
İran eksenli çatışmaların boyutu, hem siyasi hem de coğrafi düzlemde genişlemeye devam ediyor.
Yemen'deki İran destekli Husilerin, İsrail’e yönelik füze saldırılarıyla sürece dahil olması, stratejik bir geçiş noktasını daha sıcak çatışma bölgesine dönüştürdü.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin ardından, Babülmendep Boğazı’nın hayati önemi bir kez daha dünya kamuoyunun ana gündem maddesi haline geldi.
Uzman görüşlerine göre, Yemen kıyılarının büyük bir kısmını kontrol eden Husilerin savaşa eklemlenmesi, küresel enerji ve ticaret yolları üzerinde ciddi bir risk teşkil ediyor.
Henüz boğaza yönelik doğrudan bir müdahale gerçekleşmemiş olsa da Husilerin Hudeyde gibi kritik limanları elinde bulundurması ve geçmişteki gemi saldırıları, deniz güvenliği endişelerini zirveye taşımış durumda.
Bölgedeki askeri hareketlilik, özellikle Haziran 2025'te İngiltere Deniz Ticaret Örgütü'nün (UKMTO) ABD bağlantılı ticari gemilere yönelik yayımladığı "yüksek tehdit" uyarısıyla çok daha kritik bir boyuta evrildi.
Husilerin füze ve insansız hava araçları (İHA) kullanarak daha önce pek çok farklı ülkeye ait gemiyi hedef almış olması, grubun çatışmalara dahil olmasıyla birlikte Kızıldeniz’deki ticari trafiğe yönelik riskleri zirveye taşıdı.
Babülmendep Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir tıkanıklık, ticari gemilerin ve petrol tankerlerinin rotasını Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’na kaydırmasına neden olarak küresel çapta devasa bir ekonomik maliyeti tetikleme riski barındırıyor.