Ucuz planların adamı!

Atilla Akbaş 26 Haziran 2020 Cuma, 07:30

Libya'da yaşanan gövde gösterileri bölgenin en güçlü iki Müslüman ülkesini karşı karşıya getirmek üzere.

Temmuz 2013'e kadarsaygınlıkla yürüyen Mısır-Türkiye ilişkileri seçilmiş ilkCumhurbaşkanı Muhammed  Mursi'nin Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Es Sisi tarafından  askeri darbe ile yönetimi ele geçirmesinden itibarendurma noktasına geldi.

İki ülkenin çift başlı Libya'da farklı liderlere destek vermesi ilişkilerinde bir ölçüde önünü kapadı.

Bugün Türkiye Libya'da dengeleri kendi lehine çevirmiş durumda.

Meşru hükümete karşı durmaya çalışan Hafterile toplama güçleri Türk kuvvetlerince geri püskürtülerek cephe ve itibar kaybı yaşadı.

Atılan geri adımlar neticesinde yaptıkları ateşkes teklifi ise sonuç vermedi.

Kirli ittifaklar meşru SerracHükümetini  düşüremeyeceğini anlayınca masa başı oyunlarına yöneldiler.

Ama bakmayın siz "Libya'nın da Suriye akıbetine uğramasından korkuyoruz" lafazanlığına. Bu kavgada nefesi kesilip gücü tükenenler zaman kazanıp güç toplayabilmenin derdindeler.

Bu nedenle düzenlenen toplantıların yapılan çağrıların çözüm üretmekten yana olmadığını bilmekte fayda var.

Madalyonun diğer tarafında ise Batı kuklası devletlerinşer'debirleşme çabalarını görüyoruz.

Mısır'dan yükselen çatlak ses Sisi misali gibi.  

Darbe ile sınıf atlayan Sisi pastadan pay kapmanın derdinde.

Fakat çekindiği bir gerçek var ki;  o da Mısır halkının kendisini düşürmek için  tetikte beklediği.

Lafına bakılırsa kırmızı çizgisini çekmiş! kıpti. Sembolik bir ordu ziyaretinde zehir zemberek açıklamalarda bulunmuş. Sirte ve Cufra'nın düşmesini kırmızının ihlali sayıyor. Yapacağı doğrudan müdaheleninde hukuka uygun olduğu görüşünde.

Olası müdahelenin meşruiyetini ise Birleşmiş Milletler şartnamesinin meşru müdafaa ilkesine dayandırıyor İngiliz aklı güdümüyle.

Avrupa'nın cesaret edemedikleri için maşalarını öne sürmesi eski geleneği.

Atama ile hükümetlere çökenler böyle işler için sahadalar. Kukla ve Aparat olarak vazife yapmak varoluş nedenleri elbette.

Ama havlayan itlere değil sahiplerine bakmak gerek.

Şuanda aşiretler konfederasyonu Libya'dan 4 işgalci ülkenin paralı lejyonerleri terk-i diyar etti.

O halde Sisi neyi amaçlıyor?

Asıl derdi Libya'nın bütünlüğünü baltalayıp sınırına yakın bölgedeki petrolden elde edeceği kazanımlar.

Çünkü Mısır ekonomisi sıkıntıda.Kredi istedi ama IMF yüz vermiyor.

Son çare iç karışıklık yaşayan sınır komşusu Libya'ya ait olan yanı başındaki petrol kuyuları.

Yeraltı zenginliği sınırlı olan  Mısır, dünyanın en kaliteli petrol rezervlerini sınırlarında barındıran Libya'da ulusal güç olmayı hayati çıkarları için önemli sayıyor.

Sisi kendi gibi darbeci olan Hafter üzerinden Libya'yı sömürmek için destek adı altında kirli emellere soyunuyor. 

Bu planın tutması Libya'nın doğusu ile batısının ayrılması/bölünmesi anlamını taşır.

Güney petrol sahası El-Şerare %30'luk hacmi ile meşru Serrac hükümetinin kontrolünde.

Asıl iştah kabartan saha ise %70 oranıyla doğu kısmındaki Sarir petrolleri.

İşte Sisi'nin gözü bu havzada.

Bütün hesaplar buradaki yüksek kalite petrolden pay kapma üzerine kurgulanmış.

Sisi liderlik vasfı taşısa Türkiye'nin desteklediği çözümün Mısır'ın aleyhine sonuçlar doğuracak gibi olmadığını anlardı.

Ama ülkesini değil de kendi koltuğunu düşündüğü için içinde bencillik barındıran geleneksel firavun davranışları sergiliyor.

Mısır'ın Yunanistan ve İsrail'le yaptığı anlaşma Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşma ile mukayese edildiğinde Mısır'a daha geniş bir ekonomik bölge bırakıyor aslında. Üstelik Doğu Akdeniz'de Mısır için daha fazla saha açılmış olacak. 

Ama Diktatör Sisi bu realiteyi görmekten aciz.

Ucuz planlarla hedef şaşırtmanın derdine düşmüş.

Arkasına Macron'uda alarak kuyruğu dik tutmaya çalışıyor.

Hesabı farklı.

İçerde yaşadığı ekonomik daralmadan dolayı Libya'nın doğusundaki petrol yataklarını kendi istikrarıiçin önemli sayıyor.