Mekanın gerçek sahibi

Atilla Akbaş 30 Nisan 2021 Cuma, 07:30

Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını kurtarmasıyla ortaya ilginç bulgular çıktı.

1993'te işgal edilen Azerbaycan'ın 7 reyonundan biri olan Laçın bölgesine altın madeni işletme ocağı açanşer güçlerin Azerbaycan'a ait 180 milyon dolarlık altını çaldıkları anlaşıldı.

Ülke Başsavcılığının bölgede incelemelerde bulunmasıyla soruşturmalar start aldı. Bakü yönetimi 180 milyon$ değerindeki zararın karşılanmasını talep ediyor.

Öte yandan Kelbecerve Ağdam rayonuda bu şekilde soyulmuş.

Zira Azerbaycan'ın topraklarını geri alması, madeni çıkaran Kanada'nın da kimyasını bozduğundan,bize karşı koyduğu ambargoylakarşılık verdi.

Çirkinleşmelerinebinaen devletimizin Kanada'ya karşı bir irade ortaya koyarak, Türkiye'deki ocak ruhsatlarının iptal etmesini öneriyorum.

Karabağ'da bulunan madenler; Kanada, Rusya, Fransa, İsviçre gibi hortumlamaya alışmış eşkıya zihniyetlerin tekelinden kurtarıldığı için,sömürü düzenleri artık bu bölgenin dışında kaldı.

Bu çarpıcı takımı, işgal altındaki ülkelerin rezervlerini çalıp çırpmakta ustalaşsa da; bu defaki planları kendi başlarını yedi. Çünkü artık mekânın sahibi geri geldi.Oldukça zengin yataklara sahip olan bu coğrafya, artık gerçek sahibinin hizmetinde.

Azerbaycan'da en zengin topraklar genel de Karabağ ve civar bölgelerinde bulunuyor.

Bu yataklar Altından, Cıvaya, Bakırdan, Kurşuna hatta Volkan külünü dahi içinde barındıran rezervler. Bu kaynakların sağlayacağı itici güç kalkınma aşamasındaki Azerbaycan Cumhuriyetinin geleceği için çok önemli.

Azerbaycan Altın madenlerinin uzantılı olduğu kayaçlar, Türkiye'den Erzincan bölgesinden başlıyor.

En yoğun yatak 8 bin tondan fazla stok'a sahip olan Soyudlu Altın Yatağı olarak biliniyor.

Lok-Karabağ kısmındaki Gazakh, Gedabey ve Karabağ bölgeleri ispatlanmış altın bölgelerinin olduğu mevkiiler.Yüksek tenörlü altın zuhurları ise Daşkesen, Geygel ve Murovdagh maden bölgeleri ile ShushaFizuli bölgelerinde saklı.

Ne yazık ki dünyaya yerleşmiş çarpık bir düzen sayesindeelleri sürekli Müslümanların cebinde.

Fakat unuttukları bir şey var ki; Tek Millet İki Devlet söylemi sadece bir cümleden ibaret değil. Savunma Sanayiinde son yıllarda yakalanan ivme 40 günlük savaşta meyvelerini fazlasıyla verse de; bazı şeyler için henüz erken ve zamana ihtiyaç var. Dünya'nın ilk 100 savunma şirketleri listesinde 7 firma ile temsil ediliyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ilk 3 üçteyiz. Savunma Sanayii projelerimizin bütçesini 5,5 milyar $'dan 60 milyar $'a yükselttik. Son 5 yılda 350 civarı yeni proje başlatıldı. Sektörde faaliyet gösteren firma sayımız 56'dan 1500'e ulaştı. 1 milyar $ olan ciromuz 11 milyar $'ı yakaladı. Engellenmek için ambargolar dayatılsa da yerlilerini üreterek karşılık verdik. Azerbaycanlı kardeşlerimize verdiğimiz desteği sindiremeyen Kanada İHA'larımızataktığımız kamerayı kısıtlayarak satışını durdurdu.Bizde ASELSAN'da yerli/yenilerini üreterek yolumuza devam ettik. Bu yetmedi aynı kameranın daha da iyisini üretmek için proje başlattık. ASELSAN'ın bugünkü konumu dünyayı imrendirecek seviyeye ulaştı. Haberleşme, Radar, Elektronik harf, Güvenlik, Füze ve Savunma Sistemleri, İnsansız Otonom Araçlar, yeni nesil Zeka Sistemleri, Enerji, Ulaştırma ve Sağlık Teknolojilerine kadar bir çok başlık var sayabileceğim üzerinde çalışılan.Küresel ölçekte birçok ilki başarmış olmanın gurunu dün çalınmış Karabağ'da bir kez daha yaşadık ve bize ait olanı geri aldık. Ve en önemlisi de duraklama yapmadan ilerliyoruz.

Ermenilere karşı kazanılan zaferden sonra, Nahçıvan ile Azerbaycan arasında bir karayolu açılması söz konusu.(Zenzegur Koridoru) Bu olağan üstü gelişme ile Orta Asya ve Türk-i Cumhuriyetleri arasındaki bağlantı tamamlanabilir. Bu bağlantının tüm Türk dünyasına katacağı değer ise tartışma götürmeyecek cinsten.

An itibariyle zaman bizim lehimize işliyor ve endişeye mahal yok. Biraz daha sabırla ilerlediğimizde, zaman çarklarını Türk dünyasının lehine çevirecek. Bu koridor buluşması gerçekleştiğinde isedoğu ile batı Türklerinin elleri birleşmiş olacak.

Zamanında Bill Clinton bu projenin üzerine çok düşmüştü. TBMM'de yaptığı konuşmada da önemini vurgulamıştı. Bu koridorun faaliyete geçmesiyle 21.yüzyılın yükselen değerinin Türkiye olacağını bizzat kürsüden söylemişti.

Bu aşamada Zenzegur Koridorunda çözüm bekleyen tek denklem,Rusya'nın ortaya koyacağı tavırdan ibaret.

Sağlam ve derinden yürütülecekbir diplomasiyle ülkemizin bu kilidi açmaması için hiçbir engel yok.