65 yaşında olsak da delikanlıyız...

Dr. Feza Şen 16 Ağustos 2017 Çarşamba, 09:36

Eskiler " Kırkından sonra azanı teneşir paklar" derlerdi. Dünya Sağlık Örgütünün yeni düzenlemesi ile 65 yaş genç sayıldı ve bu atasözümüzde geçerliliğini kaybetti. Dünya Sağlık Örgütü 'de daha önce 45-59 yaşı Orta Yaş, 60-74 yaşı Yaşlılık ve üstünü ihtiyarlık kabul ediyordu. 

Yaşam süresinin uzaması ve teknolojik gelişmelere paralel olarak Dünya Sağlık Örgütü' de yaş dilimlerini yeniledi.  Ve 18 ila 65 yaşını genç kategorisine aldı. 

Artık 0-17 yaş arası: ergen; 18-65 yaş arası: genç; 66-79 yaş arası: orta yaş ve 80-99 yaş arası: yaşlı kabul ediliyor...

Toplumdaki Yaşlı algısına göre kişinin yaşlanması ile paralel bazı rol ve statülerinde kayıplar yaşanıyor. Ülkemizde 65 yaşını dolduran bir memur zorunlu olarak emekliye sevk ediliyor, kamuda çalışma şansınız yok deniliyor. 

Oysa 65 yılın tecrübesi ile kişi neler yapmaz ki...  Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir, çıktıkça yorulursunuz ama görüş açınız genişler.

DSÖ tarafından 18-65 yaşın Genç sayılması ile Jorge Luis BORGES 'in "Anlar" şiiri daha çok anlam buluyor. Jorge Luis Borges diyor ki;
"Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.  
Temizlik sorun bile olmazdı asla.  
Daha çok riske girerdim.  
Seyahat ederdim daha fazla.  
Daha çok güneş doğuşu izler,  
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.  
Görmediğim birçok yere giderdim.  
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.  
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.  
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten."

Yaşlılığın bir sorun olarak algılanmasının temel nedeni; yaşlı bireyin kendine yetememesinden kaynaklanmaktadır. Günümüzde daha uzun bir ömür sürme şansına sahip olmanın yolu "yaşam kalitesinin korunmasından" geçiyor. 

Dünyada tıp artık "yaşam kalitesinin korunmasını" hedefliyor... Bizden size "yaşam kalitenizi korumak için" birkaç öneri:
Sağlıklı ve dengeli beslenin.
Mutlaka düzenli fiziksel aktivite yapın.
Zararlı olan sigara, alkol ve benzeri bağımlılık yapan maddelerden uzak durun.
Sağlığınız için bir ve birden çok yaşam amacınız olsun.
Mesleğinizi, işinizi bırakmayın, kararında olarak mutlaka çalışmaya devam edin.
Zihninizi öğrenmeye açık tutun, yaratıcılık süreçleriniz olsun.
Hayatınızda problemler varsın olsun, problem çözmek sizi dinç kılar.
Pozitif olun, çevrenizle iletişiminiz artarak devam etsin.
Yaşadığınız çevreye ve topluma değer katın. 
Üretken olun. İşinize, mesleğinize değer katmaya devam edin.
Sosyal çalışmalarınız olsun, mutlaka en az bir sivil toplum örgütünde görev alın.
Kendinizi daha iyi hissetmek için "Etik ve Ahlaki"  değerleriniz olsun.
Çevrenizin ulu çınarı olun. Çevreniz sizin tecrübenizden, gölgenizden faydalansın.
Duygusal dengeniz olsun. Sadece siyah ya da beyaz olmayın.
Omurganız olsun, dik olun, duruşunuzla tanısınlar sizi...

Ve size son önerim Can Yücel'den...
"Boş ver be yaşı! Gönlün ne kadar genç ondan haber ver?
Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?
Koyma bir kenara yüreğini; aç kapılarını,
Gelene geçene yol verme girsin içeri diye, Ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, Ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına..."

Hayat sizin, bize düşen tavsiyeler, gerisi size kalmış...