Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10. Milli İrade İftarı’nda gündemi değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi Orta Doğu’daki savaşa sürüklemek isteyenlere karşı son derece dikkatli olduklarını vurgularken, olası tehditlere karşı gerekli tüm önlemleri aldıklarını söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 13.03.2026 21:17
Haber Güncellenme Tarihi: 13.03.2026 21:17

10. Milli İrade İftarı Programı, İstanbul’da gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da programa katılarak, basın mensuplarının karşısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında 14’üncü gününe giren savaşa değinerek, "Ülkemizi savaşa çekmek isteyen tahrik ve tuzaklara karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Dün gece olduğu gibi hava sahamızı tehdit eden her türlü tehdite yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde bulunuyoruz. İran’a saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen, mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olun." ifadelerini kullandı.

DUYDUĞUM MEMNUNİYETİ EVVEL EMİRDE BELİRTMEK İSTİYORUM”

Konuşmasında İran’ın yanı sıra Gazze’deki son gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Baharın yavaş yavaş yüzünü gösterdiği bu güzel İstanbul akşamında, gönüllü teşekküllerimizin siz kıymetli temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti evvel emirde belirtmek istiyorum. Bu anlamlı birlikteliğe vesile olan, bugün burada gönüllerimizi buluşturan, bizleri bir araya getirmek suretiyle hasret gidermemize katkı veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Her birinize iftarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.

“KATLEDİLENLERİN KAHİR EKSERİYETİNİ ÇOCUKLAR, KADINLAR VE YAŞLILAR OLUŞTURUYOR”

Bu vesileyle Millî İrade Platformu’nun tüm üyelerinin mübarek Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyor; bu kutlu ay içinde Allah rızası için tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz ibadetlerin, ülkemizde ve dünyanın farklı köşelerinde yaptığınız hayır ve hasenatın kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Ancak İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla, gözyaşıyla, çatışmalarla ve savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze ateşkese rağmen huzura hasret kalırken, buna bir de İsrail’in Batı Şeria’daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. 10 Ekim’den bu yana Gazze’de şehit edilenlerin sayısı 640’ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklar, çocuklarımız; ya füzelerin, ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor.

“TÜM DENİZLERİ MAVİ OLSA NE OLUR, OLMASA NE OLUR?”

Komşumuz İran’dan Yemen’e, Sudan’dan Somali’ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında maalesef aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Dün gece olduğu gibi hava sahamızı tehdit eden her türlü tehdite yönelik gerekli önlemelerde bulunuyoruz. Henüz altı yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın, soruyorum, tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur?

“BAZI ÜLKELER İSRAİL GİBİ SOYKIRIMCILARA DESTEK VERDİ”

Daha üzücü olan, bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır. Suriye’de 13,5 yıl süren zulümde bunu gördük. Somali’de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı’da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. Öncesinde Srebrenitsa’da, o soykırımda bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde, hem de çok acı bir şekilde gördük. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, ne yazık ki yönetimler kimi zaman baskıya, kimi zaman şantaja boyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi ve cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında; coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse kimse çıkmadı.Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli ve Suriyeli çocuğun dramı, sanal âlemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi.

“DÜNYADAKİ TÜM MAZLUMLARLA DAYANIŞMA HÂLİNDEYİZ”

Çok değerli kardeşlerim, vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz. Bugün Türkiye’nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi, gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin’den Arakan’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde biz tüm imkânlarımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin ve öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız. Gazze’deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlindeyiz.”