MEB’in “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi laiklik tartışması yarattı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına yönelik etkinlikler düzenlenmesini öngören genelgesi kamuoyunda laiklik tartışmalarını alevlendirdi. Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi, uygulamaların anayasal ilkelere aykırılık taşıyabileceğini belirterek hukuki girişimde bulunacaklarını açıkladı.

Haber Giriş Tarihi: 02.03.2026 16:40
Haber Güncellenme Tarihi: 02.03.2026 16:40

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” başlıklı genelge doğrultusunda okullarda Ramazan ayına ilişkin etkinlikler düzenlenmesi yönündeki uygulamalar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Eğitim kurumlarında gerçekleştirilecek programların kapsamı ve içeriği, özellikle laiklik ilkesi çerçevesinde tartışma konusu oldu.

Konuya ilişkin bursahayat.com.tr’ye değerlendirmelerde bulunan Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi, kamusal eğitim alanında dini referanslı etkinliklerin kurumsallaştırılmasının hukuki açıdan sorun teşkil edebileceğini savundu.

“MESELE İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİL, KAMUSAL YÖNLENDİRME”

Merkez adına açıklama yapan avukat Yazıcı, herkesin inancını özgürce yaşama hakkına sahip olduğunu vurgularken, tartışmanın bireysel ibadet özgürlüğüyle karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.

Yazıcı, “Burada mesele, bireylerin dini vecibelerini yerine getirmesi değil; çocuklar üzerinden kamusal eğitim alanında bir yönlendirme yapılması ihtimalidir” dedi.

Okulların laik ve tarafsız bir yapıya sahip olması gerektiğini belirten Merkez temsilcileri, “Kamusal eğitim alanı herhangi bir dini referans üzerinden şekillendirilemez” görüşünü dile getirdi.

ANAYASA MADDELERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın: 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesi, 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, 24. maddesindeki din ve vicdan özgürlüğü, ve 42 maddesindeki eğitimin bilimsel esaslara göre yürütülmesi hükmü hatırlatıldı.

Merkez, merkezi idari talimatla dini içerikli etkinliklerin kurumsal bir yapıya kavuşturulmasının anayasal ilkelere aykırılık oluşturabileceğini savundu.

“GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU YETERLİ DEĞİL”

Okul ortamının hiyerarşik bir yapı barındırdığına dikkat çeken Yazıcı, gönüllülük esasının uygulamada yeterli güvence sağlamayabileceğini belirtti.

“Gönüllülük vurgusu yapılmış olsa da öğrencilerin çoğunluğa uyum baskısı hissedebileceği göz ardı edilmemelidir” diyen Yazıcı, çocukların psikolojik ve sosyal baskı altında kalabileceğini ifade etti.

Avukatlar, bu durumun kamusal eğitimin tarafsızlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILIYOR

Sosyal medyadaki paylaşımlar ve sahadaki uygulamaların takip edildiğini açıklayan Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi, anayasal ilkelere aykırı olduğunu düşündükleri etkinlikler hakkında soruşturma başlatılması için girişimde bulunacaklarını duyurdu.

Sürecin savcılık makamının takdirinde olduğunu belirten Merkez yetkilileri, “Hukuki itirazımızı kayıt altına almak ve anayasal çerçevede tepkimizi göstermek sorumluluğumuzdur” açıklamasında bulundu.

ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE VURGU

Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni de hatırlatarak, çocukların üstün yararı, düşünce ve vicdan özgürlüğü ile ayrımcılık yasağına dikkat çekti.

Eğitimin tek yönlü bir kimlik inşası aracı olmaması gerektiği vurgulanırken, okul ortamının eleştirel düşünceyi ve çoğulculuğu geliştiren bir yapıda olması gerektiği ifade edildi.