Veliaht

Atilla Akbaş 16 Temmuz 2021 Cuma, 06:30

Vladimir Vladimiroviç Putin'in çeyrek asırlık Rusya Devlet Başkanlığı süreci sona mı eriyor?

Gençlik yıllarında tutkunu olduğu casus filmlerinin etkisiyle KGB ajanlığına özenen Baş Ayı'nın bu arzusuna kavuşmasıyla başladı her şey.

Petersburg Devlet Üniversitesi Hukuk eğitiminin ardından hayallerinin peşine düşen Vladimir, Doğu Almanya Berlin Duvarı'nın yıkılmasına engel olamasa da; KGB dosyalarını göstericilerin ellerine geçmeden yakmayı başaran yetenekli bir ajan olarak döndü Rusya'ya.

Geçip giden bu kargaşanın ardından Putin'in siyaseti düşünmemesi artık kendi inisiyatifinden çıkmıştı. Bu idrakin farkındalığıyla boşlukları kollayan Vladimir artık oyunu kuralına göre oynayacak ve ismini parlatacaktı.

İlk işi Başbakan Boris Yeltsin'in güvenini kazanmak oldu ve ondan aldığı güçle de Başbakan Yardımcısı koltuğuna yerleşti. 1999'da Yeltsin'in istifasıyla ve onun da desteğiyle birinci adamlığa soyundu. İşte o ilk adım yeni bir devrin başlangıcı olarak kazındı tarihe.

Çeyrek asrı deviren başarılarla dolu devlet adamlığı serüveni böylelikle start aldı.1991'in çöken köhne Rusya'sından, bugünlerin Süper gücüne uzanan planlı ve teferruatlı serüvene şahit oldu Dünya.

Bugün ise gelinen noktada kişisel yıpranmalar baş gösteriyor.

Kremlin tarafından yalanlansa da; Putin'in sağlık sorunlarının arttığına dair dedikodular artık Moskova sokaklarına kadar indi.

İngiliz Sun gazetesi dahi Putin'in Parkinson hastalığına yakalandığına dair iddialarda bulundu.

Bu yüzden Putin görevi bırakmak zorunda kalsa da; koltuğuna kendi işaret edeceği birini bırakmak isteyecektir.

Mevcut Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 'un yakın zamanda görevinden ayrılması kesinleşti. 2004'den bu yana görevinin başında olan Lavrov'un 'zihinsel yorgunluk' çektiği yönünde dolaylı açıklamalar var. Fakat bu durum elbette gerçeği perdeleme hamlesi olabilir. Çünkü Lavrov ile Putin hiçbir zaman gerçek bir ittifakın elemanları olamadılar. Bu yüzden Lavrov'un kızağa alınması kuvvetle muhtemel.

Diğer tarafta ise bir dönem aynı kaderi paylaştığı, yüksek okuldan arkadaşı ile istişareleri söz konusu.

Bu isim elbette Rus Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Yevgençeviç Narişkin.

Narişkin gerçekleştirdiği temaslar da farklı istihbarat diplomasileri oluşturabilen keskin zekâlı ve oldukça eğitimli bir Çar torunu.

Ayrıca Sovyetler Birliği döneminden bu yana KGB'de ateş hattında dahi Putin'le dirsek temasında olmuş diplomatik bir deha. Putin'in de en eski ve sadık özel kalem müdürü.

Bu sebepten dolayı Birleşik Devletler, Avrupa Birliği ve Ukrayna'nın çekindiği hatta ambargo uyguladığı üst düzey bir diplomat karşılarındaki. Üst makam görevleri arasında Başbakan Yardımcılığı ve Dış İstihbarat Servisi Direktörlüğü görevini üstlenmiş. Kökleri Çar'a dayanan bir asilzade.

Sürekli öğrenen ve deneyen bir yapısı var. Hatta öğretmenleri okul yıllarında onun için "Çocukluğunu sevmeyen ve yaşamayan birisi" değerlendirmesini yapmışlar.

Sergey, sessiz kişiliğiyle arka plandan olayları gözlemlemeyi seven bir mizaca sahip.

Bunun yanında kindar, soğukkanlı, iyi bir sporcu ve aynı zamanda da iyi de bir atıcı.  Ateş ederken eli titremeyen biri.

Yıllarca özel sektörde çalışmış. Ford, Caterpillar ve Philip Morris firmalarının eski idarecisi.

Bütün bunların yanında aile şirketlerini perde arkasından yönetmeyi seviyor.

Rus basınından yansıyan haberlere göre soylu Narişkin ailesi şuan zor bir dönemeçte. Güya Leningrad kentindeki alkol üretimini kendi kontrolleri altında tutarak, rakip firmaları yasal olmayan yollarla tasfiye ediyorlarmış.

Bu bağlamda kendilerine direnen bir iş adamımın da ölümüne neden olmuşlar. Fakat bu durum ispatlanamadığından şimdilik bir söylenti olarak kalmış.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Sergey, Haydar Aliyev'e olan saygısından dolayı Azerbaycan halkına ve Türklere sempatiyle bakan bir diplomat. Bu sıcaklık sebebiyle Azerbaycan yönetimi kendisini 2012'de "Dostluk Ödülü" ne layık görmüş.

Bu arada son zamanlarda Rus Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Narişkin'in gündeme dair çıkışları, dünya basınından da övgü alıyor.

Narişkin yaptığı son açıklamada, Birleşik Devletler ve Avrupa'nın kendi içinde yaşadığı krizi Avrasya coğrafyasına konuşlanarak aşmayı planlamasını ağır bir dille eleştirdi.

"Rusya ve Çin ilişkilerine ket vurmaya çalışıyorlar. Bu kabul edilmez bir yaklaşım. Kendi çıkmazlarını başkalarının sermayesiyle aşmak istemelerinin adını telaffuz etmeyeceğim. Diğer bölgelerde de kaos oluşturmalarına seyirci kalmamız mümkün değil" şeklinde bir açıklama da bulundu.

Bütün bu kınamaların yanında Narişkin de karşı kozlarını elinde tutuyor.

Moskava bu anlamda elbette bölgesel gücünü arttırmanın peşinde. Bu noktada iki belirgin strateji öne çıkıyor. Birincisi batılı ittifakları zayıflatmak. İkincisi ise batının gücünü ve nüfuzunu kısıtlamak. Rusya'nın Yumuşak Güç Stratejileri olağanüstü bir makine düzeni işleyişinde olsa da eksikler yok değil.

Rusya'nın küreselde başat güç olmasının önündeki en büyük engel kırılgan ekonomisi.

Diğer bir kısıt ise uluslararası medya ve diplomasisinin rakiplerine oranla olan yetersizliği. İşte tamda bu noktada artık Narişkin devreye girmeye başladı. Kısa zamandaki icraatlarıyla olumlu sonuçlar elde etti.

Gelen veriler gösteriyor ki; Putin'in ömür boyu senatörlüğü saklı kalsa da; aynı bilinçteki Veliaht'ı planlanan görevi paralel çizgide sürdürmeye vâkıf bir lider.

Hatırlayın, Yılbaşında batı desteğiyle sahneye atlayan bozguncu sözde Aktivist/Profesyonel Eleştirmen Aleksei Navalny vardı ortalığı velveleye veren.  Sanırım Navalny'nin ve onun gibilerin hevesi artık başka bahara kaldı.

Putin'in işaret kronolojisi biter de; dışardakilerin ömrü yeterse tabi.