunun ana maddesidir. Sonuç olarak depresyon oluşumunda vücut kimyanız başlangıç unsurudur.

DEPRESYONUN; BESLENMENİZ İLE İLİŞKİSİ NEDİR?...

Depresyon; vücut kimyanız bozulduğunda tetiklenen bir rahatsızlıktır. Vücut kimyanızdaki değişiklikler, beslenme şeklinizle çok ilişkilidir. Serotonin, dopamin ve noradrenalin düzeyleri bu rahatsızlıkta önemlidir.

Dopamin ile noradrenalin, Tirozinden; serotonin ise Triptofan isimli amino asitlerden üretilmektedir.Fenilalanin isimli amino asit  ise tirozini oluşturur. Bu amino asitler ile bu amino asitlerin nörotransmitterlere dönüşürken ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineral eksiklikleri depresyona yol açmaktadır.

Özellikle triptofan ve tirozin isimli aminoasitler, uyku kalitenizi belirleyen süreçte te önemli bir yere sahiptir. Triptofan; hücre yenilenmesinin gerçekleştiği derin uykuyu, Tirozin ise öğrenme sürecini gerçekleştiren rem uyku süreçlerini başlatan iki önemli aminoasittir...  Dengesiz beslenme ve uyku bozukluklarının depresyonu tetiklediği, tıp çevrelerinin kabul ettiği bir gerçek...

Majör depresyonu olan vakalarda hekiminizin önerdiği ilaç tedavisi öncelikli çözüm olup doğru ve sağlıklı beslenme tedavinin asıl yardımcı unsurudur.

Depresyonun başlangıç aşamalarında ise Sağlıklı Beslenme öncelikli bir çözüm olup belki de yıllarca sizi kullanmak zorunda kalacağınız antidepresan ilaçlardan koruyacaktır.

Özellikle nörotransmitterlerin öncüleri olan fenilalanin, tirozin, triptofan düzeylerinin kaliteli olması depresyonun tedavisinde önemli olup bu aminoasitleri beslenme yolu ile almak ise en kısa ve en kolay yoldur.

1930'larda 10 yıl süren tarihi araştırmasında, Dr. WestonPrice; kendi yerel yiyeceklerini tüketen ilkel topluluklarda, zihinsel rahatsızlıkların hiç görülmediği sonucuna varmıştı.

EKSİKLİĞİNDE DEPRESYON OLUŞTURAN AMİNOASİT, VİTAMİN VE MİNERALLER;

Tirozin,

Triptofan,

Fenilalanin,

Vitamin C,

Tiamin = Vitamin B1,

Piridoksin=Vitamin B6,

Folik Asit = Vitamin B9

Niasin = Vitamin B3

Siyanokobalamin = Vitamin B12

Vitamin D,

Omega 3 yağ asitleri EPA-DEHA,

Selenyum,

Magnezyum,

Çinko,

Demir olup depresyondan korunmak için neler yemeniz gerektiğini sizlere; haftaya bu köşede "Depresyonu Önleyen Besinler..." başlıklı makalemde anlatacağım.

Özellikle günümüzde yüksek oranda görülen troid bozuklukları ve kronik demir eksikliği durumlarında, depresif şikâyetlerin oluştuğu unutulmamalıdır. Ayrıca metabolik sendromdaki şeker düşüklükleri de depresif şikâyetlere sebebiyet vermektedir.

Sağlıklı Günler...