Beşar'ın nargile keyfi

Atilla Akbaş 04 Haziran 2021 Cuma, 07:30

1970'lerden bu yana Suriye'yi yöneten HafızEsed'in büyük oğluBasil'in devlet başkanlığına hazırlandığı sırada İngiliz komplosuna kurban gitmesi,BeşarEsed'in önünü açtı.

O dönem Suriye yasalarına göre devlet başkanı olma şartlarından biride 40 yaşını doldurmuş olmak olsa da;  bu yasa özel olarak Beşar için şekillendirilip törpülendi ve 34'eBeşar'ın yaşına kadar indirildi.

Akabinde 2000 seçimlerine giren Beşar'in%99,7 oy oranı ile ortalığı silip süpürmesi, hanedanın makamda devam etmesini sağladı.

Ardından 2007 seçimleri ile koltuğa iyice yerleşen Beşar, 3. Seçim olan 2014'te de yine aynı iç savaş ortamında da saltanata sıkıca sarıldı.

Son olarak geçen hafta seçimlere gidilen ülkede tam bir tiyatro sahnelendi.  Her ne kadar bu defa muhalefet sandıktaki yerini aldıysa da, Demir yumruk karşısında sembolik adaylar olmaktan öteye geçemediler.

İç savaşın cereyan etmesiyle Suriye dışına 6,5 milyon kişi göç etti. Ülke içinde de 4,5 milyon kişi yer değiştirdi.

Ülkede rejimin kontrolündeki coğrafyada 8 milyon insan zaten var yok. 

Katil Esed Suriye'de kendi sapkınlığında olmayan Sünni Arap, Türkmen ve Kürt ne kadar farklı motif varsa hepsini sürdü attı. Nüfus kütüklerine kadar oynadı.

Şuan Suriye toprakları sadece Nusayri, Hıristiyan ve PKK/YPG yandaşlarına ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla seçimler Esed yönetiminin hâkim olduğu bölgelere kaydırılarak garanti sonuçlar hedeflendi.

Devam eden iç savaş nedeniyle devlet otoritesinin sağlanamadığı bir ortamda Suriye halkı Esed'in çağrıştırıldığı "Geleceğin liderini seçiyoruz" ibaresinin altına kocaman bir X işareti koyarak/koydurularak silahların gölgesinde oy kullandı.

Suriye muhalefetiyse seçimleri tek kelimeyle "Saçmalık" olarak niteledi.   

Durum böyleyken İdlib gibi rejimin kontrolü dışında kalan yerlerdeyse, rejim ve seçim karşıtı gösterilerin arttığına dair bilgiler geliyor.

Protestolar, kontrol dışı şehirlerdeEsed'e karşı en güçlü bağlılığı gösteren destekçilerine dahi sirayet ederken, bu vahamet aynı zamanda en çetin meydan okumalara da dönüşmekte.

Daha düne kadar rejim yanlısı olmasıyla ün salan Süveyda caddesinde görülen ayaklanmalar değişim rüzgârlarının da habercisi niteliğinde.

Ülkenin %90'ı açlık sınırındayken rejim yetkililerinin gürbüz çocukları spor otomobilleriyle ve teknolojik son moda cihazlarıyla sosyal medyalarda hava basıyor. 

Esed hayranlığıyla ün yapan kozmopolit şehir Lazkiye'de bile yolsuzluklar rahatsızlık verici boyutlara ulaştı.

Bu arada Kuzey ve Batı Suriye'deki İdlib'de Suriye parasının dramatize olacak kadar değer kaybetmesi, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde Türk Lirasının tedavüle koydu.Aslında Suriye realitesi son derece karmaşık.Yapılan doğrular yanlışları karşılayacak gibi değil.

BM Suriye Özel Temsilciği, Birleşik Devletler, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya gönderdikleri deklarasyonda seçimin illegal şartlarda ve Covid-19 tedbirlerinden uzak bir şekilde icra edildiğini ve dolayısıyla tanınmasının mümkün olmadığını beyan edici bir kararname yayınladı.Bu paralelde Suriye'nin yakın tarihine göz atıldığında neredeyse her dönemmeşru, hür, şeffaf ve demokratik bir seçimden bahsetmek oldukça güç.

Dikta rejimlerin geçici elemanları kendilerinin dahi inandığı yalan rüzgârlarında rakiplerin bile kendilerine oy attığı saplantısına kanarak keyiflenirler. Dünde benzeri seremoniyi Mısır'ın tepeden inme lideri Sisi ile seyretmiştik. 

Şu açıktır ki BeşarEsed'ın dünyada karikatürize edilmesi dahi hırsının önüne geçememiş kendini adeta Milli Şef ilan etmiş bir makam budalasıdır.

Türkiye yakın tarihinde de tek parti döneminde benzeri olaylar maalesef yaşandığını biliyoruz.

Böyle bir kafa yapısıyla Esed istese daha da fazla oy yazdırabilirdi hanesine (!) Nasılsa nüfusun hiç bir önemi yok. Yaptıkları bizim 12 Eylül oylamalarını bile gölgede bırakacak cinsten.

Namlu ucuyla seçilen diktatörlerin zoraki seçim tiyatroları hep aynı kalemden çıkmış gibi.

Sonuç; "eski tas eski hamam".