Hava Durumu

Asya’nın son durağında masal şöleni

İpek Yolu’nun üzerinde Asya’nın son durağı Bursa’da Masal ve hikâye anlatıcılığını mesleği haline getiren Seher Kander, “Yetişkinlerin de en az çocuklar kadar masalı duymaya, inanmaya ve onunla kendilerini dönüştürmeye ihtiyacı var” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 14.05.2024 15:10
Haber Güncellenme Tarihi: 14.05.2024 15:10
Kaynak: Damla Dilmeç
Asya’nın son durağında masal şöleni

Bursa’da kendi bahçesinde başladığı anlatı sahnesine Misi köyünde kurduğu masal evinde devam eden masal ve hikâye anlatıcı Seher Kander, “Bu benim ihtiyacımdı, aldım, kabul ettim. Ve şimdi bunu yetişkinlerin de alıp kabul ettiğini gördükten sonra tamam dedim. Misi köyünde tarihi, estetik dokuya sahip bir konakta başladığımız anlatılarımız, şimdi Şair Ahmet Medresesi’nde devam ediyor” şeklinde konuştu.

Ankara Gazi Üniversitesi’nde Çocuk Gelişimi ve Eğitimi alanından mezun olduktan sonra Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı bölümünü bitiren hikâye ve masal anlatıcısı Seher Kander, “Masallar benim kanatlarım” diyerek 10 yıldır sürdürdüğü anlatı sahnesine Şair Ahmet Paşa Medresesi’nde devam ediyor.

“MASALLAR BENİM KANATLARIM”

Öğrencilik yıllarında sanatla ve edebiyatla hep iç içe olduğunu dile getiren hikâye ve masal anlatıcısı Seher Kander, “2014-2015’e kadar kendi halinde bir serüvenim vardı. Tiyatro yapıyordum, başka şeyler yapıyordum, ama aradığım şeyin tam olarak bunlar olmadığını fark ettim. Benim doğaçlamayı ve özgürleşmeyi sevdiğim bir alanım var. Mesleğimi yaparken de sanatla ilgilenirken de bu böyle, mesleğimi çok seviyorum. Hepsi bir arada ne yapabilirim diye düşünüyordum o sırada masal ve hikâye anlatıcılığını fark ettim. Masal ve hikâye anlatıcıları eski zamanda Anadolu ve kadim kültürde çok geniş bir yer kaplıyorlardı. Köy köy, şehir şehir gezerek masallar hikâyeler  anlatıyorlardı. Masallar anlatıcının kanatları gibidir, onu istediği yere istediği zamana alır götürür. Kadim ve tarihi kent Bursa, İpek Yolu’nun üzerinde Asya’nın son durağı olarak birçok hikâyeye ev sahipliği yapmıştır. Bu nimetten yararlanmak istedim. Tüm bunların hepsi benim merakımı daha da harladı. 2016’da kendi bahçemde yetişkinlerin de daimi olarak gelip masal dinleyebilecekleri  bir dünya oluşturmak istedim. 2019’da Misi köyünde masal evini kurdum ve bu meskende beş yıl boyunca anlatı sahnesinde dinleyici arkadaşlarımla buluştuk” dedi.

DEĞİŞEN YALNIZCA MESKENLER

Çocuklar kadar yetişkinlerin de masalı duymaya, inanmaya ve onunla kendilerini dönüştürmeye ihtiyacı olduğunu belirten  masal ve hikâye anlatıcısı Seher Kander, “Bu benim ihtiyacımdı, aldım, kabul ettim. Ve şimdi bunu yetişkinlerin de alıp kabul ettiğini gördükten sonra tamam dedim. Misi köyünde tarihi, estetik dokuya sahip bir konakta başladığımız anlatılarımız, şimdi Şair Ahmet Medresesi’nde Uluumay Müzesi ev sahipliğinde devam ediyor. Meskenler değişse de hikâyemiz sürüyor. Bu yolculukta Bursa'nın muhtelif yerlerinde; hanlarında, müzelerinde, sokaklarında hikâyeler anlattım. Anlatmaya da devam ediyorum” ifadelerini kullandı.

“HİKÂYELER MÜZİK İLE BULUŞTUĞUNDA ETRAFI BÜYÜLÜYOR “

Okuma ve dinleme kültürünün masal ve hikâye anlatıcılığında önemli bir yeri olduğunun altını çizen Kander, “Ben masallarla büyümedim ama kitaplarla, dergilerle, çevremdeki insanların anlattığı menkıbeler, kıssadan hisseler ile büyüdüm. Dolayısıyla benim dinleme ve okuma kültürüm her zaman vardı. Susulan, konuşulmayan bir çevrenin insanı olmadım. Bu da benim avantajım oldu. Masal ve hikâye anlatısını  farklı disiplinlerle birleştirmek istedim ve değerli müzisyen arkadaşlarımla performans göstermeye başladım. Masal ve hikâyeler müzik ile buluştuğunda etrafı büyülüyor  adeta,  müziğin tınısı anlatıyı daha güçlü hale getiriyor. Aldığım tüm eğitimleri ve sanata dair tüm birikimlerimi anlatıcı kimliğime yedirmeye başladım. Tiyatral hareketler, müzik ve hikâyenin muhteşem uyumuyla bambaşka bir dünyanın kapılarını araladık” dedi.

“HİKÂYELERLE BÜTÜNLEŞECEK ÇOK FAZLA HAN VAR”

 “Kendi hikâyesi olan iki yüz yıla yakın geçmişe sahip bir meskende çocuk, yetişkin ayırt etmeden anlattığımız hikâye ve masallarla hemhal olabiliriz, dönüşebiliriz ve bunu hep beraber yapabiliriz” diyerek kolektif bir yolculuğa çıktıklarını dile getiren Kander,“Bursa’da İpek Yolu Masal Akşamları için Hanlar Bölgesi bizim kadrajımızdaydı. Burada yüzyıllar boyunca hikâyeler anlatıldı. 21.Yüzyıl’da bunu çok fazla deneyimleyememiş olmak bölgenin atıl durumda kalması ve hikâyenin kesilmiş olması çok buruk hissettiriyor. Hikâyeler Asya’nın son durağı Koza Han’açok yakışıyor. Vaktiyle İpek Yolu’nda tüccarlar  yanlarında hikâyecilerini de getirirmiş. Bizde 2022 yılında Koza Han’da hikâye ve masal anlatmaya başladık. 2023 yılında üç gün üç gece yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Şahane bir kültür sanat etkinliği oldu.Kadim şehirde hikâyelerle bütünleşecek çok fazla han var” şeklinde konuştu.

“BURASI DÜNYA ÇOK SİHİRLİ BİR KELİME”

İnsanların masal ve hikâyelerden uzak olduğu bir dönemde bu işi meslek haline getiren Kander, yaşadığı hisleri şu ifadelerle anlattı: “Burası Dünya, çok sihirli bir kelime gibi geliyor bana.Ne zaman zorlansam, ne zaman düşsem, ne zaman canım yansa, ne zaman bir ah etsem ya da ne zaman kapı kapansa yüzüme, diyorum ki ‘bir dakika pes etmek yok burası dünya. Başka bir kapı vardır çalınacak.’ Bir kapı kapandığında, başka bir kapı çalmayı öğrenmiş olmak bu hayatta güzel bir erdem bence.”

“MASALLAR BANA ÇOK TILSIMLI GELİYOR”

Masalların insanlar üzerinde etki bıraktığını söyleyen Kander, “Yakın bir zamanda bir dinleyicimden “O kadar yoğun çalışıyorum, iş hayatının içinde kendimi kaybediyorum ama masal akşamına geldiğimde, bir masalla buluştuğumda tüm o yorgunluk geçiyor. Tüm sorunlar bir anda perdeleniyor.” diye bir mesaj aldım. Bunun gibi aldığım dönütler beni çok mutlu ediyor. Masal ve hikâyelerin içerisinde karanlık yerler olsa da sonu mutlaka umutlu bitiyor. Sadece mutlu değil aynı zamanda umutla sona erdiği için masallar dinleyiciyi bir kaosun içinden alarak, o yolun başka bir çıkışının daha mümkün olduğuna inandırıyor. Bir dinleyicimde bir masal akşamında masal içerisinde kendi hikâyesini bulduğunu ve adıyla barıştığını söylemişti. Bunun gibi çok fazla hikâye var.Bu yüzden masallar bana çok tılsımlı geliyor” diye konuştu.

“MASAL VE HİKÂYENİN TERAPÖTİK BİR YANI VAR”

Birçok konuda olduğu gibi kelimeler konusunda da epey savurgan ve özensiz davranıldığını ifade eden Kander, “ Kelimelerin gücünü hafife alıyoruz. Masal ve hikâyenin yetişkin dünyasındaki yerinin kıymetli olmasının sebeplerinden biride estetik kelimelerin olması. Masalın kelimelerle, imgelerle oyun oynayan bir tarafı var. Bunun yetişkin dünyasında görülmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tüm sanat disiplinlerinde olduğu gibi masal ve hikâyenin terapi zemininde terapötik bir yanı olduğu yadsınamaz. İnsanlar, hikâyelerin içini dolduran imge dediğimizi metaforlarla buluştuğunda bir katarsis yaşıyor. Masal ve hikâyelerin psikolojik zeminde bütün kavramlara hizmet eden bir araç olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

“BİZİ HER DEM ZAMANSIZ YAKALAR”

Masal ve hikâyelerin anonim kültürün bir yumağı olarak görüldüğünü belirten  Kander, masal ve hikâyenin bir bölgeye ve kültüre adanamayacağını şu sözlerle ifade etti:“Masallar dünyayı dolaşır. Dolayısıyla her masalla insan da dünyayı dolaşır. Buna inanıyor ve inandırıyor olmak çok kıymetli. Bazı masalların bazı kültürlerde sıkıştığını ya da oraya ait çok fazla öğe gösterdiğini görebiliyoruz. Masallar içinde bulundurduğu imge ve metaforlardan dolayı evrenseldir. Bazı yazılı ve sözlü masal ve hikâyelerin dünyayı gezmediğini yerelde kaldığını görsek de bu gezmeyecekleri anlamını taşımıyor. Masal ve hikâyelerin dünyayı dolaşarak bizi her dem zamansız bir şekilde yakaladığına inanmak aslında hikâyeye olan inancımızı kuvvetlendirir. Bu yüzden masallar evvel zamanla başlayıp hep sonsuza kadar mutluluk içinde yaşadılar şeklinde biter.”

MASAL VE HİKAYELERİ DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ

Masal ve hikâyelerin de bazen yetişkin dokunuşuna ihtiyacı olduğuna hatırlatan Kander, “Tiyatro, sinema gibi sanatın her disiplinine karşı bir eleştiri olduğu gibi masal ve hikâyelere karşıda bir eleştiri bulunuyor. Diğer sanat disiplinlerinde olduğu gibi masal ve hikâyelerde bizim seçimlerimizle bizimle buluşuyor. Seçimlerimizi yaparken içeriğine, dinleyicinin yaşına,  gelişimine göre farklılık gösterebiliyoruz. Bizim bazı masalları doğrudan ona hitap etmeyen bir yaş grubuyla paylaşmamız bizim inisiyatifimiz de olan bir durum. Doğru bir eşleşme yapılmaması masalı kötü yapmaz. Bu gibi durumlarda yetişkin sansürü uygulanarak masalı kendi istediğimiz yönde değiştirebiliriz. Mesela ben hikâye anlatırken bazı Anadolu masallarında kız çocuklarının içinde olduğu motifler beni rahatsız ediyor. Bu motiflerin değişmesini istiyorum ve olması gerektiğini düşündüğüm bir zemine taşıyorum o masalı, karakterimi güçlü ve fikri değerli bir kız çocuğuna dönüştürüyorum. Masal ve hikâyelerin toplumun kültürüne ve kolektifine hizmet etmesi gerekiyor. Anlattığım hikâyeleri seçerken kendi iç dünyamın ve toplumun o dönemki güncel hikâyesinin iyileşmesine destekleyecek hikâye ve masalları seçmeye çalışıyorum. O dönemde nasıl bir seher varsa onu dışarı çıkartarak hikâyeme yansıtıyorum. Duygularımı hikâye aracı ile yansıtmak benim için önemli ama hepsini bir araya getirdiğimde benim için en önemli şey toplumun, kendimin ve çevremdeki herkesin pozitif anlamda dönüşmesini sağlamak. Hikâyelerin topluma hizmet etmesini çok önemsiyorum” diye belirtti.

“GECENİN ÖRTÜSÜ İHTİYAÇ DUYULURMUŞ”

Masal ve hikâyelerin neden gece yatmadan önce anlatıldığını açıklayan Kander, “Masallar, hikâyeler, geçmiş kadim kültürde tandır başında, ateş başında, gaz lambası eşliğinde anlatılırdı. O zamanlarda da gecenin örtüsüne ihtiyaç duyulurmuş. Masalların ve hikâyelerin hiçbir şeyin onlardan rol çalmasına izin verilmezmiş. Masalı odakta tutmak, dinleyici ve anlatıcı ilişkisini kurabilmek ve oradaki o efsunlu hali pekiştirmek için gecenin örtüsüne ihtiyaç duyulurmuş. Bu yüzden masal ve hikâye anlatırken geceyi tercih ederiz ki vaktiyle de öyle tercih edilmiş”  diye aktardı.

“ANLATI SAHNESİ HERKESE AÇIK”

Anlatı sahnesinin herkese açık olduğunu vurgulayan Kander, “Çocuk gelişimi mezunu ve aile danışmanı olmam, sanat yapıyor olmak dinleyicilerimle güçlü bağlar kurmamı sağlıyor.   ‘Herkes için her yerde masal’mottosuyla tüm herkese hitap ediyoruz” dedi.  

Kaynak: Damla Dilmeç

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.