
Trafik kazası sonrası araç mahrumiyet bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, hem sigorta sektöründe hem de hukuk dünyasında ciddi bir tartışma başlattı. Kötüye kullanım iddialarıyla gündeme gelen bu uygulama, itiraz süresini kaçıran vatandaşlar için ağır maddi yükümlülüklere dönüşebiliyor.
KOMŞU KAZASINDAN 44 BİN TL'LİK İCRA ÇIKTI
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yaşayan R.Z. isimli vatandaşın başına gelenler, sistemdeki işleyişi özetler nitelikte. 11 Aralık 2025 tarihinde gerçekleşen maddi hasarlı kazada, R.Z. park halindeki S.E.’ye ait araca çarptı. Olay sonrası taraflar arasında anlaşma sağlandığı düşünülürken, R.Z. yaklaşık iki ay sonra kendisine ulaşan 44 bin 308 TL’lik icra emriyle sarsıldı.
Mağdur R.Z., söz konusu tutarın "ikame araç bedeli" adı altında talep edildiğini belirterek şu iddialarda bulundu:
"Aracın 20 gün tamirde kalmadığını tespit ettik. Karşı taraf bu süreçte araç kiralamadığı halde, sanki kiralama yapılmış gibi bedel talep edildi. Üstelik aynı aracın aynı noktada daha önce de benzer kazalara karıştığını ve her seferinde icra takibi başlatıldığını öğrendik. Bu durum kamu vicdanını yaralayan bir sistemsel suistimale işaret ediyor."
7 GÜNLÜK İTİRAZ SÜRESİ KRİTİK ÖNEMDE
Sigorta uzmanları, mevcut mevzuattaki boşlukların bu tür mağduriyetlere zemin hazırladığını ifade ediyor. Trafik kazalarında kusursuz tarafın "araç değer kaybı" ve "araç mahrumiyet bedeli" talep etme hakkı bulunuyor. Ancak, kasko poliçelerinin çoğu bu mahrumiyet bedellerini teminat altına almıyor.
Sigorta Uzmanı Cenk Cucur, ilamsız icra takibi yöntemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bazı durumlarda gerçek bir kiralama yapılmasa dahi sahte belgelerle takip başlatılabiliyor. Vatandaşlar e-Devlet üzerinden kontrollerini yapmalı. İcra tebligatı geldikten sonra 7 gün içinde itiraz edilmezse takip kesinleşiyor; ana paraya avukatlık ücretleri ve faizler eklenerek meblağ katlanıyor."
YARGITAY KARARI VE HUKUKİ BOYUT
Hukukçular ise meselenin yargıdaki karşılığını Borçlar Kanunu çerçevesinde açıklıyor. Avukat Fatma Akar Akın, haksız fiillerde "gerçek zarar" ilkesinin esas olduğunu vurguladı.
Akın, Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik kararlarına değinerek şu bilgileri verdi: "Araç kiralandığına dair somut bir fatura sunulmasa bile, hâkim Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı takdir edebilir. Bu aşamada bilirkişi devreye girerek aracın niteliğine göre piyasa rayicini ve makul tamir süresini hesaplar. İlamsız icra yoluyla gelen ödeme emirlerine süresi içinde itiraz edilmesi, dosyanın bilirkişi incelemesine gitmesini ve gerçek zararın belirlenmesini sağlar."
DÜZENLEME BEKLENTİSİ ARTIYOR
Sektör temsilcileri ve hukukçular, ilamsız takip uygulamasının bu alanda suistimallere açık olduğunu belirterek, mağduriyetlerin önüne geçilmesi için yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini ifade ediyor. Mevcut durumda vatandaşlara, e-Devlet üzerinden adlarına açılmış bir icra dosyası olup olmadığını düzenli olarak kontrol etmeleri tavsiye ediliyor.