Eksen kayması

Atilla Akbaş 20 Kasım 2020 Cuma, 06:30

Amerika'nın 2.Dünya savaşından sonra kurduğu sistemi, Trump'la sorgulayan bir 4 yıla şahit olduk. Adeta eksen kayması yaşayan Birleşik Devletler dünya  gündeminden neredeyse hiç düşmedi.

Biden, Trump'a karşı en iyi aday olmasa da; en fazla oyu alan başkan olarak tarihe geçti. Hatta Covid-19 ile daha gerçekçi bir mücadele başlatmak isteğini de açıklayarak Trump'un yumuşak karnına dokundu.

Yalnız yeni dönemde Biden gerekli performansı ortaya koyamazsa, 4 yıl sonra Trump kendi stratejisini haklı çıkarırcasına geri döner. Sarı perçemin en yüksek oyla kaybeden bir başkan olması, bu alternatifin pusuda beklediğini işaret eder gibi.

Trump, 3 Kasım'daki seçimleri kendi seçmen kitlesinin desteği azaldığı için değil, Demokratların 2016'dan bu yana daha yüksek bir seçmen oranına ulaşması nedeniyle kaybetti.

Cumhuriyetçilerin seçmen tabanının %88'inin oyunu alan Trump, bu seçimlerde bu oranı daha da yukarılara, %94'e çıkarmayı başarmıştı.

Trump dalgasının bitmediği ve sonraki yıllarda da mevcut siyasal/toplumsal potansiyelini koruyacağısürekli olarak Birleşik Devletler gündeminde. Eğer Trump bu kararlılıkta giderse 2024 seçim çalışmalarına erken başlar.

Biden özellikle sandığa gitmeyen siyahları Harris'i yanına alarak harekete geçirdiyse de, şunu bilmek gerekir ki Amerikalıların oyları hiçbir dönem de yekpare olmamıştır.

Biden 10 yıl öncesinin dünyasını ararsa yanılır. Dünya 4 yılda geniş bir yelpazede kutuplaştı çünkü.

Üstelik yeni başkan"Vaktimin ¾'ünü iç politikaya ayırmak istiyorum" diyerek beklenmeyen şaşırtıcı bir ters köşe yaptı. Bu olağan dışı durum hayata geçerse Rusya ve Çin dışa yayılmacılıkta tarih yazar.

Aynı paralellikte ilerlersek örneğin Kudüs konusunda bir değişiklik yaşanması zor. Belki Golan Tepelerinde bir esneklik olabilir.Ayrıca Arap dünyası ile de makas aralığı açılacak gibi. Özellikle Prens Selman yalnızlaştırılacak isimlerin başında.

İslam âlemi açısından neler değişire gelirsek; Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki tek fark, sömürge stratejileri ve İslam Ümmetini teslim alma yöntemlerindeki farklılıklardır diyebiliriz.

Trump döneminde Türkiye ile ilişkiler, kurumlar üzerinden olmasından ziyade daha çok kişisel diyaloglara dayalıydı. Biden dönemi buna yatkın değil. Daha keskin sınırlarda seyredilebilir ilişkiler. Çünkü Biden'ın güdümündeki kurumlar Türkiye ye karşı daha mesafeliler.

Eski Türkiye ile benzeştirirsek de Tansu Çiller'in sempatik yapısıyla olmazları bir şaşırtıcı hareketiyle olduran siyasi etkisi; yerini rahmetle andığımız Mesut Yılmaz'ın kat-i sınırlarla çevrelenen katı siyasetine dönüştürecek sanki.

Eskiden Türkiye için küçük Amerika denirdi. Şimdiyse Amerika da eski Türkiye örnekleri görmek mümkün.

Rusya'ya doğru ilerlediğimizde ise, Putin seçimleri kazanan Bideni tebrik etmekte hiç acele etmedi. Halbuki 4 yıl önce Donald Trump'u hemen tebrik etmekten çekinmemişti. Öyle anlaşılıyor ki Rusya Joe Biden'ı erken tebrik etmenin bir faydası olacağına inanmıyor.

Peki, yeni dönemde Bidenin Putin ile olan ilişkilerinde ne gibi farklılıklar yaşanabilir? İlk önce Bidenin Rusya'yı çok eskiden ve yakından tanıdığını hatırlayalım.Kendisi, 1979'da Birleşik Devletlerin 39.başkanı Jimmy Carter ile Sovyetler Birliği lideri Leonid Brejnev arasındaki görüşmelere katılmış, taraflar arasındaki Silahsızlanma Antlaşması'nın imzalanmasında büyük çabalar sarf etmişti. Bu anlamda Rusya'nın eski politika geleneğine de aşina.

Açıkçası önümüzdeki 4 yılda Birleşik Devletlerin üst aklı olarak Biden SSCB döneminden bu yana siyaset yapan bir devlet adamı olarak tarihe geçecek.

Uzak doğuda ise Pekin; seçimden10 gün sonra Bidene yönelik tebriklerini dışişleri bakanlığı sözcüsü aracılığıyla kısa ve sade bir şekilde iletti. Yalnız, Çin çıkan seçim sonucundan oldukça memnun.

Sözün özü; Trump'tan farklı olarak Biden, NATO'yu yeniden dizayn ederek aktifleştirmek isteyecek gibi. Bu noktada ise tek dayanağı Türkiye.

Ancak bunlar hiç kolay işler değil. Çünkü geçmişte Rusya Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu'da inanılmaz güçlendi. Üsler kurdu. Limanlara kuruldu. Daha da açıkçası ayağına epey yer yaptı. Son marifeti de Sudan oldu biliyorsunuz. O yüzden mahalleye yeni geleni de takmayacak kadar itibar sahibi oldu.

Amerika yeni bir destan yazmadan doğu bloğuna ilişecek durumda değil.  Bu net. Kaseti geri sarıp, dersine daha iyi çalışmaktan başka çaresi de yok.