Orta Doğu’da tırmanan gerilim, dijital dünyada devasa bir istihbarat savaşına dönüştü. Washington Post’un (WP) yayımladığı analiz habere göre, Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile bağlantılı özel firmalar, açık kaynak verilerini yapay zeka ile işleyerek ABD askeri güçlerinin konumlarını ve hazırlıklarını deşifre ediyor.
YAPAY ZEKA VE SOSYAL MEDYA DEDEKTİFLİĞİ
Haberde yer alan iddialara göre, İran’da beş hafta önce başlayan çatışmalardan bu yana Çinli platformlardaki sosyal medya kullanıcıları ve teknoloji şirketleri; ABD üslerindeki ekipmanları, uçak gemisi gruplarının rotalarını ve Tahran’a yönelik hava saldırısı hazırlıklarını içeren detaylı bilgileri viral hale getirdi. Bu bilgilerin, uydu görüntüleri, uçuş takip sistemleri ve nakliye verilerinin yapay zeka araçlarıyla birleştirilmesi sonucu elde edildiği savunuluyor.
PEKİN’İN "SİVİL-ASKERİ ENTEGRASYON" STRATEJİSİ
WP, Pekin yönetiminin doğrudan müdahil olmaktan kaçınsa da bu çatışma ortamından teknolojik ve stratejik fayda sağladığını öne sürdü. Çin’in, savunma uygulamalarına sahip yapay zeka geliştiren firmaları desteklemek için yüz milyonlarca dolar harcadığı ve bu verilerin ABD ordusunun "gizlilik" kabiliyetini giderek zorlaştırdığı belirtildi.
PENTAGON: "FARKINDAYIZ"
İstihbarat uzmanları, özel sektördeki bu bilgi toplama artışının küresel bir güvenlik riski oluşturduğunu vurguluyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 31 Mart’ta konuyla ilgili bir soruya verdiği yanıtta, "Düşmanların (İran’a) sağlamaması gereken bazı bilgiler ve istihbaratlar sağladığı durumlar var. Bunun farkındayız," diyerek sızıntıları bir anlamda teyit etti.
RUSYA VE İRAN HATTINDA VERİ TRAFİĞİ
Öte yandan haberde, sadece Çin’in değil, Rusya’nın da Orta Doğu’daki ABD güçleriyle ilgili hedef belirleme bilgilerini İran ile paylaştığı iddia edildi. Bu durumun, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını açık hedef haline getirdiği ve Pekin’in küresel istihbarat yeteneklerini sergileme niyetini yansıttığı ifade ediliyor.
Gelişmeler, modern savaşlarda artık sadece silahların değil, veri işleme hızının ve yapay zeka kapasitesinin de belirleyici olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.