Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Şiddete toleransımız yoktur”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eğitim Ailesi ile düzenlenen İftar Programı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, konuşmasında öğretmen Fatma Nur Çelik’i anarak, "Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir." ifadelerini kullandı.

Haber Giriş Tarihi: 18.03.2026 21:49
Haber Güncellenme Tarihi: 18.03.2026 21:49

Ramazan ayı boyunca düzenlenen akşam programlarını sürdüren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu akşam Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki eğitimcilerle iftar yaptı.

Erdoğan, konuşmasına katılımcıların Ramazan ayını tebrik etmesiyle başladı ve, "Siz kardeşlerimle birlikte 81 vilayetimizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimizin, öğretmenlerimizin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında satır başları şu şekilde:

“Ramazan Bayramı'na kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Şimdi Ramazan-ı Şerifi geride bırakırken, şimdi elveda Ramazan diyoruz. Ramazan Bayramı'nın İslam dünyasına hayırlar getirmesini niyaz ediyorum. Ramazan ayı, bütün samimiyetimizle yüce Allah'a el açmanın en güzel iklimidir. Temiz bir kalple yapılacak duaların Allah katında karşılık bulacağına mutlaka inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetleri katında kabul etsin inşallah.

“VE DOST DÜŞMAN İYİ BİLİR Kİ ÇANAKKALE GEÇİLMEZ”

Çanakkale Deniz Zaferimizin 111. yıl dönümünü büyük bir gururla idrak ediyoruz. Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale Destanı'nın üzerinden tam 111 sene geçti. Kahramanlıkları tarihe sığmayan ordumuzun, tarih kitaplarına sığmayan Çanakkale Zaferi'nin 111. yılında, kanlarıyla toprağı sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle ve şükranla yad ediyorum. Muhterem hatıralarını gönlümüzün en mutena köşesinde yaşatacağız. Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekânlarını inşallah cennet eylesin. Merhum Akif, İstiklal Marşımızda "Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı" diyerek milletimizin neredeyse her ferdinin şehit evladı, şehit yakını olduğunu söylüyor. Anadolu, her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin; "Ana dolu", "Baba dolu" değil... Burası çok anlamlı. Şehit evladı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conkbayırı'dır, Gelibolu'dur, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez.

“ÇANAKKALE'DE ANADOLU'NUN HER İLİ, BİR İLÇESİ VARDIR”

Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin ve varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye'nin sadece 783.000 kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan iradedir, ittihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna vardır, Çanakkale'de Balkanlar vardır. Çanakkale'de Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır.

“ZAFERLER SİLSİLESİNİN ALTIN HALKALARINDAN BİRİDİR”

Çanakkale Bedr'in arslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif'in "Asım'ın Nesli" diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır, bir destandır. Zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir. Çanakkale Savaşı epik bir kahramanlık hikâyesi olduğu kadar, aynı zamanda dramatik bir hikâyedir. "Çanakkale içinde aynalı çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı" türküsü; henüz bıyığı terlememiş delikanlıların, lise ve darülfünun talebelerinin türküsüdür. Bakınız; 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi talebelerinin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. Milli şairimiz Akif; "Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda" derken işte bu acı hakikati dile getirir. "Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor" derken sadece Türk şiirinin en güzel mısralarından birini terennüm etmiyor.

“ADALETSİZ UYGULAMALARI ORTADAN KALDIRDIK”

Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç; şüphesiz nitelikli, milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir. Bu yolda son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi nitelikte reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık.

“ÖĞRETMENE KALKAN EL, GELECEĞİMİZE KALKMIŞ DEMEKTİR”

Muallimler yani öğretmenler, devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte; varlığımız ve milli bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedir. Anne babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük; öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti, en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. En son Fatma Nur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi ve bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır: Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir, öğretmene kalkan el bu milletin istikbaline vurulmuş bir hançerdir. Şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır.”