Nobel'in çakma kahramanları

Arzu Maral 10 Ekim 2020 Cumartesi, 07:30

Merakla beklenen 2020 Nobel Barış Ödülü sahibini buldu.

Değerlendirmeyi yapan komite, ödülü bu kez şahıs yerine bir kuruma vermeyi tercih etti ve Dünya Gıda Programı (World Food Programme)'nı 2020 Nobel Barış Ödülü'ne layık gördü.

Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan Dünya Gıda Programı'nın böylesine önemli bir ödüle layık görülme nedenleri ise şu şekilde sıralandı:

-Açlığa karşı yaptığı mücadele

-Mevcut durumu iyileştirmeye olan katkısı

-Çatışma bölgelerinde barışa olan desteği

-Açlığın bir silah olarak kullanılmasını engellemeye yönelik adımları

***

Büyük bir prestij göstergesi olan Nobel Barış Ödülü'nün etkisinin de adı kadar büyük olması gerekir.

Yani, Dünya Gıda Programı'na verilen bu ödülün gezegenimizdeki açlık, yoksulluk, çatışma ortamı ve sefalete karşı bir farkındalık oluşturması gerekir.

Ancak,  maalesef durum hiç de öyle olmuyor.

Şöyle ki...

Ödül Komitesi, son olarak 2017 yılında Nobel Barış Ödülü'nü şahıs yerine bir kuruma vermişti.

2017 yılında ödülün sahibi, Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Kampanya (ICAN) olmuştu.

Fakat bu ödüle rağmen dünya üzerindeki nükleer silahlanmaya karşı ortak bir tepki verilemedi.

Aksine...

Herkes yine bildiğini okudu ve dünya nükleer bir cephaneliğe dönüştü.

Diğer taraftan ise, Orta Doğu coğrafyasındaki bazı ülkeler, ABD ve işbirlikçileri tarafından nükleer silah barındırdıkları bahanesiyle ya yerle bir edildi ya da çeşitli ambargolara maruz kaldı.

***

2020 Nobel Barış Ödülü'nün, kendisini savaşlar nedeniyle ortaya çıkan açlık ve sefaletle mücadeleye adayan bir örgüte gitmesi gerçekten de anlamlı.

Ancak, sizce bunun mazlum coğrafyalara ne kadar faydası olacak?

Bir de bu örgüt 5 ülkenin avucu içindeki Birleşmiş Milletler'in çatısı altında kurulduysa!

Sözün özü...

Tüm bu göstermelik ödüller sadece bir parodiden ibaret.

Somut adımlar atmak yerine, yaşanan sorunların üstünü örtmek için kamuoyuna karşı böyle gösteriler yapmak artık bir anlam taşımıyor.

Haliyle, Birleşmiş Milletler gibi 5 ülkenin çıkarları doğrultusunda adımlar atan oluşumların da etkisi günden güne azalıyor.

Buna karşın...

Dünya üzerinde zulüm gören Müslüman halkların en büyük savunucusu olarak ise Türkiye öne çıkıyor.

Sizce 2020 Nobel Barış Ödülü'nün sahibi olan Birleşmiş Milletler örgütünün; bizim Kızılay'ımız, İHH'mız kadar mazlumlara bir katkısı var mıdır?

Bu soru aslında birçok şeyi anlatıyor...