
Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te, Opera ve Bale Tiyatrosu’nun karşısında yer alan küçük bir yeraltı kafede ortaya çıkan özgün bir uygulama, kısa sürede şehir kültürüne farklı bir soluk kazandırmıştı. Kahve bardaklarını kişisel sanat yüzeylerine dönüştüren bu fikir, şimdi Bursa’da yeniden yorumlanarak günlük yaşamın içine taşındı.
Tiflis’te başlayan bu yaratıcı yaklaşım, sıradan bir kahve deneyimini kısa sürede kişisel bir sanat anına dönüştürmesiyle dikkat çekmişti.
Uygulamanın temelinde oldukça sade bir fikir yer alıyor: Sipariş edilen kahvelerin bardaklarına kısa sürede el çizimi portreler, isimler veya sembolik görseller işleniyor. Baristaların hızlı ve kişisel dokunuşları sayesinde her bardak, sıradan bir içecek olmaktan çıkarak özel bir hatıraya dönüşüyor.
Tiflis’teki küçük kafe, zamanla sanat ile gündelik yaşamın iç içe geçtiği sembolik bir mekana dönüşmüş durumda.
Bu yaratıcı fikir Bursa’da da karşılık buldu.
Fomara Meydanı çevresinde hizmet veren küçük bir kafe, konsepti “Face Latte” adıyla hayata geçirdi. Burada da kahve siparişi veren müşterilerin bardaklarına birkaç dakika içinde kişiye özel çizimler yapılıyor.
En dikkat çekici detaylardan biri ise bu hizmetin tamamen ücretsiz sunulması. Çizimler çoğunlukla müşterilerin yüz hatlarına göre hazırlanırken, isteyenler için isim, tarih veya sembolik figürler de eklenebiliyor.
Kafenin fikir sahiplerinden Dilek Divitçi, uygulamanın çıkış noktasını Tiflis’te yaşanan deneyimle anlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Tiflis’te gördüğümüz bu fikir bizi çok etkiledi. İnsanların sıradan bir kahve alışverişinde bile küçük bir sanat anı yaşaması çok özel bir deneyimdi. Bursa’da da bunun karşılık bulacağını düşündük. Amacımız sadece kahve sunmak değil, insanlara gün içinde küçük ama unutulmaz bir deneyim yaşatmak.”
Uygulama özellikle gençler ve sosyal medya kullanıcıları tarafından yoğun ilgi görüyor. Kişiye özel hazırlanan bardakların fotoğrafları sık sık paylaşılırken, bu durum kafenin bilinirliğini kısa sürede artırdı. İşletme sahipleri ise bu ilgiyi planlı bir reklamdan ziyade doğal bir ilgi olarak değerlendiriyor.
Girişimciler, bu fikrin temelinde kahvenin artık sadece bir içecek değil, aynı zamanda kısa süreli bir sanat deneyimi sunan araç olduğu görüşünü paylaşıyor. Tiflis’te başlayan bu küçük fikir, Bursa’da yeni bir şehir hikâyesine dönüşerek iki şehir arasında adeta sanatsal bir köprü oluşturuyor.