Etiketlerimiz

Aslı Orcan 07 Haziran 2021 Pazartesi, 06:30

Sanırım kendimize yaptığımız en büyük haksızlıklardan biri kendimizi etiketlemek. En yaygın olarak yaptığımız da başarısızlıklarımızı etiketlemektir. İnsan hiçbir konuda tamamen başarısız olamaz tıpkı her konuda tamamen başarılı olamayacağı gibi. Fakat biz bir konuda başarısız olduğumuzda bunu genelliyoruz; "ben zaten başarısızım" ya da "ben beceriksizim" gibi. Aslında o an sadece bir konuda başarısız olduk ve yeniden denediğimizde başarmamızın önünde hiçbir engel yok. O zaman şöyle demeliyiz; "şu anda bunu başaramamış olabilirim ama bu benim için bir tecrübe ve yeniden denediğimde başarabilirim!"

Başarısızlık bize her zaman gözden kaçırdığımız noktaları görmemiz için avantajdır, tabi bu açıdan bakmayı bilirsek. Ama üzerimizdeki olumsuzlukları etiketlemek kolayımıza geliyor. Örneğin; "ben kısmetsizim, benim her işim ters gider, talihsizlikler hep beni bulur" gibi... Elbette bunlar hep bizi bulacak çünkü kendimiz çağırıyoruz ve o enerjiyle hareket ediyoruz. Sürekli ters gideceğini düşündüğümüz bir olaya olumsuz bakış açısıyla yaklaştığımız için, haliyle yanlış hamleler yaparız ve işi o noktaya getiren aslında yine biz oluruz. Öyleyse işe enerjimizi değiştirerek başlayalım. Biliyorum hayal kırıklığı yaşamaktan hepimiz korkarız ve bu yüzden olumsuz ihtimallerle kendimizi bu durumdan koruyacağımızı sanırız.

O zaman yapacağımız en doğru şey hemen hayal kırıklığına uğramamak olmalı. Kimse bize ulaşmak istediğimiz şeyin bir seferde olacağına dair garanti vermedi ki ilk denemede pes edip yıkılıyoruz. Lütfen hatırlayalım; çocukken de ilk denemede yürüyüp koşmadık, defalarca düşe kalka bu işi başardık. Şimdi de öyle; düşe kalka, engellere takılarak ama tekrar tekrar ayağa kalkarak yola devam edebiliriz. Eğer zamanında da pes etseydik bugün asla yürüyemezdik! Bir de hastalık etiketleri var hatta hastalıklaştırma etiketleri. Herhangi bir hastalığı kendimize etiket yaptığımızda emin olun o hastalıktan kurtulma olasılığımızı azaltıyoruz neden mi; iyelik yani sahiplik eki sebebiyle! Örneğin; "şekerim var, tansiyonum var, romatizmam var" gibi...

Yani biri beni bu kadar sahiplense ben de bırakıp bir yere gitmem! Bir de hastalıklaştırdıklarımız vardı; "temizlik hastalığım, simetri hastalığım, titizlik hastalığım, düzen hastalığım, takıntı hastalığım" gibi...  Bunlar hastalık değil birer hassasiyettir ve kişinin kendi kontrolünü sağlayamaması sonucu hastalık diye adlandırılır. Aslında farkında olduğumuzda kontrol altına alabileceğimiz durumlardır. Yani işin özeti; farkına varıp çözüm üretmediğimiz ve kendimize etiketlediğimiz her durumun esiri olarak yaşamak zorunda kalırız! Çünkü mecburiyet sandığımız çoğu şey aslında bizim seçimlerimizdir.  

Sağlıcakla ve farkındalıkla kalın.