
Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen’in yönetiminde gerçekleştirilen konferansta, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Kılıç, Arendt’in politik ve sıradan kötülük tanımına değinerek, sıradan kötülüğün sıradan insanlar tarafından da işlenebileceğini vurguladı.
‘KÖTÜLÜK, İNSANLIĞIN PARÇASIDIR’Prof. Dr. Yavuz Kılıç, Arendt’in kötülük tanımına geçmeden önce, Sokrates’ten Kant’a kadar farklı filozofların kötülük anlayışlarını ele aldı. Kılıç, Sokrates’in “insanlar bile bile kötülük yapmaz” görüşüne rağmen günümüzde bilinçli kötülük eylemlerinin yaşandığını belirtti. Aristoteles’in erdem temelli yaklaşımından Kant’ın insan odaklı ahlak anlayışına kadar, kötülüğün insana ait bir mesele olduğunu vurguladı ve “Bunlar insan olamaz” yaklaşımının yanlış olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Kılıç, Arendt’in radikal-politik ve sıradan kötülük kavramlarını katılımcılara aktardı. “Eichmann Kudüs’te” kitabına atıfta bulunarak, Eichmann’ın sadist olmadığını, akıl sağlığının yerinde olduğunu, ancak doğruyu yanlıştan ayıracak düşünme yeteneğine sahip olmadığını ve itaatkar bir tutum sergilediğini belirtti.
‘TOTALİTER REJİMLERDE İNSANLIK İNSANİ NİTELİĞİNİ KAYBEDER’Prof. Dr. Kılıç, sıradan kötülükten daha tehlikeli olanın politik kötülük olduğunu ifade ederek, bu kavramı antisemitizm, emperyalizm ve totalitarizm başlıkları altında inceledi. Politik kötülükte bireyler değil, doğrudan insanlık fikrinin hedeflendiğini belirtti. Kılıç, bir topluluğun insanlıktan dışlanmasının, bütün insanlığın parçalanması anlamına geldiğini söyledi. Özellikle totaliter rejimlerin (Nazi Almanyası ve Stalin) insan denilen varlığı "gereksiz kıldığını ve insan olmaktan çıkardığını" vurguladı. Bu sistemlerde söz hakkı yoktur ve herkes susturulmuştur; bu da totalitarizmi politik kötülüğün en önemli ve en yıkıcı formu yapmaktadır.