
New York Times’ta yayımlanan ve Amerikalı, İsrailli ve İranlı çok sayıda yetkilinin açıklamalarına dayandırılan analizde, Washington ile Tel Aviv arasında İran’a yönelik saldırı planlarının nasıl şekillendiği ayrıntılarıyla ele alındı.
Analizin girişinde, Başkan Donald Trump’ın İran’da askeri harekâta yönelmesinde, diplomatik süreci sonlandırmaya kararlı olan Netanyahu’nun teşvik edici rol oynadığı ifade edildi. Habere göre Trump’ın danışmanlarından çok azı bu eğilime açıkça karşı çıktı.
11 Şubat’ta Oval Ofis’te basına kapalı gerçekleştirilen görüşmede Netanyahu’nun, Trump’ı İran’a saldırı konusunda ikna etmek için kapsamlı argümanlar sunduğu öne sürüldü. Görüşmede yalnızca savaş ihtimali değil, olası operasyon tarihleri üzerinde de durulduğu aktarıldı.
MAR-A-LAGO’DAN BEYAZ SARAY’A UZANAN SÜREÇAnalize göre Netanyahu, Aralık ayında Trump’ın Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinde yapılan toplantıda, İsrail’in İran’ın füze üslerine yönelik planladığı saldırılar için ABD onayı talep etti.
İki ay sonra ise daha geniş kapsamlı bir askeri iş birliği zemini oluştu. Gazete, ABD’nin İran’a yönelik saldırı kararını, “zayıflamış bir rejimi hedef alma gerekliliğini savunan Netanyahu için stratejik bir zafer” olarak değerlendirdi.
Trump’ın İran politikasındaki sertleşmede, Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik askeri operasyonun sağladığı özgüvenin de etkili olduğu öne sürüldü.
BEYAZ SARAY’DA SAVAŞ SENARYOLARI MASADAHaberde, Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda yapılan toplantılarda İran’a yönelik askeri seçeneklerin detaylı biçimde ele alındığı belirtildi.
Başkan Yardımcısı JD Vance’in başlangıçta temkinli bir yaklaşım sergilediği, ancak son dönemde askeri seçeneği güçlü biçimde desteklediği kaydedildi. Vance’in bir toplantıda, “Büyük ve hızlı hareket edelim” ifadesini kullandığı aktarıldı.
18 Şubat’taki bir diğer kritik toplantıda ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral John Caine’in, İran’ı müzakereye zorlayacak sınırlı bir saldırı ile rejimi hedef alan daha geniş kapsamlı bir operasyon seçeneklerini sunduğu ifade edildi.
Ocak sonundan itibaren ABD ordusunun genişletilmiş askeri planlar üzerinde çalıştığı ve şubat ortasına gelindiğinde birkaç haftalık operasyonu sürdürebilecek askeri gücün hazırlandığı öne sürüldü.
CUMHURİYETÇİ CEPHEDE İTİRAZ: TUCKER CARLSONAnalizde, Cumhuriyetçi çevrelerden gelen itirazlara da yer verildi. Özellikle medya yorumcusu Tucker Carlson’ın Oval Ofis’te Trump ile yaptığı görüşmede, İran’la savaşın ABD askerleri, enerji fiyatları ve bölgedeki Arap müttefikler açısından ciddi riskler doğuracağını savunduğu belirtildi.
Carlson’ın, ABD’nin yalnızca İsrail’in talebi doğrultusunda savaşa sürüklenmemesi gerektiğini ve Washington’ın “köşeye sıkıştırılmaması” gerektiğini dile getirdiği aktarıldı.
İSTİHBARAT VE HAMANEY DETAYIHaberde dikkat çeken bir diğer iddia ise ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın, İran lideri Ali Hamaney’in konumunu tespit ederek İsrail istihbaratıyla paylaştığı yönünde oldu. Söz konusu saldırının İsrail tarafından düzenlendiği öne sürüldü.
New York Times’a konuşan İranlı yetkililer ise, Tahran yönetiminin gündüz saatlerinde bir saldırı ihtimalini düşük gördüğünü belirtti. Hamaney’in yakın çevresine, “Savaş çıkması halinde tarihte saklanan bir lider olarak anılmaktansa yerinde kalıp şehit olmayı tercih edeceğini” söylediği iddia edildi.
WASHİNGTON-TEL AVİV HATTINDA YENİ DÖNEMGazetenin analizine göre, ABD’nin İran’a yönelik askeri hamlesi, Washington ile Tel Aviv arasında stratejik ortaklığın yeni ve daha sert bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Diplomatik kanalların zayıfladığı bu süreçte, askeri seçeneklerin ön plana çıkması bölgesel dengeleri doğrudan etkileyecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.